Ekonomide kriz olasılığı var mı?

20 Mart 2015, Cuma 05:00
AA

Türkiye’deki milyonlarca vatandaş, ekonominin gidişatını üç temel parametreye bakarak değerlendiriyor: Hayat pahalılığı, döviz kurlarının seyri ve iş imkânları.

Son dönemde Türk lirasının dolar karşısındaki değer kaybı, büyüme oranlarındaki yavaşlama ve dış ticarette karşılaşılan güçlükler “Acaba ekonomide bir darboğaza mı giriyoruz?” sorusunun sorulmasına neden oldu.

Bu verilere bakınca başka endişeler dile getiriliyor: İşimizi mi kaybedeceğiz, şirketler küçülmek zorunda mı kalacak, yatırımlar duracak mı?..

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ile Ankara’da yaptığım sohbetin ana konusu bunlardı. Bakan çok net bir dille ekonomik krizin söz konusu olmadığını vurguladı. Zeybekçi böyle bir durum olmadığını dünyadan örnekler vererek anlattı.

[[HAFTAYA]]

“Türk lirasına benzer bir değer kaybının başka ülkelerin para birimleri için de geçerli olduğunu, Türkiye’nin görece olarak çok daha istikrarlı ve güven veren bir ülke olduğunu” ifade etti.

Peki, nedir Türkiye’nin diğer avantajları? Hizmetler sektöründe 26 milyar dolar fazla vermiş olmamız, dinamik nüfusumuz, pazarları çeşitlendirebilme kabiliyetimiz, iç pazarın hâlâ birçok açıdan doymamış olması, birçok yönüyle trendleri belirleyebilmemiz ya da etki etmemiz... Bakan Zeybekçi, Türk dizilerinin etkisinin bile Türkiye’nin çekim gücü hakkında fikir verdiği görüşünde.

Bakan Zeybekçi, geleneksel ihracat pazarlarında daralma yaşanırken Balkanlar, Afrika ve Amerika kıtasındaki yeni pazarların can simidi olduğunu dile getiriyor. Çözüm süreci bugünkü olumlu seyrinde devam ederse Türkiye kendi içinde yeni bir hikâye yazmış olacak. Ben, oluşacak ekonomik dinamizmin sadece Doğu ve Güneydoğu bölgesinde önemli bir yatırım hamlesi yaratmayacağını, Türkiye’nin topyekûn görünümünü çok olumlu etkileyeceğini düşünüyorum.

Zeybekçi’nin altını çizdiği gibi böyle bir ortamda derecelendirme kuruluşlarının sığ ve özensiz bir değerlendirme yapması büyük haksızlık olur. Zaman zaman “Türkiye’nin ekseni mi kayıyor, Şangay İttifakı’na mı katılacağız?” soruları gündeme gelse de, Türkiye’nin Batı ile o kadar güçlü bağları var ki...

Toplam ticaretimizin yüzde 40’ı, gelen yatırımın yüzde 72’si Avrupa Birliği’nden. Turizm kaynağı olarak da Avrupa öncü durumda. Ankara’nın bu gerçeklere sırtını dönüp bütünüyle yeni bir maceraya sürüklenmesi mümkün değil.

Buradan bakınca Avrupa Birliği’nin parasal genişleme ve faiz politikaları Türkiye için olumlu; ancak ABD Merkez Bankası’nın, bu yılın sonundan itibaren faizi artırma ihtimali sorun olarak duruyor. Türk lirası orta ve uzun vadede baskı altında kalmaya devam edecek. Seçim sonrasında anahtar kelime, “siyasi istikrar”. Bunun üzerine Türkiye’nin hızla yapısal reformlara sarılmaktan başka çaresi yok.