Türkiye'nin çıkış yolu

09 Haziran 2016, Perşembe 16:00
AA

Ülkemizin ne kadar büyük risk ve tehlikelerle karşı karşıya olduğunu anlatmaya herhalde gerek yok. Terör her gün başka bir maskeyle canımızı alıyor. Her yerde tonlarca patlayıcı... Bu karanlık tabloyu süratle geride bırakabilmenin temel şartı, teröre karşı bir ve beraber olmak. Bunu başarabilmek için Türkiye, kutuplaşma ikliminden süratle sıyrılmalı. Yüzde yüz eminim; muhalefet ve iktidar bu kaotik durumdan çıkabilmek için el ele verirse sokağın da havası değişecektir. Şu aşamada terör örgütlerini etkisiz hale getirmek önceliğimiz. Ancak terörün kökünü kazımak için başka şeyler de gerekiyor.

Kalıcı barış için devletin iradesini ve hükümetin somut politikalarını görmeye ihtiyacımız var. Terörle mücadeleden geri dönüş yok, demokrasiden de olmamalı. Türkiye, insan hakları ve demokrasi liginde geriye düşerse daha büyük sorunlarla karşılaşırız. Terörün bir hedefi de Türkiye’yi iyice yalnızlaştırmak, bütünüyle panik havasına ve olağandışı önlemler almaya sevk etmektir. Türkiye, bunun tuzak olduğunu görecek kadar köklü geçmişi olan bir ülke.

*

Irak ve Suriye paramparça. İki ülke de etnik ve mezhepsel düzeyde dağılıyor. Parçalanmanın nerede duracağını kestirmek güç. Bu istikrarsızlığın, Türkiye’yi daha büyük oranda baskı altına alması kaçınılmaz. İşin üzücü yanı; Suriye’den 3 milyon, Irak’tan da 300 bin sığınmacı alan Türkiye hâlâ bazı çevreler tarafından istikrar bozucu güç gibi gösteriliyor. Bu algının değişebilmesi için, bölgenin büyük aktörleri Rusya ve İran’la ilişkilerin düzeltilmesi şart. Normalleşmenin ilk halkasında İsrail görünüyor. Bunu Mısır’ın izleyeceğini düşünüyorum.

Son dönemde Rusya lideri Vladimir Putin’in açıklamalarını ilişkileri düzeltme yönünde bir zemin olarak okuyorum. Ama Ankara bunları yaparken Batı’ya sırtını dönmemeli. Haksız kararlar karşısında aşırı ve duygusal tepki vermek, Türkiye’yi Batı’dan koparmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürer. Şimdi dış politikada akılcı, sağduyulu ve ölçülü adımlar atma, Başbakan Binali Yıldırım’ın altını çizdiği gibi “dostların sayısını artırma” zamanı. Türkiye’nin dünyanın önemli aktörleriyle ilişkileri düzelirse güvenlik sorunlarının üzerine daha etkili şekilde gitmek mümkün olur.