Yüksek risk ortadayken İstanbul şiştikçe şişiyor

12 Mart 2011, Cumartesi 05:00
AA

Japonya’yı vuran deprem için “yüzyılın felaketi” demek doğru olur. 8.9 büyüklüğündeki deprem ve ardından oluşan dev tsunami dalgaları geride binlerce ölü, milyarlarca dolar zarar bıraktı. Felaketin boyutları o kadar korkunç ki, hayatını kaybedenlerin tam sayısını belirlemek muhtemelen aylar sürecek. Japonya aslında dünyada depreme en hazırlıklı ülke. Fakat yaşanan sarsıntı o kadar büyük ki, yeryüzünde hiçbir medeniyetin doğanın bu şekilde kükremesi karşısında çok fazla şey yapabilmesi mümkün değil.

[[HAFTAYA]]

Dünyanın üçüncü büyük ekonomisi durumundaki Japonya belli bir zaman içinde yaralarını saracaktır, ancak bu şiddet ve büyüklükte bir deprem, dünyanın herhangi bir ülkesinin başına gelmiş olsaydı kolay kolay ayağa kalkamazdı. 1999 yılında Marmara bölgesinde yaşanan 7.5 büyüklüğündeki depremde gayriresmi rakamlara göre 50 bin kişi hayatını kaybetti. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde bu çapta bir deprem meydana gelmesi durumunda 1 milyon kişi hayatını kaybedebilir.

İş adamı Ali Ağaoğlu’nun çok haklı şekilde söylediği gibi ordunun bile kurtarma çalışmaları için İstanbul’a girmesi imkânsız hale gelebilir. Son birkaç hafta içinde İngiliz ve Fransız bilim adamlarının İstanbul’un karşılaşabileceği olası depremle ilgili tahminleri bizim gazetelerde kısa haberler olarak geçiştirildi. Merkezi Londra’da bulunan Afetler Acil Yardım Komitesi (DEC), önümüzdeki 10 yıl içinde İstanbul’da çok büyük bir deprem yaşanabileceğine işaret ediyor.

Afet planımızı açıklayın

Bütün bu gerçekler ortadayken İstanbul’da oturmuş, başımıza gelecekleri bekliyoruz. Depreme karşı atılan adımlar kaplumbağa hızında. Binlerce okul ve sağlık tesisinin depreme yönelik hiçbir hazırlığı yok. Yollar ve viyadükler çok kötü durumda. İletişim ve ulaşımda test edilmiş bir ‘B planı’mız yok. Hiçbir kurum ya da şirkette doğru dürüst deprem tatbikatı yapıldığına tanık olmuyorum. Bütün bunlara karşın İstanbul’un nüfus yükü inanılmaz şekilde artmaya devam ediyor. Türkiye’nin beyni diyebileceğimiz pek çok kurumun merkezi burada, hatta yenileri taşınıyor.

Şehrin göbeğindeki yeşil alanlara bile bina dikildiği için deprem çadırı kurulacak yer yok. Cep telefonu şebekeleri aşırı yağmur yağdığında bile kolaylıkla devre dışı olabiliyor. Ben, Turkcell, Vodafone, Avea ve Telekom’u -eğer varsa- depremde iletişimi nasıl sağlayacağımıza dair planlarını açıklamaya davet ediyorum.

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları da bir an önce, hiç değilse şu ana kadar deprem konusunda yaptıklarını ne olur bize bir anlatsınlar! Ve Allah aşkına İstanbul’da yeni nüfus üretecek konut, alışveriş merkezi, fabrika yapmaktan artık vazgeçin!..