Sağduyu zamanı

30 Mayıs 2014, Cuma 05:00
AA

Türkiye’de belli tarihler yaklaştığında tansiyon hiç olmayacak kadar yükseliyor. 1 Mayıs, Nevruz gibi önemli günler gelirken bayram ve coşku havası içinde olacağımıza nefretle birbirimize saldırıyoruz. Gezi olaylarının yıldönümünde de şimdi bu kaygı var. Geçen sene bu günlerde Türkiye, korkunç olaylarla sarsılmıştı. Gezi Parkı tartışmalarıyla çıkan gösteri ve çatışmalarda 10 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı; gözünü kaybedenler, sakat kalanlar oldu. Umarım yıldönümü için planlanan anma eylemleri üzücü yeni görüntülere sahne olmaz. Bu konuda herkesi sağduyulu ve ölçülü olmaya davet ediyorum. Göstericilerle polisi karşı karşıya getirebilecek “Her yer Taksim, her yer direniş” gibi çağrıları tehlikeli buluyorum. Devlete yönelik tepki ve kızgınlığı dile getirmenin yolu çatışmacı bir dille sokakları kışkırtmak olamaz. Meydanlar, demokratik seçimlerle işbaşına gelmiş hükümetlerin devrileceği yerler değildir. Vurup kırmadan, polise molotofla saldırmadan yapılan barışçı demokratik protestolara da izin verilmelidir. Gezi olayları yıldönümünü bahane ederek şiddete yönelen ve sağa sola zarar verenler varsa elbette bunlara karşı hukuk kuralları içinde müdahale edilmelidir. Ancak kalabalıkların arasına yasadışı örgüt mensupları ya da sempatizanları sızıyor diye binlerce kişiyi mağdur etmek olmaz.

[[HAFTAYA]]

***

Hükümetin; çevre, doğa ve insan hakları hassasiyeti olan gruplarla, amacı şiddet olanları aynı kefeye koyup ortak ve sert tepki vermesi -bence- Gezi sürecinin en büyük hatasıydı. Olayların ilk birkaç günü doğru okunamadı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, çatışmaların önlenmesi ve soruna çözüm bulunması için çeşitli temsilcilerle bir araya gelmesi son derece yapıcı bir girişimdi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, o günlerde aşırı gerilen ortamı sakinleştirmek için olağanüstü gayret göstermişti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da “İstanbul’da halka danışılmadan adım atılmayacağını” dile getirerek ılımlı bir yaklaşım ortaya koymuştu. Ancak farklı kesimlerden gelen bütün iyi niyetli gayret ve adımlar, tansiyonun düşürülmesine yetmedi. Yaygın gösterilere çok sert müdahale edildi. Uzun süre ortalık sakinleşmeyince meydanlardaki kalabalıklar büyüdü ve hükümet karşıtı eylemlere dönüştü. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu geçenlerde CNN Türk’teki programımda çok önemli değerlendirmeler yapmıştı. İdare adına özeleştirileri de dile getiren Mutlu, olayların büyümemesi ve yatıştırılması konusunda devletin bazı dersler çıkardığını anlatmıştı. O günlerde çatışma ve olağanüstü hal görüntüsü Türkiye’ye ağır zararlar verdi. Hiç hak etmediği kadar eleştiri almasına neden oldu. Üzücü olayların yıldönümlerinde hem vatandaşların hem de kolluk güçlerinin soğukkanlı ve bilinçli davranmasına ihtiyaç var.