Kaş yapayım derken, göz çıkartmak!

18 Aralık 2017, Pazartesi 15:00
AA
Hatırlayacağınız gibi, bir önceki yazımızın giriş bölümü şöyleydi:
“Gariplikler ülkesi haline gelen Türkiye’de son birkaç gündür hangi gariplik konuşuluyor?”
Ardından ekliyorduk:
‘Diyanet’in devletin oynattığı milli piyangoyu, kumar ve haram olarak nitelendiren fetvası!’
Yazının son satırında ne diyorduk?
Şunu:
Acaba daha hangi garipliklerle karşılaşıp şaşkına döneceğiz?’

*

İşte, bu yazımızın üzerinden bir gün bile geçmeden karşılaştık.
Neyle?
İnsanı şaşkına çeviren yeni bir gariplikle!
Bir anda solcuları da sağcıları da ayağa kaldıran ‘Şeytan’ın ilginç benzetmesiyle!
Tabi ki, bir dönemin ünlü futbolcularından ‘şeytan’ lakaplı, Rıdvan Dilmen’den ve onun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip  Erdoğan’ı, Deniz Gezmiş’e benzetmesinden söz ediyorum.
Ne diyordu:
“Parkasız Deniz Gezmiş!”
İşte bu garip benzetme, görüldüğü gibi, sol görüşlü kesimi de, sağ görüşlü kesimi de rahatsız etti!
MHP lideri Devlet Bahçeli başta olmak üzere, Rıdvan’a ateş püsküren sağ kesim, “Haddini bil! Sen, ülkenin Cumhurbaşkanı’nı hangi cüretle, bir dönemin anarşistine benzetirsin!” diyordu. Sol kesim ise “Ne alakası var! Demek ki sen Deniz Gezmiş’in kim olduğunu bilmiyorsun!” çıkışı yapıyordu.
Politikacısından sade vatandaşına benzeri görülmemiş tepki patlamasının hedefi olan bir dönemin ünlü futbolcusu Rıdvan Dilmen için “yalaka” iddiasında bulunuluyordu.
Anlayacağınız, ‘Şeytan’ yaptığı, ‘garipliğin daniskası’ benzetme ile neredeyse herkesi çileden çıkartmakla kalmayıp, tüm şimşekleri üzerine çekerek, kendisi de neye uğradığını şaşırdı.
Buna kaş yapayım derken göz çıkartmak da denilebilir.
Evet, bir önceki yazımı boşuna ‘Acaba daha hangi garipliklerle karşılaşacağız’ diyerek bitirmemiştim.
Aynını, yine söylüyorum!
Bakalım, sırada hangi sinir bozucu gariplikler var?
 
XXX
 

KISSADAN HİSSE!
 

Ahmet, kahvehanede pişpirik oynadığı arkadaşı Mehmet’e şöyle der:
“Geciktik, hanımlar bozulacak.”
Mehmet, gülerek cevap verir:
“Demek ki sen çekiniyorsun… Benim hanımın haddine mi bozulmak. Yer şamarı!”
Ahmet, hayretle sorar:
“Ne yani sen, eşine el mi kaldırıyorsun?
Mehmet de ona sorar:
“Sen hiç kaldırmadın mı?”
Ahmet’in cevabı tek sözcüktür:
“Asla!”
Mehmet, devam eder:
“İyi de sen erkeksin.”
Ahmet, her erkeğin kulağına küpe olması gereken şu sözleri söyler:
“Ama beni doğuran da, benim için sabahlara kadar uykusuz kalan da beni büyütüp bu yaşıma getiren de kadındır. Tıpkı, çocuklarımın annesi gibi!”
Utancından yüzü pancar gibi kızaran Mehmet, tek kelime etmeksizin masadan kalkıp, evin yolunu tutar.