Belgrad Ormanı'ndan geriye ne kalacak?

16 Kasım 2012, Cuma 05:00
AA

Bu soruya keşke “Hiç merak etmeyin, kimse ormana dokunmayacak” cevabını verebilseydim. 5 ila 10 yıl içinde Belgrad Ormanı’nın yaklaşık yarısını kaybedeceğimizi, yeşil dokunun tahrip edileceğini ve ağaçların büyük bölümünün öleceğini tahmin etmek için kâhin olmak gerekmiyor. Belgrad Ormanı ve çevresini tehdit eden üç büyük proje var:

-3. köprü.
-Yeni havalimanı.
-Konut projeleri.

Yeni köprü ve havalimanı projesi, yaratacağı nüfus baskısından ötürü; yeni başlayan konutlar ise doğrudan ormana etki edecek. Belgrad Ormanı, Avrupa yakasındaki tek büyük yeşil alan durumunda. Bölgedeki ağaçlar, İstanbul’un akciğeri işlevini görüyor. Ormanın tahrip olması ve ağaç sayısının azalması şehrin hava kalitesini hissedilir oranda düşürecek.

Ayrıca İstanbul’un yağış rejimi olumsuz yönde etkilenecek. Aşırı yağmurlu ya da aşırı kurak günler göreceğiz. Hükümet temsilcileri ve İstanbul’u yöneten otorite, “yeni projeler nedeniyle Belgrad Ormanı’nın zarar görmesine izin verilmeyeceğini” söylüyor. Ancak bu projelerin daha hiçbiri başlamadan talan ve tahribatın ne boyutlara ulaştığı ortada.

Köprü ve havalimanı projeleri yarılandığında müteahhitler, şu sıralarda kapattıkları arsalara konut ve AVM’leri dikecekler, bunları “ormana komşu” sloganıyla pazarlayacaklar. Münih’teki Englischer Garten, Londra’daki Hyde Park ve New York’taki Central Park’a benzer parklarımız asla olmayacağı gibi mevcut ormanımızı da kaybedeceğiz. “Hayır, olmaz öyle şey” diyenlere inanmayın. Bu yazımın kenarına günün tarihini yazın ve kesip saklayın!

* * *

NTV’de Gülay Afşar’ın sunduğu programda Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç’u izledim. Başkanlık sistemi tartışmaları, Avrupa Birliği hedefi, TÜSİAD’ın geleceği gibi konularda önemli açıklamalar yaptı:

-Koç, halk arasındaki popülaritesi yüzde 40’lara düşmüş olsa da ‘Avrupa Birliği’nden şaşmamak gerektiğini’ söylüyor. Bunu da ekonomik istikrar ve demokrasi standartlarının yükseltilmesi hedefine bağlıyor.

-Başkanlık sistemi tartışmalarında mevcut rejimin devamından yana. Yani ‘parlamenter sistemin sürmesinin en iyi tercih olacağını’ ifade ediyor.

Mustafa Koç’un yerli otomobil tartışmasıyla ilgili yaklaşımı da dikkatimi çekti. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın CNN TÜRK’te benim sorum üzerine “1-2 babayiğitle görüşüyoruz” sözünün hatırlatılması üzerine ‘kendileriyle bu konuda bir temas olmadığını’ açıkladı.

Mustafa Koç, Türkiye’de iç talebin yetersizliği, yeni tasarım, üretimin getireceği aşırı maliyet ve Avrupa’daki ekonomik kriz gibi unsurlara dikkat çekerek ‘hükümetin istediği yerli otomobilin gerçekleştirilmesinin imkânsıza yakın olduğunu’ vurguladı. Türkiye’nin en büyük sanayi ve sermaye grubunun sözcüsünün bu açıklamasıyla, süreç, yeni bir aşamaya girmiş oldu. Özetle yakında bir gelişme olması hayli zor görünüyor. Bu durumda son çare Zafer Çağlayan’ın işaretini verdiği gibi bu işin kamu eliyle başlatılması mı olacak? Bakalım, göreceğiz.