İsrail'le normalleşme

14 Şubat 2014, Cuma 05:00
AA

Trajik Mavi Marmara olayının üzerinden dört yıl geçti. Ortadoğu’da esen rüzgârlar ve kimi zaman İsrail’de kimi zaman da Türkiye’de ağırlık kazanan iç politika dengeleri nedeniyle ilişkiler uzun süre buzdolabında kaldı. İsrail’deki sertlik yanlısı hükümetin özür ve tazminat konusunda taviz vermek istememesinin de bu durumda rolü oldu. Gerçi Ankara’nın da ilişkilerin canlanmasında şimdiye kadar çok istekli olduğu söylenemez.

[[HAFTAYA]]

Nitekim Türkiye’de hâlâ, yaşanan tüm kötülüklerin arkasında İsrail’in olduğu gibi bir söylem hâkim. AK Parti hükümeti sokakta epeyce taraftar bulan bu havayı gözlemleyerek İsrail ile normalleşmeyi hızlandırmak konusunda isteksiz davrandı. İlişkilerin eskisi gibi olabilmesi için Ankara’nın öne sürdüğü “Gazze’ye ambargonun kalkması” şartı da bir yönüyle Türkiye’deki iç politika dengeleriyle ilişkili. Ülkeler arasında böyle durumlar gelir geçer, üzücü olan bunun kalıcı etkiler bırakmasıdır.

Türkiye’deki Musevi Cemaati maalesef bu olumsuz havadan etkilendi. Kimse farkında olmadı ama son 5-6 yılda bazı Musevi gençleri, antisemitik duyguların güçleneceği endişesiyle ülkemizi terk ederek Avrupa ve Amerika’ya yerleşti. 

*

Aradan geçen kayıp yılların ardından bir süredir normalleşme yönünde umutlar güçleniyor. Tazminat ve özür meselesi büyük oranda aşılmış gibi. İsrail Havayolları El Al’ın “güvenlik kaygısıyla Türkiye’ye uçuş yapmaması” İsrail tarafında ciddi ekonomik kayıp yaratmıştı. El Al, bu yıl Tel Aviv-İstanbul seferlerine başlayacak.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da geçen gün bir televizyon programında normalleşmenin yakın olduğu mesajını verdi. Tüm bunları üst üste koyunca, ilişkilerin önündeki psikolojik eşiğin geride kalmakta olduğu sonucunu çıkarıyorum. Şimdi ilişkileri hızlı şekilde normalleştirmek için uygun bir zemin var. Çünkü Türkiye-İsrail ilişkilerinin dibe vurduğu dönemde bile ticaret rakamlarında düşüş olmadı. Aksine Mavi Marmara’dan bu yana ticaret yüzde 47 oranında artarak 5.1 milyar dolara çıktı.

Ekonomik alanda olumsuz yansıma olmaması, iş dünyasının, iki ülkenin gelecekteki ortaklığına inandığının kanıtı. İsrail Parlamentosu’nun Türkiye kökenli milletvekili David Tsur, Milliyet’ten Gizem Acar’a verdiği röportajda bu konuda iyimser olduğunun altını çizdi. Ankara-Tel Aviv arasında yaraların sarılmasının ilk adımı büyükelçilerin karşılıklı olarak görev yerlerine dönmeleriyle başlayabilir. Bunun pozitif etkisiyle üst düzey ziyaretler gelebilir. İlişkilerdeki iyileşme Kıbrıs’ın da içinde bulunduğu bölgede tansiyonun düşmesine katkı sağlar.

Enerji konusu, çatışma potansiyelinden çıkıp işbirliği imkânına dönüşür. Bütün bunlar Türk-Amerikan ilişkilerinde belirgin şekilde etkisini hissettirir. Yaşanabilecek olumlu etkilerin listesi uzayıp gidiyor. İki tarafın da kazanacağı yeni bir dönem için cesur adımlar atmanın tam zamanıdır.