Avrupa'nın en...

04 Mart 2011, Cuma 23:30
AA

Gazeteleri açtığınızda her gün başlıkta gördüğünüz “en...” ifadesiyle başlayıp devam eden çok sayıda haber görebilirsiniz. Mesela Avrupa’nın en büyük adliye sarayı, Avrupa’nın en büyük havaalanı, Avrupa’nın en büyük eğlence parkı... Ne bileyim, daha bir sürü örnek...
Hayatı büyüklüklerle değerlendirmeyi seven bir milletiz.
Gazetelerin cinsellik sayfaları penisini büyütmek isteyen okur mektuplarıyla dolu. İçini hiçbir zaman doldurmasak da büyük bagajlı otomobillere bineriz, doğru dürüst oturacak zaman olmasa da büyük salonlu evleri tercih ederiz.
Örnekler uzayıp gidiyor.
Bizim için büyüklük, nitelik ve kalitenin çoğu zaman önündedir.
Mesela binalarımızın yüzde 90’ı depreme dayanıksız ama Avrupa’nın en yüksek binası bizde!
Şişli’deki Cevahir Alışveriş Merkezi de “Avrupa’nın en büyüğü” diye açılmıştı. Şehre en büyük katkısı (!) trafik konusunda oldu. O gün bugündür önündeki yol kilit. İşin ilginç tarafı, müşterilerinin çoğunu kendisinden daha küçük alışveriş merkezlerine kaptırdı.

[[HAFTAYA]]

Büyüklük takıntımız

İstanbul, Avrupa’nın en kalabalık şehri. Yoğun trafikte 10 kilometrelik bir mesafe 2 saatte gidilebiliyor.
En hızlı büyüyen konut piyasası bizde.
Şehrin gözde semtlerinde daire fiyatları 500 bin dolar ila 3 milyon dolar civarında! Bu paralara, dünyanın en yüksek refah seviyesine sahip yeri California’da havuzlu malikâne veriyorlar.
Geçenlerde İstinye’de lüks bir konut projesini inceledim; daireler 1 milyon dolardan başlıyordu. Manzara olarak, balkonuna don asılmış gecekonduları görüyor.
Bunları niye anlattım? Büyüklük, uzunluk, her zaman öyle üzerine atlanacak bir şey değil.
Gelin hayata biraz tersten bakalım:
Çok çocuklu aileler toplumun genellikle en yoksul kesimini oluşturuyor. Trafik kazasının, depremlerde insan kaybının, kadın ve çocuk ölümlerinin, hapisteki gazeteci sayısının en çok yaşandığı ülke, Türkiye. En pahalı benzin bizde, en az kadın vekil, en düşük okuryazarlık bizde. Gelir eşitsizliğinde en büyük uçurum bizde, dünyada en az araştırma yapılan üniversiteler bizde. Cep telefonu kullanma ve TV izleme rekoru da açık ara bizde.
Diyorum ki, gelin şu büyüklüklerin içini biraz daha dolduralım.

ÜSTÜN IRK ÇAĞRISI MI?

Hürriyet Gazetesi’nin ekonomi sayfasında dün Demet Cengiz Bilgin imzasıyla dikkat çekici bir haber yayınlandı. Kalem dünyasının lideri olarak tanınan Kont Anton Wolfgangvon Faber Castel, aile şirketlerinde başarı reçetesini anlatırken “Akıllı kadınlarla evlenin, zeki çocuklarınızın olmasını garantileyin” gibi bir ifade kullanmış. Avrupa aristokrasisinde asillerin kendi sınıflarından insanlarla evlenmesi gibi bir gelenek vardır. Bu doğru. Ama Kont bu kez biraz ileri gitmiş. Zira -gerçek niyeti o olmasa bile- söylediği şeylerle üstün ırk yaratma düşüncesi arasında benzerlik var. Bu çağda şirketlerin başarılı olma kriterini “seçilmiş insanlarla” evlenme şartına bağlayan kontun sözleri beni şaşırttı