CHP'nin özgürlük seferberliği

15 Mart 2011, Salı 05:00
AA

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile dün Ankara’da Göksu Restaurant’ta kahvaltıda bir araya geldik. CHP’nin “Aile Sigortası” ve “Sivil Toplum” başlıklı iki önemli çalışmasının tanıtıldığı toplantıya, Genel Başkan Yardımcıları Prof. Dr. Sencer Ayata ve Umut Oran da analizleriyle katkı sağladı.

[[HAFTAYA]]

Kılıçdaroğlu, Kürt meselesinden bedelli askerlik konusuna, gazetecilerin protesto yürüyüşlerinden cemaatlere kadar bir dizi konuda görüşlerini anlattı. CHP, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa gelmesiyle birlikte daha önce hiç temasa geçilmeyen toplum ve medya kuruluşlarıyla iletişim kurmaya başladı. Hatta birkaç gün önce Samanyolu Haber Kanalı’nda bir programa katıldı.

Bu çerçevede dünkü kahvaltıya Zaman Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal da davet edilmişti. Kılıçdaroğlu, Vatan Gazetesi yazarı Aydın Ayaydın’ın elindeki iPad’e bakarak “Ben de bir tane aldım, yakında kullanmaya başlayacağım” dedi. Sorularımızı her zamanki sakin üslubuyla yanıtlayan Kılıçdaroğlu, cemaatlerin yasaklanmasını istemediklerini, ancak bir siyasi partinin arka bahçesine dönüşmesinden rahatsızlık duyduklarını söyledi.

Gazeteci eylemlerini dikkatli izlediğini söyleyen Kılıçdaroğlu “Eğer entelektüellerden başlayarak bir tepki yükseliyorsa dalga dalga yayılarak halka inmesi kaçınılmaz” ifadesini kullandı. Kılıçdaroğlu’nun anlattıklarından, bugüne kadar Cumhuriyeti kuran ve adı statüko ile birlikte anılan CHP’nin bundan böyle özgürlükler, demokrasi ve temel insan hakları konularında daha fazla inisiyatif alacağı izlenimini edindim. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun farklı konulardaki açıklamalarından şu özeti çıkardım:

KÜRT SORUNU

Arkadaşlarımız çeşitli illeri ziyaret etti, çalışmalar devam ediyor. Bugüne kadar 11 kente gittiler. Üniversitelerle görüşüldü; Şükrü Elekdağ’ı görevlendirdik, Avrupa Birliği çerçevesinde bir ön rapor hazırlamasını istedik. Anadilde eğitim, öğretim çalışması yapıldı. Fakat biz çalakalem bir rapor çıkmasını istemiyoruz. Seçime yetişebilir ya da yetişemeyebilir; biz, Kürt meselesini Güneydoğu’daki sorunlardan biri olarak görüyoruz. Kürt sorunu da sosyal yapı gibi, toprak ve istihdam gibi bir mesele.

İNANÇLAR VE CEMAATLER

İnsanların, bir araya gelerek inançlarını yaşamalarını kimse yasaklamamalı. Fakat inançla siyaseti ayırmamız lazım. Siyasi kanaatler, siyasi partiler ve iktidarlar değişebilir ancak inançların değişmez ilkeleri vardır. Tanrı’ya inanmak gibi... İnsanlar neye inanıyorsa biz buna saygı duyarız. İnanç gruplarının siyasete belli bir mesafe içinde olmasını isteriz. Türkiye’de siyaset mekanizması belli çevrelere kaynak aktarıyor. Devlet ihaleleri yoluyla kaynak aktarılınca çeşitli cemaat ve gruplar iktidar partisinin arka bahçesi haline geliyor.

AŞİRETLER VE SOSYAL YAPI

Türkiye’de ataerkil model kırıldıkça, aileler çok çocuklu olmaktan uzaklaştıkça, yeni yapılar ortaya çıkıyor. “Çocukerkil” bir toplum olmaya yöneliyoruz artık. Türkiye’de aşiret diye bir olgu var. Bu her zaman dinsel anlamda olmayabilir. Onların varlığını reddetmiyoruz.

