Benim umudum var

21 Kasım 2013, Perşembe 05:00
AA

Neredeyse bir yıldır terör eylemleri yaşanmıyor, kan akmıyor, analar ağlamıyor. Her şey bu ortamı sağlamakla başladı. Sonra başka adımlar geldi. Nihayetinde Diyarbakır’da tanık olduğum manzara beni gelecek için umutlandırdı. İç savaş, parçalanma gibi korku ve kaygılarım azaldı.

Hala bazı endişelerim var ancak iyi bir yolda olduğumuza inanıyorum. Türkler ve Kürtler’de bir arada yaşama iradesinin çok güçlü olduğunu görüyorum... Neden mi böyle düşünüyorum? Daha önceki yıllarda da iktidar partileri iyi niyetle kolları sıvamış, ancak netice alınamamıştı. Partide derin çatlaklar oluşmuştu. ANAP, DYP ve CHP’nin durumunu buna örnek verebilirim. Derin görüş ayrılıkları nedeniyle geçmişte bu partiler net bir Kürt politikası oluşturamadı. Bugünkü AK Parti’de ise neredeyse homojen bir tavır var.

[[HAFTAYA]]

Bunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın partili arkadaşlarıyla kurduğu liderlik ilişkisinin de etkisi olduğuna inanıyorum. Evet, farklı düşünenler mevcut, ancak onlar da sürecin kesintiye uğramasını istemiyor. Erdoğan meselenin üzerine cesaretle gidiyor. 11 yıllık hükümet deneyimi, AK Partililere böylesine büyümüş bir sorunun risk almadan çözülemeyeceğini gösterdi. Doğrusu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı döneminde CHP de Kürt sorununun çözümü konusunda daha yapıcı ve gerçekçi bir çizgi izliyor. Başbakan, Diyarbakır’daki konuşmasında dağdakilerin ineceğini, cezaevlerinin boşalacağını söyledi.

Bu yaklaşım ve irade umudumu artırıyor. Erdoğan’ın sözlerini seçim düzleminde sarfedilmiş ifadeler olarak görmüyorum. Erdoğan gibi deneyimli bir siyasetçi bu yola girmez, ötelenen sorunların seçim sonrasında daha kuvvetli şekilde sorunlara neden olacağını bilir. Evet, keşke Erdoğan’ın altını çizdiği gibi Ahmet Kaya yaşasa ve bugünkü barış ortamında şarkılarını söyleyebilseydi. Şarkılar, türküler bizi bölmez, yaklaştırır. Anadolu’da bin yıldır Türkçe, Rumca, Lazca, Ermenice, Süryanice konuşuluyor, şarkılar söyleniyor.

Türkiye’nin Güneydoğusu ve Kuzey Irak’ta karşılıklı yatırım ve kalkınma hamlesi yaşanıyor. Bu durum sınır ticaretinin artması ve bölgedeki refahın yükselmesi demek. Ortak çıkarlar ve bağımlılık ilişkisi sağlandıkça çatışma riski azalır, siyasi sorunlar daha kolay aşılır. Kuzey Iraklı Kürtler zaten Türkiye ile savaş atmosferi içinde bir yere gidemeyeceklerini gördü.

Güneydoğu’daki sivil toplum örgütleri ve meslek kuruluşları ilk kez barış ve çözümden yana bu kadar güçlü şekilde ağırlığını koydu. Kamuoyu ve medyanın önemli bir bölümü demokratik reformlara büyük destek veriyor. Karşı çıkan ya da şüpheyle bakan kesimler bile sabote etmek gibi bir girişim içinde değil. Sadece soruyor, anlamaya çalışıyor veya itirazlarını dile getiriyor.

En zor meselede artık çok kritik eşikteyiz. Türkiye başarırsa bölgenin çehresi değişir, Arap Baharı’nın dibe vurmasıyla Ortadoğu’da sönen umutlar tekrar yeşerir.