Başbakan, Çin tercihinde haklı

28 Eylül 2013, Cumartesi 05:00
AA

Türkiye gibi bir ülke düşünün: Dört bir yanı sorunlu komşularıyla çevrili, her türlü saldırı riskine açık ancak kendisini savunabileceği uzun menzilli füzesi yok. Son dönemde askeri alanda pek çok gelişme göstermemize rağmen füze savunma sisteminde oldukça geriyiz. Kısa menzilli füzelerimiz eski ve teknik kapasiteleri sınırlı. Bu alandaki eksikliklerin giderilmesi için yıllar önce ilk adım atıldı; Türkiye ilk kez 2007’de uzun menzilli füze satın almak için girişimlere başladı.

Ankara, o dönemde İran’dan gelebilecek olası saldırılara karşı füze temin etmek istiyordu. Türkiye, dışarıya olan bağımlılığını ortadan kaldırmak için füzeleri ortak üretecek ülke aramaya başladı. Şirketlere “Teknoloji transferine sıcak bakıyorsanız gelin” dendi. Pazarlıklar yıllar boyu sürdü.

Ancak Türkiye, kararını sürekli erteledi. Yarışa; Amerikan (Patriot), Fransız-İtalyan (Samp-T), Rus (S-300) ve Çinli (FD-2000) üreticiler katılıyordu. Birçok kişi, Türkiye’nin -NATO üyesi olması ve ABD ile yakın ilişkisi nedeniyle- Raytheon tarafından üretilen Patriotları tercih edeceğini sanıyordu.

[[HAFTAYA]]

Fransa reddedildi

Fransa, İtalyanlarla birlikte ürettiği füzenin Türkiye’nin ihtiyaçlarına en uygun seçenek olduğunu anlatmak için heyetler gönderdi. Fakat Ankara-Paris ilişkilerindeki soğukluk, bu teklifin ciddi seviyede ele alınmasını engelledi. Türkiye, son dönemde tercihini Rus yapımı S-300’lere çevirdi. Hatta Başbakan Erdoğan son versiyon S-400’lerin ortak üretim yoluyla alınmasına sıcak bakacaklarını söylemişti.

Ancak Ruslar teknoloji transferine sıcak bakmadı. Sonunda Çin tercihi ağırlık kazandı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında toplanan Savunma Sanayii İcra Komitesi, Çin ile yola çıkılacağını duyurdu. Çin’in füze teknolojisi Batı’dan geride değil. Üstelik söz konusu sistemin maliyeti rakiplerine oranla 1 milyar dolar düşük olacak. Teknik ve mali gerekçelerin ötesinde Başbakan Erdoğan’ın tercihinin etkisi büyük. Erdoğan, savunma projelerinde maksimum seviyede yerli katkı istiyor. Asya, bu alanda işbirliğine daha açık.

Asya’nın ağırlığı artacak

Türkiye’nin son dönemde aldığı stratejik projelerde Asya ülkeleri etkin şekilde yer alıyor. Son 10 yılda Japonya, Güney Kore, Hindistan ve Çin ile milyarlarca dolarlık bağlantı yapıldı. Sinop’a yapılacak nükleer santralde Güney Kore’nin ciddi ağırlığı var. Belli ki, Asya’nın ağırlığı daha da artacak. Türkiye artık kendisini stratejik olarak Batı ile sınırlı görmüyor.

Ankara, Doğu’ya kayan yeni sistemde daha fazla yer almak istiyor. Amerika ve Avrupa, muhtemelen Ankara’ya “Batı ittifakı açısından önemli bir savunma projesinde Çin şirketini seçmenizi not ettik” diyecektir. Fakat bunun pek önemi yok. Amerika stratejik malların üretiminde bile Çin’le çalışıyor, Almanya da öyle. Biz de işimize bakalım. Erdoğan’ın Çin tercihi doğrudur.