Rusya, Türkiye'nin doğalgazını kesebilir

28 Haziran 2012, Perşembe 05:00
AA

Soğuk savaş döneminden sonra Türkiye ve Rusya ilk kez bu kadar ciddi şekilde karşı karşıya geliyor. Suriye’nin bir Türk uçağını vurması ve bu olayın ülkedeki Rus füze sistemleriyle ilişkilendirilmesi uzun süredir unuttuğumuz bir gerçeği hatırlattı: Evet, Rusya ve Türkiye, ekonomik alanda muazzam bir ortaklık inşa etti ancak stratejik alanlardaki çatışma potansiyeli hâlâ çok yüksek. Ankara’nın Moskova ile sorun yaşama riski Suriye cephesiyle sınırlı değil.

[[HAFTAYA]]

Yarın İran, Ermenistan ya da Kıbrıs’ta oluşabilecek riskli bir konuda, Rusya’nın Ankara’nın karşısına dikilme ihtimali çok yüksek. Nitekim Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Moskova’nın takındığı tutumu eleştirirken “Suriye ağzıyla konuşuyorlar” dedi. Rusya, elindeki enerjiyi çok sık koz olarak kullanıyor. Daha önce Ukrayna’yı cezalandırmak için bu yolu denemişlerdi. Vaktiyle Avrupa’ya da aba altından sopa gösterdiler. Türkiye, Suriye konusunda ileri gider ve daha sert adımlar atmak zorunda kalırsa Rusya, Türkiye’ye verdiği ‘doğalgazı kesme’ kartını kullanabilir.

Türkiye, enerji konusunda Rusya’ya bağlı. Evleri ve işyerlerini ısıtmak için kullandığımız doğalgazın önemli bölümünü Rusya’dan satın alıyoruz. Türkiye’nin nükleer santral yapımı için bu kadar istekli olması doğalgaz ve petrol gibi kaynaklara bağımlılığını azaltmaya yönelikti. Fakat Akkuyu’ya yapılacak nükleer santralde de Rusya’yı seçtik. Teknolojisinden yakıtına kadar her şeyinin ithal olacağı bir santral projesinde Rusya’nın insafına kalmış olmanın ne kadar büyük bir tehlike yarattığını böyle kriz durumlarında daha iyi görebiliyoruz.

***

Başbakan Erdoğan’ın AK Parti grubunda yaptığı konuşmadaki “Kadastro mühendisliği yapılmasına izin vermeyeceğiz” vurgusu; İran’dan İsrail’e, Amerika’dan Avrupa’ya kadar adresi çok olan bir gönderme. Başbakan’ın, Suriye’nin sınırlarının cetvelle çizildiğine dair yaptığı atıf da bu düşüncemi güçlendiriyor. Erdoğan, “Bu bölgede bundan sonra köklü bir değişiklik olacaksa Türkiye mutlaka aktif rol üstlenecek” demek istiyor. Erdoğan’ın konuşmasında seçtiği “Angajman kuralları değişti, Suriye bir bedel ödeyecek. Türkiye’nin gazabı şiddetlidir...” gibi ifadeler Şam üzerinde ağır bir baskı kurmayı amaçlıyor.

Türkiye’nin buradaki hedeflerinden biri de Suriye ordusunu kuzey sınırına çekmek ve muhaliflerin ülke içindeki direniş kapasitesini artırmak. Diğer ülkelerin tutumlarına bakınca gördüğüm manzara şöyle: NATO’nun Suriye krizine müdahale etme ihtimali düşük. Amerika’da seçimler var. Fransa’da yeni hükümet ve cumhurbaşkanı ısınma aşamasında. Almanya ihracat pazarını kaybetmek istemiyor. Diğer Avrupa ülkeleri ekonomik krizle boğuşuyor. Batılı ülkelerde Esad’ın gitmesi yönünde Ankara’daki gibi bir motivasyon yok. Türkiye’de sokağa yansıyan hava da “Onurumuzu koruyalım ama sonu gelmeyecek bir çatışmanın içine sürüklenmeyelim” şeklinde.