Türkiye'nin çimentosu

30 Kasım 2013, Cumartesi 05:00
AA

Ülkedeki büyük tartışmaları uzun zamandır inançlar ve toplumsal örgütlenmeler üzerinden yapıyoruz. Anadolu, mezhep ayrılıkları nedeniyle geçmişte büyük çatışmalara tanık olmuştu. yaşananlardan önemli dersler çıkarmış olmamız gerekirdi. Bunu yapabildiğimizden emin değilim. Bakıyorum, tartışmalar hâlâ olmayacak yerlere gidiyor. Ne bekliyoruz? Daha büyük acılar yaşamayı mı? Ortadoğu’nun hali ortada. Mısır’da din, Suriye’de mezhep savaşı binlerce cana mal oldu.

[[HAFTAYA]]

Lübnan’dan Bahreyn’e kadar geniş bir coğrafya diken üstünde. Bizde de tartışmaların odağında mezhepler var. Gezi olaylarında bile bunu sorguluyoruz. Ne olur bu tuzağa düşmeyelim.

Geçmişteki yaraları sarmak için önümüzde önemli bir fırsat varken kendi ayağımıza kurşun sıkmayalım. Gün, barış ve kardeşlik günüdür. Hele Türkiye’nin en büyük kamburu olarak kabul ettiğimiz Kürt meselesinin çözümünde sona bu kadar yaklaşmışken. Kürt meselesini çözmüş ama büyük bir Alevi-Sünni çatışması yaşamış bir Türkiye’yi tarih affetmez. Gezi olaylarında ya da anket sonuçlarıyla bir inanç profili aramaya çalışmayalım. Defalarca yazdım, bir kez daha dile getiriyorum:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bundan birkaç yıl önce Mısır’ın başkenti Kahire’deki konuşması çok önemliydi. Erdoğan bölge ülkelerinin farklı deneyim ve kültürel birikimlerine işaret ederken birleştirici unsurun laiklik olduğuna vurgu yapıyordu. Başbakan, Mısır’da “Bu değere sahip çıkmak” gerekir demişti. O konuşma kelime kelime kulaklarımda. 

*

Bugün bu bağlamda bakılması gereken başka bir tartışma AK Parti-Fethullah Gülen cemaati arasında yaşanıyor. Son bir ayda taraflar keskinleşti, anlaşmazlık kavgaya dönüştü. Böyle giderse büyük bir kırılma ya da kopuş yaşanabilir.

Türkiye’yi 11 yıldır yöneten iktidar partisi ile onunla uzun süre organik, duygusal ve mantıksal bağ kuran cemaat arasındaki gerilim bu boyutta devam ederse bundan bütün ülke zarar görür. Türkiye’de herhangi bir dinin, sosyal ya da kültürel topluluğun diğerinin önüne geçmemesi, diğerini ezmemesi ve herkesin özgürlükçü bir ortamda görüşünü dile getirip ibadetini yapabilmesi için de laiklik, anahtar kelime.

Laiklik; bizi bir arada tutan, Türkiye’nin en güçlü çimentosudur. Demokrasi mücadelesi her türlü vesayete karşı yapılırsa bir anlam kazanır. Türkiye’nin seçilmiş hükümetinin, dolayısıyla halk iradesinin üzerinde herhangi bir irade olamaz. Diğer taraftan, tartışmanın bir boyutunu oluşturan teşebbüs hürriyeti de iyi çalışan, liberal bir demokrasinin olmazsa olmaz şartıdır.

Temel hedefi eğitim kalitesini artırmak olan reformların iyi hazırlanması ve iyi anlatılması gerekir. Gün kavga, tehdit, baskı, şantaj ve yıldırma günü değil, barışma, anlaşma ve diyalog kurma günüdür. Birçok alanda dengesini bulmaya çalışan Türkiye’nin bir yol kazasıyla raydan çıkıp daha derin bir çatışmacı ortama düşeceğini düşünmek istemiyorum.