Türkiye’deki Yahudiler

25 Temmuz 2017, Salı 05:00
AA
İsrail’in Mescid-i Aksa çevresindeki uygulamalarını protesto etmek için toplanan bir grup, İstanbul Şişhane’deki Neve Şalom Sinagogu’nun önünde eylem gerçekleştirmişti. Daha sonra Yahudilerin eski sinagogu Ahrida’da gösteri yapıldı. Bu mekânların âdeta hedef gibi gösterildiği girişimleri son derece yanlış ve tehlikeli buluyorum.

Neve Şalom, Türk vatandaşı Yahudilerin gittiği bir ibadethane. Tıpkı camiler ve kiliseler gibi anayasamızın koruması altında.

Yıllar önce İstanbul’daki sinagogların terör saldırılarının hedefi olduğu düşünülecek olursa İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün buralarda protesto amaçlı kalabalıkların toplanmasına izin vermeyeceğini umuyorum.



Cehalet ya da başka bir sebeple yıllardır ülkemizdeki Yahudiler sanki İsrail devletinin buradaki temsilcileriymiş gibi gösterilmek isteniyor. İsrail hükümeti Filistinlileri hedef alan herhangi bir adım attığında tepki ve şiddet Türkiye’deki Yahudilere yöneliyor. Bu son derece saçma ve hatalı bir tavır. Göstericilerin çoğu eylemlerini “Osmanlı torunlarıyız” havasında gerçekleştiriyor; fakat Osmanlı tarihi hakkında pek bir bilgilerinin olmadığı ortada. Zira Yahudilere kucak açan ve onları devletin ayrılmaz bir unsuru haline getiren bizzat Osmanlı’ydı.



Türk vatandaşı Yahudiler ülkemizin ayrılmaz bir parçasıdır. Ataları 1492 yılında İspanya’daki Engizisyon Mahkemeleri’nin zulmünden kaçarak buraya sığındılar. O günden bu yana hep birlikte barış içinde yaşıyoruz.

Bu topraklara ayak bastıkları dönemlerden günümüze kadar Anadolu uygarlığına olağanüstü katkılar yaptılar. Bugün Türkiye’de sahip olduğumuz zenginliklerde Yahudi vatandaşlarımızın -her anlamda- büyük payı var.

Onlar burada doğdu, askerliklerini yaptı, çocuklarını burada evlendirdi. Burası hepimiz gibi onların da vatanı. O nedenle vatandaşımız olan Yahudiler için “Türkiye’ye bağlı insanlar” bile demek istemiyorum. Zira bu bile kırıcı olabilir. Sanki bir şeyleri ispatlamak zorundaymışlar gibi. Onlar ülkemizin asli unsuru, tıpkı Türkler, Kürtler, Aleviler, Sünniler gibi.

Camiler nasıl ülkemizin kıymetli ibadethaneleri ise kiliseler ve sinagoglar da öyle. Tamamı Türkiye’nin kurumları ve hepsi anayasamızın güvencesi altında faaliyet gösteriyor. Türkiye’nin, inançları koruma altına alan laik bir devlet olduğunu unutmayalım... İsrail, politikaları veya yanlışlarından ötürü elbette protesto edilebilir, kınanabilir. Ancak bunun yeri Türkiye’deki ibadethanelerin önü değildir.