Her şey iyi giderken bu tehditler niye?

03 Mart 2011, Perşembe 05:00
AA

Ben hâlâ Güneydoğu sorunu ve genel olarak Kürt meselesinin çözümünün mümkün olduğuna inanıyorum.

Neden umutluyum biliyor musunuz? Bir kere toplumun geniş bir kesiminde bu mesele tartışılıyor; tabular yıkılıyor, herkes görüşünü dile getiriyor. Türkiye barış yolunda samimi adımlar atıyor. Kürtçe yayın yapan TRT Şeş, program içeriklerini yöre halkının beklentileri doğrultusunda zenginleştiriyor.

Devletin zirvesinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kürt meselesinin çözümünde olumlu şeyler yaşanacağını söylüyor.

Ülkenin iki büyük siyasi gücü AK Parti ve CHP samimi adımlar atıyor. CHP, daha önce hiç olmadığı kadar konunun içinde. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu tabandaki kimi kesimlerin tepkisini çekme pahasına bu yolda kararlılıkla ilerliyor. Partililer bölgede harıl harıl çalışıyor, raporlar hazırlanıyor.

[[HAFTAYA]]

Diğer taraftan her yıl baharla birlikte gelen tehditler bir kez daha kara bulutlar olarak tepemizde dolaşıyor.

Nedir bunlar?

PKK eylemsizlik kararına son verdiğini açıkladı. Halbuki örgüt daha önce, eylemsizliğin haziran ayındaki genel seçimlere kadar uzatıldığını duyurmuştu.

BDP Milletvekili Gülten Kışanak bundan sonra yaşanacakların sorumlusunun hükümet olduğunu söyledi. Kışanak’ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve hükümeti hedef olan sözlerini birkaç kez okudum, gerçekten çok ağır.

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise daha ileri giderek “kesintisiz isyan başlarsa kimse durduramaz” yönünde bir açıklama yaptı.

Yasal siyasi bir partinin genel başkanı nasıl olur da ağır tehdit içeren “İsyan başlarsa kimse durduramaz” gibi bir ifade kullanabilir?

PKK’nın çatı örgütü KCK ise eylemsizliğin bitme gerekçesini AK Parti’nin izlediği inkâr- imha politikalarından kaynaklandığını ilan etti.

“İnkâr” ve “imha” ne kadar ağır iki ifade. Ben, bugünün Türkiye’sinde hiç kimsenin bir şeyi inkâr ettiğini ya da imha ettiğini düşünmüyorum. Tam tersine, Türkiye, tarihinin en makul diyalog sürecini yaşıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Düsseldorf’taki konuşmasında Hakkâri- Yüksekova’da yapılmakta olan havaalanının hızla tamamlanacağını açıkladı. Geçmişte o bölgede bir havalimanı düşünülebilir miydi?

Patronlar kulübü TÜSİAD’ın Başkanı Ümit Nazlı Boyner, Güneydoğu halkının demokratik taleplerine destek vermek için gittiği Diyarbakır’da halay çekti.

Bu hareket Güneydoğu meselelerinin çözümüne yönelik toplumun farklı kesimlerinde oluşan sempatinin bir yansımasıydı. Şu sıralarda bölgeyi ayağa kaldıracak yüzlerce proje üzerinde çalışılırken Demirtaş ve partinin diğer sözcülerinin tehditkâr açıklamaları kime hizmet edecek merak ediyorum. BDP, PKK ve KCK her tıkanıklıkta çözümü kan dökmekte mi görüyor?

Almanya’daki saldırı ve vizeler

Almanya’nın Frankfurt şehrinde, içinde Amerikan askerlerini taşıyan bir otobüse düzenlenen silahlı saldırıda 2 kişi hayatını kaybetti. Saldırıyı gerçekleştiren bir Kosovalı tutuklandı. Geçen yıl da yine Almanya’daki Ramstein Hava Üssü’ne saldırı hazırlığı içinde bulunan Ortadoğu kökenli 4 terörist tutuklanmıştı.

Vizelerin kaldırılması için Türkiye’nin Almanya’ya baskı yaptığı bir sırada bu son saldırının gerçekleşmesi çok kötü oldu. Çünkü Almanya güvenlik ve göç endişeleri nedeniyle vize rejimini sıkı tutmak zorunda olduğunu söyleyip duruyordu.

Almanya’da çok sayıda askeri üssü bulunan Amerika bu olaydan sonra Almanya üzerindeki güvenlik baskısını artıracaktır. Nitekim Amerika, 2001’deki terör saldırısının ardından Avrupa’dan kalkan uçaklardaki tüm yolcuların listesini daha uçak havalanmadan alıp inceliyor ve şüpheli bir yolcu adına rastlanırsa uçağın kalkışını engelleyebiliyor.

Türk vatandaşlarıyla hiçbir ilgisi bulunmamasına rağmen Almanlar şimdi bu saldırı olayını, vize uygulamasını haklı göstermek için kullanacaklardır.