MEDYA VE CHP

Önemli şeyler açıklıyoruz. Medya bizi vermiyor. Biz “Niye vermiyorsun?” diye soramayız. Belki medyanın da haklı tarafı vardır!

ERGENEKON SÜRECİ

Ergenekon meselesine iki türlü bakıyoruz: Bir kere hiç kimse yargılamadan azade değil, ikincisi bu yargılamalar hukukun üstünlüğü kuralı içinde yapılmalı. Eğer bu davayı yıllarca sürecek bir dava haline dönüştürüp hukuku tepelerseniz artık hukukun üstünlüğünü savunamayız. Dünya da biliyor ki Türkiye’de demokrasi tehlikede. Bugün 68 gazeteci hapiste. Ben temaslarda bulunmak üzere Avrupa’ya gittiğimde 51 gazeteci hapisteydi. Avrupalılara meseleleri anlatabilmek için -onların dilindenmedya, yargı ve saydamlık raporu hazırladık.

AİLE SİGORTASI

Aile sigortası, cumhuriyet tarihinin en büyük gelir dağılım projesidir. Özgür bir toplum, ekonomik güvencesi olan bir toplumla sağlanabilir. Yoksul kesimleri bir siyasi partinin arka bahçesi olmaktan çıkarmak istiyoruz. Bunu aynı zamanda bireyin ve sivil toplumun güçlenmesi için de önemsiyoruz. AKP, yoksul kesimlerin kendi arka bahçesi olmaya devam etmesini istiyor. Aile sigortası konusu bizim şimdiye kadar oy alamadığımız bir kesimi doğrudan ilgilendiriyor. İnsanların ekonomik özgürlüğü olmadan siyasi özgürlüğünün olmayacağına inanıyoruz. Kul köle isem, minnet duygusu taşıyorsam, kimseye karşı tarafsız olamam.

STATÜKOCULUK TARTIŞMASI

CHP için statükocu bir parti algısı var. Biz bunu değiştiriyoruz. Bize göre asıl statükocu parti AKP’dir. AKP statükocu olmasaydı yüzde 10 barajının kalkmasına, 53. Madde’ye sıcak bakardı. Anayasa konusunda da “Gelin hangi maddeleri ele alacağımıza dair komisyon kuralım” dedik, yanaşmadılar. AKP demokrasi ve özgürlüğü sadece kendisi için istiyor.

DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI

Gazeteciler yürümeye başlamışsa o toplumda demokrasi askıya alınmış demektir. AKP kendi devletini ve kendi derin devletini oluşturdu ve buna koşulsuz sahip çıkıyor. Biz sivil toplumla daha güçlü bir ilişki kurmak istiyoruz ama bu “illa bize oy verin” gibi bir ilişki değil. Hedefimiz, merkezi sivil toplum olan özgür insanlar yaratabilmek. Toplumda bir huzursuzluk çıktığında baskıyla durdurmaya çalışıyorlar. Herkese sıra gelecek. İktidarda kalmasının yolu bu baskıyı artırmaktan geçiyor.

BEDELLİ ASKERLİK KONUSU

Bedelli veya bedelsiz, biz belli bir ısrar içinde değiliz. Çözüm istenirse bulunur. Her iki türlü de olabilir. Hepimiz askerlik yaptık, üç aşağı beş yukarı nasıl olduğunu biliyoruz. Gelin süresini kısaltalım. Milyonlarca asker besleyip hantal bir yapı oluşturmak doğru değil. Ülke kaynağının daha rasyonel kullanılması lazım. Bedelli askerlik beklentisi içinde olanlar ciddi bir yığılmaya neden oldu. İnsanlar “Bedel ödemeye hazırız” diyor. Biz askeri harcamaların şeffaf olmasını istiyoruz. Ben dört ay askerlik yaptım. Nasıl dört aylık askerlikle yurdu koruyabiliyorsam 9 ay askerlik yapan da koruyabilir.

AMERİKA SEYAHATİ:

Yoğunluk nedeniyle gidemeyeceğim. Ancak Osman Korutürk, Umut Oran ve başka arkadaşlarımızdan oluşacak bir heyet gidip temaslarda bulunacak.