2015 için insani bir girişim gerekli

01 Mart 2012, Perşembe 05:00
AA

Fransa Anayasa Konseyi’nin “Ermeni soykırımının reddini suç sayan” yasayı geri çevirmiş olması tarihi önemde bir karar. Çıkan bu sonuç, Fransa ve Avrupa düzeyinde emsal teşkil edecek. Siyasi kariyerini ve dış politika vizyonunu Türkiye ve İslam karşıtlığı üzerine kuran Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, hiç şüphe yok ki ağır bir darbe aldı.

Seçimlere çok az bir zaman kala böyle bir sonuçla karşılaşmış olması, kim ne derse desin Sarkozy’de psikolojik bir travmaya yol açacak. Görev süresi içinde Ankara-Paris ilişkilerini zehirleyen Sarkozy’nin verdiği zararın onarılması kolay değil; ancak hiç değilse Türk-Fransa ilişkileri uçurumun eşiğinden dönmüş oldu.
[[HAFTAYA]]

Şimdi her iki tarafın gayretiyle yaraları sarmaya çalışmak gerekiyor. Sosyalistlerin cumhurbaşkanı adayı François Hollande da seçilmesi halinde Ermeni yasasını yeniden geçirmek için uğraşacağını açıkladı ancak bu seçmenlere yönelik manevradan başka bir şey değil. Çünkü Fransız Anayasa Konseyi’nin bu kararı, benzer yöndeki girişimlerin önünü büyük oranda kapatıyor. Bundan böyle Fransa yasama organı tarihi konularda karar alıp üstelik buna ceza maddeleri eklemek gibi fantastik işlerle uğraşamaz.

Renault, Peugeot, Total, Carrefour gibi Türkiye ile önemli ticari bağlantıları olan Fransa kökenli şirketler ve iki ülke arasında iş yapan binlerce kişi, derin bir soluk aldı. Ankara’da kısa bir süre önce göreve başlayan ve Türkiye ile dostluk geliştirilmesi için çok uğraşan yeni Büyükelçi Laurent Bili de ağır bir stresten kurtulmuş oldu.

Zira eşyalarını toplayıp Fransa’ya dönmesi gibi bir durum söz konusu olabilirdi. Bu kararın alınmasında Türkiye’nin her düzeyde gösterdiği kararlılığın etkisi büyüktür. TOBB’dan TÜSİAD’a, üniversitelerden Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne kadar yüzlerce farklı kurum, Fransa’nın yanlış bir karar almaması için tek tek girişimde bulundu. Hatta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Hanım’ın Çankaya’da AB büyükelçilerinin eşleri onuruna verdiği yemeğe Fransız sefirin eşini çağırmaması sembolik ama çok önemli bir işaretti. Türkiye bu konudaki duruşunu en güçlü şekilde göstermiş oldu.

Irkçılığa tolerans olmaz

Paris’teki bu gelişme Türkiye adına çok önemli bir diplomatik kazanım ancak yine de zafer havasına girmek gereksiz. Ermeni iddialarının arkasında duran ülke ve gruplar şu sıralar 2015 için yoğun hazırlık yapıyor. 2015, Ermeni soykırımı iddialarının 100. yılı olması nedeniyle Türk dış politikası açısından çok kritik. Benim görebildiğim kadarıyla yaklaşan bu tarih için Ankara’nın ciddi bir hazırlığı yok. Ermeni meselesi konusunda “Biz arşivlerimizi açtık, isteyen buyursun gelsin” gibi pasif bir ifadenin artık ötesine geçmek gerekiyor.

İddiaları savuşturmak konusunda etkisini gösteren Türkiye, acıları paylaşmak ve geleceğe dair barışçı bir diyalog için köprüler kurabilir. Taksim’de Hocalı trajedisini anmak için toplanan insanların arasına güçlü bir şekilde sızan ırkçı gruplar, Türkiye’de bu konuların ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.

Agos Gazetesi’ni basmak isteyenler ve “Hrant’ın ölümü iyi oldu” anlamına gelecek pankartlar taşıyıp sloganlar atanlar, keşke hükümet tarafından çok güçlü bir şekilde kınanabilseydi. Dünyada hoşgörüsüzlük ve ırkçılığın en büyük kurbanlarından biri olan Türkiye, kendi topraklarında bu akımlara tolerans gösterme lüksüne sahip değil.