Sevgili Turgut Uzer anısına...

05 Mart 2011, Cumartesi 05:00
AA

Şubat 2011 gününde çok insan bir ‘adam’ aramızdan ayrıldı. Sabancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Turgut Uzer. 5 yıl karşı durdu kansere... Ülkesinin ve aklının sağladığı en iyi seçimler ve imkanlar ile...
İşinden, gücünden, yazılarından, kitaplarından, seyahatlerinden, babalık, eşlik ilişkilerinden arkadaşlıklarından ödün vermeden, enerjisini ve azmini azaltmadan yaşadı hayatını.
Tüm iş dünyasınca bilinen bu değerli insanı ben bu 5 yıl içinde tanıdım. Onu, biricik eşi Renan’ı ve çok sevdiği oğullarını... Onların hayatıma getirdiği zenginliğin bilincindeyim. Ailelerine yakın olma fırsatım için müteşekkirim. Turgut Uzer yakın ve uzak çevresinde herkesin sevdiği, saydığı, değer verdiği bir adamdı.
Yaş olarak pek kısa, yaşanmışlık olarak uzun ve dolu geçen hayatının en önemli mahsulü iki tane aslan gibi evlat ve onların yetişmesinden sorumlu kaya gibi sağlam bir eş olsa dahi; kariyerinde yaşadığı başarıları, yazdığı kitapları, çektiği fotoğrafları ile örnek bir kişisel dünyası da vardı.
Gözlem ve yazılı ifade gücünün, kuvvetli bir mizah anlayışı ve çocuksu bir muziplikle birleştiği yazılarını okumak isteyenler www.turgutuzer.com sitesini ziyaret edebilir.
Dünyasını bu kadar açıklıkla paylaşan, paylaşımları ile pek çok hayata dokunan bu dostu özlem, sevgi, hüzün ve rahmetle anıyorum. Gittiği yerde kabul ve şefkatle karşılanmasını, nur ve ışıkla ebediyete ulaşmasını tüm kalbimle diliyorum.
Değerli anısına hürmeten, sitesinden alıntıladığım 'Kuzguncuk ve Kediler' başlıklı yazısını paylaşmak istiyorum. İlave ruhuna aykırı olduğunu biliyorum ama bu hafta ruhum ve kalbim öyle ağır ki... Anlayacağınız, bu hafta ağır başlı bir köşe yaptım, affınıza sığınarak.

Kuzguncuk ve kediler
Eşim Renan ile bencileyinin KMT (Kısa Menzilli Turizm) tutkusu devam ediyor. Geçen gün Kuzguncuk’a gittik ve birkaç saat oraların turisti olduk. Günün akışı içinde bir ucundan vırt diye girip öbür ucundan zırt diye çıktığımız yerlerin ne gibi turistik değerler barındırdığını bir kere daha görmüş olduk.
Kuzguncuk’taki evlerin çoğu eski tip cumbalı mimaride ve çok iyi tadil edilmiş/bakılmış. Rumların Boğaz’da toplu olarak yaşadığı son semtmiş.
Koordine bir gayret mi bilmiyorum ama dükkanların çoğunun önünde kedi mamaları ve anladığımız kadarıyla anonim kedi yatakları var. Kedi yatağı dediğim, ortadan kesilmiş bir mukavva kutu, içine gazete ile döşek yapılmış. Haliyle bütün Kuzguncuk kedi çişi kokuyor.
Dizilerin bir kısmının çekim yeri burasıymış. ‘Perihan Abla’ burada çekilmiş. Şu sırada da bayağı kalabalık bir çekim ekibi bir şeyler çekiyor. Yolun karşı kıyısında gençten neşeli bir girişimci ittirgeç arabasına üç tepsi hazır yemeği koymuş (nohut-pilav, etli bamya ve bir şey daha), yanında salatası, tabağı çatalı bıçağı, plastik sandalye ve masaları hazır, ortalığa bakıyor. Kafasında ise afilli bir naylon takke.
“Len oğlum, sokağın ortasında sattığın yemeğe, bir de kafana naylon takke mi takıyorsun?” diyorum. “Abi, böyle hijyen oluyormuş” diyor ama derken ağzını burnunu toplayamıyor. Karşılıklı epey gülüştük. Çekim ekibine yemek satıyormuş. “Peki bunlar her gün burada mı?” diyorum. “Her gün buradalarda birileri oluyor abi” diyor, “şu sıralar TRT’de, dizi çekiyorlar, her akşam oynuyor” diyor.
Öğle yemeğini “Asude Ev Yemekleri”nde yedik. Dışarıda iki, içerde belki altı masa, günlük ev yemeği... Biz etli yaprak sarma ve salata yedik, yirmibir TL tuttu. Çok düzgün bir yer, öneriririm. Önermelere gelmişken sahildeki “İsmet Baba Meyhanesi”ni atlamayalım. Meyhaneye gidilecekse, gidilecek yerdir. Önce rakı servisini yaparlar, sonra siparişi alırlar. Halden anlarlar yani.
Kuzguncuk’ta bir de çok güzel el sanatları derneği var.
Birkaç saatin sonunda sahilde küçük açıklıktaki bankların birine oturduk, ööle Boğaz’a baktık.

Sevgiler
Turgut Uzer

Küresel Pozisyonlama Sistemi (GPS) nasıl doğdu?
1957 yılında Sovyetler Birliği Sputnik Uydusu’nu uzaya fırlattığında diğer dünya gücü Amerika Birleşik Devletleri’nin tüm bilim adamları öğle yemeklerinde bunu konuşuyorlardı.
Bunlardan ikisi, 20’li yaşlarını süren William Guier ve George Weiffenbach isimli fizikçilerdi. Bir yandan sandviçlerini yiyor, bir yandan Sputnik’in yaydığı radyo dalgalarını kaydederek izlediği yörüngenin haritasını çıkarıp çıkaramayacaklarını konuşuyorlardı.
İşte Küresel Pozisyonlama Sistemi bu merak sayesinde doğdu.
Will ve George, 20MH sinyal yayan Sputnik’in sinyallerini basit bir kayıt cihazı ile kaydetmeye başladılar. Bu basit sinyalizasyon ölçümlerini Doppler esasına dayandırarak da Sputnik’in Dünya’ya olan tam uzaklığını günü gününe tespit edebildiler.
Gerçek işlerinin yanı sıra sürdürdükleri bu proje onların oyuncağı idi.
Her gün iş yerinde çalışan değişik insan yanlarına uğrayıp konu ile ilgili yeni sorular ortaya atıyordu.
Bu kadar çok ‘beyin’in bir arada olduğu John Hopkins Üniversitesi’ne bağlı Fizik Laboratuarı’nın yeni eğlencesi artık uydulardı.
Bir gün Frank McClure adında bir arkadaşları, çalışmanın bulgularını tersten değerlendirmeyi önerdi. Frank “Ya millet, siz şu anda Dünya’daki bilinen bir lokasyondan, uzaydaki bilinmeyen bir lokasyonun yerini tespit edebilir durumdasınız. Peki, uzaydaki bilinen bir lokasyondan Dünya’daki bilinmeyen lokasyonu da tespit edebilir misiniz?” diye sordu.
Günümüzde Google Earth ile Peru’da kalacağımız otelin yer bilgisine veya cep telefonlarımızdan en yakındaki benzin istasyonunu gösteren haritalara ulaşabiliyorsak bunun nedeni; 1957 yılındaki üç Amerikalı fizikçinin bilgiye karşı olan saf merakıdır.

26.02.2011 tarihli Posta Gazetesi'nden alınmıştır...