Bir rüya gördüm...

27 Kasım 2012, Salı 05:00
AA

Şimdiye kadar sesini çıkartmamıştı ancak sonunda patladı. Başbakan, “Muhteşem Yüzyıl” dizisini bombalayınca kıyametler koptu. Aslına bakacak olursanız, AK Parti çevrelerinde bu diziye başlangıcından beri ters bakılıyordu ancak “patron”dan hiç ses çıkmamıştı. Anlaşılan Başbakan da bu televizyon dizisini ciddiye almış. Doğrusu şaşırdım. Bu dizi ne bir belgesel ne de Kanuni’yi tanıtma filmi. Tam tersine bir kurgu, gerçeklerle ilgisi olmayan bir hikaye anlatılıyor. Acaba yine bizi boşu boşuna konuşturacak bir gündem oluşturmak için mi bu sözleri sarf etti, yoksa cidden sinirlendiği için mi tepki gösterdi anlayamadım. Ne oranda ciddi, ne oranda kişisel tepki olduğunu yakında anlayacağız. Nasıl mı anlayacağız?

Önce savcılardan haber bekleyeceğiz. Bakalım hangisi harekete geçecek? Ardından sıra RTÜK’e (Radyo ve Televizyon Üst Kurul) gelecek. Şimdiye kadar iki defa dikkat çekti ve bir defa da ceza verdi; ancak RTÜK kendi sınırlarının dışına çıkmadı. Dikkatli davrandı. Bunun bir kurgu, hayali bir hikaye olduğunu kabul ederek hareket etti. Şimdi ne yapacak? Sonunda da Star TV’nin sahibi Ferit Şahenk’in kararı beklenecek. Doğrusu Başbakan hem yargıyı hem RTÜK’ü hem de Şahenk’i çok güç duruma soktu. Savcılar harekete geçseler, zaten kamuoyunda yaygın olan “yargı iktidarın elinde” izlenimi daha da artacak... RTÜK derhal toplanıp, diziye ceza yağdırmaya kalksa, aynı şekilde nitelenecek.

[[HAFTAYA]]

Bağımsız bir kurul değil, iktidar partisinin TV’lere sansür uygulatmak için kurduğu bir mekanizma olduğu eleştirisi daha da yaygınlaşacak. Ferit Şahenk bir iş adamı. Ülkenin Başbakanı ile tartışmaya girecek hali yok. Ne kadar para kaybetse dahi, eninde sonunda bağrına taş basıp diziyi kaldırmak zorunda kalacak. Onun işi daha kolay, zira en sonunda maddi bir kayba uğrayacak. Kamuoyu onu çok daha kolaylıkla anlayıp hak verecek.

BİR RÜYAM VAR: BAŞBAKAN VARSIN
ELEŞTİRSİN. YARGI, RTÜK ve ŞAHENK
“SAYIN BAŞBAKANIM, KUSURA
BAKMAYIN BİZ BU KONUDA SİZİN GİBİ
DÜŞÜNMÜYORUZ” DEYİVERSİNLER!!!!!

Kim kaybedecek? Bu diziden keyif alanlar kaybedecek... Bundan sonra tarih temalı dizi yapanlar ne olur ne olmaz diye vazgeçecekler... TV’lerde neyin gösterilip neyin gösterilmemesi gerektiğini iktidarlardan soran bir ülke konumuna düşeceğiz...

Kanallarımız muhafazakar dizilerden başkasını yayınlayamayacak noktaya gelecekler. Dün gece bir rüya gördüm. Gerçekleşmesi güç olsa dahi, Başbakan’ın tepkisine rağmen, yargı başta olmak üzere konuyla ilgili kişilerin beklenenden farklı bir tutum almalarıydı. “Emredersiniz Başbakanım...” demek yerine, farklı düşündüklerini söylemeleri... “Size ve görüşlerinize saygımız var ancak bu diziyi kaldırmak için harekete geçmeyi düşünmüyoruz” diyebilmeleri. Çok mu hayalperest davranıyorum? Sanmıyorum.

Anneler yanıt bekliyor...

Cumartesi Anneleri’nin 400’üncü buluşmaları çok acıklıydı. Öylesine haklılar ki insan söyleyecek bir şey bulamıyor. Başbakan kadar rahmetli annesine düşkün bir insanın onları unutmayacağına inanmak istiyorum. Adil Tıp’ta bekletilen kemiklerden soruşturmaları ciddiye almayanlara kadar herkes bilmeli ki anaların ahı üstlerinde...

Can Dündar TÜYAP’ta kapışıldı

Pazar günü Can Dündar ile birlikte TÜYAP kitap fuarındaydık. Daha doğrusunu söyleyeyim; Can oradaydı, ben de yanındaydım. “BİRAND” kitabı için söyleşi yaptık. O koskoca salon tıklım tıklım dolmuştu. Yazan ile hakkında yazılan bir arada olunca, kim bilir neler yaşanacak diye merak içindeydim. Kitapseverlerin kalitesi bambaşka oluyor. Hiç bu kadar üst düzey bir kesimle karşı karşıya kalmamıştım. Ardından Can Yayınları’nın düzenlediği imza gününe geçtik ki gözlerime inanamadım.

Böylesine bir ilgi, böylesine bir kalabalık beklemiyordum. Zaten bundan dolayı “Can’ı kapıştılar” dedim. Can Dündar’ın öylesine sadık bir okuru var ki insan gıpta ediyor. “BİRAND” kitabı adeta kapışıldı. Ben de konu mankeni olarak elimden geleni yaptım. Gelenlere teşekkür ederim... Ancak asıl teşekkürü Can hak ediyordu ve hak ettiğini elde etti.