Bir kere rızan varsa hep var!

28 Mart 2015, Cumartesi 05:00
AA

Isparta-Yalvaç’tan Nevin Yıldırım’a müebbet hapis cezası verildi. Nevin Yıldırım iki çocuk annesi. Suçu kendisine silâh zoru ile tecavüz eden akrabasını öldürmek. Nevin’in doğurduğu bebek; kendisine tecavüz eden kişinin karnına koyduğu ve devletin ‘sen doğur, biz bakarız’ diyerek aldırmasına izin vermediği bebek.

Buradan sonrası, bazı ‘değer yargılarına’ göre biraz karışık. Nevin’in öldürdüğü adam ile ilişkisi olduğu, bu ilişkinin bir noktasında ikilinin anlaşmazlığa düştüğü, ayrıldıkları, Nevin’in köyün dedikodu konusu olduğu, hamile kaldığı, istememesine rağmen ölen kişi tarafından silâh zoru ile ilişkiye zorlandığı iddiaları var. Zaten kamuoyunu ve belki kararı etkileyen de büyük ihtimâlle bu ‘ilişki’ geçmişi! ‘Bir kere rızan varsa; hep rızan var’ anlayışı!

Oysa tecavüzlerin büyük bir kısmı; kadınların ayrıldıkları eşleri ve sevgilileri tarafından gerçekleştiriliyor! ‘Evlilik içi tecavüz’ denilen korkunç ve sessiz bir gerçek var! Nevin ne yapmış olursa olsun; bir kere bile rızası dışında ilişkiye zorlandı ise, o tecavüzdür.

“Başka çarem kalmamıştı” diyen bir kadın Nevin. Nevin işlediği suçun cezasını çekecek ama toplum olarak şiddet ve tecavüz konusundaki değer yargılarımızdaki bu grilik devam ettiği sürece hiçbir kadın, kendisini rahatsız eden, şiddet uygulayan, zorlayan hiçbir erkekten yakasını kurtaramayacak ve eninde sonunda ya ölecek ya öldürecek. İkisi de birbirinden beter. Allah yardımcısı olsun.

Konu eğitim ise yaş teferruattır!

Son zamanların en hoş haberlerinden biri; 84 yaşındaki Fatma Mihriban Aktarı’nın 61 yıl sonra afla döndüğü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden bu yıl mezun olacak olması. “Ne hayatlar var” dediğimiz türden bir hikâye onunkisi. 1931 yılında doğan, İstanbul Cumhuriyet Kız Lisesi’nde okurken 1945’te Çapa Öğretmen Okulu’na geçiş yapan Aktarı bu okulun enstitüye dönüşmesi sonucu Konya’dan öğretmen diplomasıyla mezun olmuş.

17 yaşında iken Erzincan’da bir yıl öğretmenlik yaptıktan sonra, İstanbul’a geri dönüp Mimar Sinan Üniversitesi sınavını kazanmış ama babasının vefatı nedeniyle devam edememiş. Uzun süre matbaalarda çalışmış, arada vereme yakalanmış, eşi ile tanışmış, tedavisi bitince evlenmiş.

Eşinin işi nedeniyle Türkiye’nin pek çok değişik ilinde yaşamış, iki çocuk doğurmuş, öğretmenliğe geri dönmüş, illâ üniversite eğitimini tamamlamak istediği için Eskişehir Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde okumuş. Ve 1988 yılındaki emekliliğine kadar öğretmenliğe devam etmiş.

Üniversitelere kayıtsız şartsız af çıkınca da tam 61 yıl önceki hayaline, Mimar Sinan Üniversitesi’ne başvurmuş. Ülkemizde arşivlerin yandığı, su altında kaldığı, kaybolduğu düşünülünce; 61 yıl sonra kızlık soyadı ile dosyasının arşivden bulunmasına artık ‘mucize mi dersiniz, kader mi dersiniz, gezegenlerin sıralanması mı dersiniz’ bilmiyorum ama, hikâyesini okurken yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu. 2011 yılında tam 80 (yazı ile seksen!) yaşında iken başladığı okuluna, evinden her gün üç vasıta ile gidip gelmiş.

Bu yıl da 4. kişisel resim sergisini açmış! Ben bu hikâyeye ancak şapka çıkarırım! Kendisini kocaman kucaklar, öperim. Elbette her emekli böylesi bir hikâyeye sahip değildir ve üniversiteye dönemez ama herkes kendi kişisel başarı öyküsünü yaratabilir. Emeklilik yıllarında da verimli olmak isteyenler gençleri yetiştirebilir; çocuk yuvalarında gönüllü olabilir, sivil toplum kuruluşlarında çalışabilir.

Yeter ki yaşamak ve üretmek arzumuz körelmesin!

İstanbul Film Festivali Önerileri

Bu yıl 34. İstanbul Film Festivali’nde birbirinden güzel filmler var. Liste hazırlamakta zorlananlar için önereceğim filmler şöyle:

1. Inherent Vice/Gizli Kusur

2. Taxi/ Taksi

3. Pride/Onur

4. National Gallery/Ulusal Müze

5. The Duke of Burgundy/Burgundy Dükü

6. Victoria

7. 45 Years/45 Yıl

8. Far From the Madding Crowd/ Çılgın Kalabalıktan Uzak

9. The New Girl Friend/ Yeni Kız Arkadaşım

10. Out of Nature/Doğada Tek Başına

11. Virgin Mountain/Bakir Dev

12. Limonata

13. A Most Violent Year

14. The Dinner/Akşam Yemeği 15. Butterfly/Kelebek