'Voltaj Canavarı' ziyarete geldi!

12 Mart 2011, Cumartesi 05:00
AA

Geçen hafta sabaha karşı 03.00 sularında alt sokakta çalmaya başlayan alarm beni yatağımdan sıçrattı! Gidip gelen elektrik yüzünden bozulan ev alarmı, gece karanlığında canhıraş bir şekilde bağırıyordu. Bir süre sonra yaygarası kesildi ama kaçan uyku, sabaha kadar tekrar uğramadı. Sabah sürünerek kalkıp buzdolabının kapağını açınca da beynimin alarmı çalmaya başladı! Henüz garanti kapsamındaki buzdolabının beyni, gelip giden elektrik ve yarattığı voltaj problemi yüzünden bozulmuş!

Gelen servis “Yenisinin merkezden ısmarlanıp gelmesi ve takılması 5-6 günü bulacak” dedi. Alt depoda yardımcımın evine doğru yapacağı ebedi yolculuğunu beklemekte olan emektar Bosch tekrar mutfaktaki yerine taşındı. O anda, çıkardığı gürültü ile trenleri aratmayan eski buzdolabımın yüzünde müstehzi bir gülüş gördüğüme neredeyse yemin edebilirim! Tam “Sabah haberlerini açayım” dediğimde ise yine ‘voltaj canavarı’nın icraatı olduğundan şüphe duymadığım bir marifet sayesinde, DigiTürk kartının tüm paket bilgilerinin uçmuş olduğunu keşfettim! Kanalların hiçbiri açılmıyordu!

Buzdolabı servisini uğurlayıp da daha arkalarından ferah sularını dökemeden DigiTürk servisi kapıyı çaldı. ‘Gel, gel, kim olursan gel; yeter ki tamir et’ temennisi ile onları da buyur ettik! Tam o sırada sabah servisi için gelen meşhur Mehmet Efendi “Abla, kazan arıza yaptı, elektrik neyim pompaları attırmış, suları kesiyom” dedi! Teknolojik hiçbir parçası olmamasına rağmen, takdir edersiniz ki ev için önemli bir fonksiyona sahip olan tuvalet sifonu da ‘benim neyim eksik ayol, bir de ben bozulayım bari’ dedi ve bozuldu. Alt sokaktaki tesisatçıyı da çağırdım! Gelen giden elektrikten başı dönen modem ile bilgisayar da birbirine küsüp konuşmamaya başlayınca, TTnet Yardım Hattı (0212 444 0 375) ile hoş görüşmelerimiz oldu!

Hani yetkililer bizi ‘Şifre ve parolalarınızı bir yere yazmayın’ diye uyarıyor ya sevgili Çepeçevre okurları; söz konusu internet aboneliğiniz olunca mutlaka yazın! TTnet Yardım Hattı’nın ‘yardım’ etmesi için, bir sürü şifre ve parola biliyor olmanız gerekiyor çünkü. Bizde âdettir biliyorsunuz, çalışan ustalara çay ikram edilir. Tam çaydanlığı ateşe oturtmuştum ki acilen(!) sinemaya gitmek isteyen ve evin içinde her kapıdan fırlayan usta, tesisatçı, teknisyen, tekniker, elektrikçileri umursamayan çocuklarımın, Behzat Ç.’den daha etkili sorgulama taktikleri bildiğini keşfettim!

Neyse ki 3 saat süren karambol sonucu; TV, eski buzdolabı, sifon, modem, bilgisayar çalışmaya başladı. Çocuklara öğlen yemeği yedirip TV’nin karşısına yollandıktan sonra bir bardak bitki çayı içtim, bildiğim tüm Uzakdoğu meditasyon nefeslerini alıp verdim. Gün ortasında ancak açabildiğim gazetede ilk gözüme çarpan haber ise; ‘Zorunlu elektrik kesintileri gündemde’ oldu. Ne diyeyim, Alessandro Volta’nın ruhu şad olsun!

Cemre düştü!

Ülkenin ve içinde bulunduğu coğrafyanın gündemi kasvetli. İnsanların omzunda geçim derdi, gelecek kaygısı... Ve bunları zerre kadar takmadan döngüsüne devam eden Toprak Ana... Bu hafta Yörük gelininin (nam-ı diğer bahar dalı) ilk çiçeğini gördüm. Artık gözüm erik ağaçlarında... Tomurcuklar belirmiş bile dallarda... Göçmen kuşlar kuzeye dönüş hazırlığında... Leylek sürülerinin ise eli kulağında... İlkyaz gelmek üzere. Yine, yeniden uyanacak doğa... Bazı canlar ise göremeyecek bu uyanışı. Onlar yitip gittiler başka ‘uyanışların’ koynunda. Devrimler, ayaklanmalar ve diktatörler onları toprağa yatırdılar. Üstlerinden gelip geçerken mevsimler, ruhları dolaşacak ebediyetin zamansızlığında... Artık kış güzeli çulhaların boyun bükme zamanı. Yorgun yüzlerinden süzülen yağmurun gözyaşları, bu ruhların yasını tutmak içindir belki de... Sarı güller çıkarmışken başını, mimozalar öbeklenirken dallarda, ötücü minik kanatların eşleşme cıvıltıları duyulurken etrafta; düşen tüm cemrelerin anısına selam olsun... Kalın sağlıcakla.

Fırsat siteleri

İnternet üzerinden indirimli satışlar yapan ‘fırsat siteleri’ni keşfettik! Bu keşifle, bir yandan internet üzerinden ticaret yaygınlaşırken diğer yandan da daha önce yüksek fiyat yüzünden deneyemediklerimize ulaşıyoruz. Brezilya fönü, 5 seans binicilik dersi, 10 seans pasif jimnastik, 2 gece Kapadokya’da konaklama, drama atölyesi, 5 seans cilt bakımı... Liste uzayıp gidiyor. Fırsatların hepsi akıl almaz fiyatlarla satışa sunuluyor. Orijinal fiyatı 1.100 TL olan incelme paketi yüzde 98 indirimle 100 TL! “Nasıl yani” deyip atlıyoruz üstüne! Daha ilk fırsatın alışını tamamlamadan yeni birinin anonsu geliyor mesaj kutularımıza. İşin güzel yanı, siteler Türkiye bazında hizmet veriyor. Şehir seçeneğini değiştirince bulunduğunuz ildeki tüm süper fırsatlar karşınızda! İnternette ‘fırsat siteleri’ başlığı altında arama yaptığınızda, o gün içindeki indirimlerden haberiniz oluyor. Özellikle indirimlere meraklı hanımların dikkatle izlediği bu siteler sayesinde iş yerleri de canlandı. Ne de olsa ‘sürümden’ kazanıyorlar, nakit akışları canlanıyor. Sözün kısası; alan memnun, satan memnun.

Tuzda levrek

Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin, balığın en bol olduğu mevsimindeyiz. Lüferin soyunu tüketmemek için sarıkanat ve çinekop yemiyoruz! Diğer tüm balıkları bu mevsimde gönül rahatlığı ile yiyebilirsiniz. Bugün kolay, lezzetli, çabuk ve denenmiş ‘tuzda levrek’ tarifi paylaşacağım sizinle.

4 KİŞİLİK BİR AİLE İÇİN: 1 adet (asgari 1 kg) levrek yeterli. Ayrıca; 2 kg tuz (tercihan kalın tuz, balıkçılarda bulunuyor), 3 yumurtanın sadece beyazı, tane karabiber, alüminyum folyo gerekiyor.

SOSU İÇİN: 1/2 çay bardağı limon suyu, 1/2 çay bardağı zeytinyağı, 1 çay kaşığı çok ince kıyılmış maydanoz...

YAPILIŞI ŞÖYLE: Karnı temizlenmiş ama pulları temizlenmemiş levreği kanı gidinceye kadar yıkayın ve suyunu süzmesi için kenara koyun. Balığı alacak büyüklükteki fırın tepsisine alüminyum folyoyu serin. Yumurtaların beyazını az su ile karıştırıp tuza katın. Böylece hamurlaşmış tuz bulamacınız olacak. Bunun üçte birini folyonun üstüne, balık büyüklüğünü biraz geçecek şekilde serip üzerine balığı yerleştirin.

Balığın karnına tane karabiber koyup folyo parçası ile kapatın. Tuz balığın içine girmemeli. Kalan tuzu, balığı kalınca örtecek tarzda döküp elinizle şekillendirin. 200 dereceye ayarlanmış fırına koyun. Yarım saat sonra fırının ısısını 180 dereceye düşürün. Yaklaşık 40 dakika sonra tepsiyi çıkarıp balığın üzerindeki tuz tabakasını sert bir aletle kırın.

Balığı dağıtmadan deriyi kenarından açıp etini tabaklara dağıtın. İstenirse üzerine az miktarda sos ilave edin. Yanında yeşil salata ile sıcak servis yapın. Afiyet olsun.. 

(05.03.2011 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)