Türkiye için doğru formül

11 Haziran 2015, Perşembe 05:00
AA

Türkiye, pazar günkü seçimle gelenekleri köklü, kurumları çalışan bir ülke olduğunu gösterdi. Oyu artan ve azalan partiler bir tarafa; 7 Haziran’ın kazananı Türk demokrasisidir.

[[HAFTAYA]]

Türkiye, bu yönüyle az gelişmiş Ortadoğu ülkelerinden ayrışmış ve Batılı yönünü öne çıkarmıştır. Kampanya sürecince kullanılan çok ağır dil ve aşırı zorlamayla yapılan gereksiz sayıdaki mitingler de umuyorum ki, zaman içinde kendisini çağdaş bir rekabet ortamına bırakacak.

AK Parti’nin, oyların yaklaşık yüzde 40’ını alması hâlâ önemli bir kitlede karşılığı olduğunu gösteriyor. Ancak Recep Tayyip Erdoğan’ın liderlik ettiği dönemle mukayese edildiğinde yüzde 10’luk bir oy kaybına uğradığı açık.

Bu durum, AK Parti’nin başarı grafiğinde düşüşe işaret ediyor. Kamuoyu AK Parti’deki gerilemeye konsantre olduğu için CHP’nin durumu da yeterince konuşulmuyor.

7 Haziran’da çıkan sonucu CHP açısından bir başarı olarak görmüyorum. Zira CHP tek başına hükümet kurmaya yetecek oyu alamadığı gibi hedeflediği oranın da altında kaldı.

 

***

 

Liderler seçimin sıcaklığıyla koalisyon ihtimallerine pek sıcak bakmadıklarını söylüyorlar; ancak ben siyasette imkânsız gibi görünen şeylerin bile mümkün olabileceğine inanıyorum.

Türkiye’nin önünde üç seçenek var: Azınlık hükümeti, koalisyon veya erken genel seçim... Bunlar arasında bana göre en akılcı çözüm koalisyon arayışına girmektir.

Kısa bir süre içinde yapılacak erken seçim, şimdikine benzer sonuç vereceği için istenen çözümü getirmez. Ayrıca ikinci bir seçim için sandığa gidilmesi, sonuçların açıklanması ve yeni hükümetin kurulması 2016’nın ilk çeyreğine kadar geçecek zamanın heba olması demektir.

Türkiye’nin böyle bir lüksü yok. AK Parti; MHP, CHP ve HDP ile ayrı ayrı koalisyon ihtimalini gözden geçirmeli. AK Parti’nin içinde olmadığı, sadece muhalefet partilerince kurulacak bir koalisyona pek şans vermiyorum.

Selahattin Demirtaş açık kapı bırakmadı ama AK Parti-HDP koalisyonu çözüm sürecini olgunlaştırmak için önemli adımlar atabilirdi. Zorluklarına rağmen AK Parti ile MHP koalisyonu da seçenekler arasında.

Türkiye’nin en büyük meslek kuruluşu niteliğindeki TOBB’un Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu demokratik ortamda geniş bir uzlaşma çağrısı yapıyor. TÜSİAD’ın mesajında da benzer vurgular var.

İki parti de ekonomi konusunda uzman, zengin bir kadroya sahip. İçeriden ve dışarıdan destek alma ihtimalleri güçlü. AK Parti, ilkesel nedenlerle -özellikle Ortadoğu’da- dış politikada atamadığı adımları CHP’nin gerçekleştirmesi için kapıyı aralayabilir.

Benzer formül Almanya’da uygulanıyor. Başbakan Angela Merkel’in de üyesi olduğu muhafazakârlar, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile aynı hükümette omuz omuza çalışıyor.

Sarsıntılı ekonomi ortamında sonu belirsiz bir takvime kapılıp erken seçime gitmektense AK Parti-CHP koalisyonunun daha iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum.