Bu kadar saydınız da neden hiç dinlemediniz?

29 Aralık 2012, Cumartesi 05:00
AA

Bizim cennet vatanımızın en büyük alışkanlığı, insanlarının değerini ancak öldükten sonra anlamasıdır. Hayatta iken yerden yere vururuz, işimize gelmediği sürece hapishanelerde süründürürüz. Ne söylerse söylesin dinlemeyiz. Adam ölmeye görsün. Aman efendim bir methiye bir methiye... Rahmetli Şerafettin Elçi’nin cenazesi ve ardından verilen demeçler beni fena halde kızdırdı.

Gel de haykırma... “Kardeşim, bu kadar saygıdeğer bir insandı ve siz de bu kadar önem veriyorduysanız, neden bugüne kadar yararlanmadınız? Neden görüşlerini uygulamaya sokmadınız? Bugün onu överek, yaşarken işlediğiniz günahları temizlemeye mi çalışıyorsunuz?”

MHP cenazeye katılmayarak ne mesaj vermek istedi ki?

Şerafettin Bey’in cenazesine bir tek MHP katılmadı. Ölmüş bir insana karşı saygısızlık ettiler. Eminim kendi aralarında, “Elçi bölücüydü, aman gitmeyelim, tabanımız yanlış anlar ve oy kaybına uğrarız...” demişlerdir. Ne yazık değil mi? Bir ölünün ardından dahi siyasi hesap yapmak kadar küçük hesap düşünemiyorum. Sırrı Sakık’ın oğlunun kaybına duyarsız kal. Şerafettin Elçi’nin cenazesine bile katılma. Sonra “Bu ülkeyi Kürtler bölmeye çalışıyor” de... Hayır efendiler. Kürtleri dışlayarak asıl sizler bölüyorsunuz...

[[HAFTAYA]]

Modern pırıltısı...

Geçen hafta sonu İstanbul Modern’in yan organizasyonu olan Gala Modern’in dördüncüsü yapıldı. Bülent Eczacıbaşı kusuruma bakmasın, eşi Oya kendi gibi zarif ve pırıltılı bir gece hazırlamıştı. İstanbul’un kalburüstü kesiminde kim varsa oradaydı. Smokinler içinde 500 kişilik bir gönüllü ordusu katıldı. Amaç, öğrencilere burslu eğitim ve eğitim projelerine destek sağlamaktı.

Yaklaşık 900 bin TL para toplandı. Eczacıbaşı Ailesi’nin, babaları NEJAT Bey’den başlayarak bugüne kadar ülkenin sanat ve kültürüne katkılarının yakın tanıklarından biri olduğum için, o geceyi bambaşka bir gözle izledim. İstanbul Modern’in 8 yılda nereden nereye geldiğini ve bugün övünülecek bir konumda olduğunu hepimiz kabul ediyoruz. Oya-Bülent Eczacıbaşı çiftini tebrik etmeyelim de ne yapalım?

Değiştirecektiniz de...

Ben bu işi bir türlü anlayabilmiş değilim. Gayet iyi ve istikrarlı çalışan Karayolları Genel Müdürlüğü köprülerdeki geçişlerde neden sınıfta kaldı, çıkaramadım. Kimseler de anlatma zahmetine katlanmıyor. Kartlı Geçiş Sistemi (KGS) büyük beklenti ve gösterişle devreye sokulmuştu. Reform yapıldığı söylenmiş, her şeyin yoluna gireceği belirtilmişti.

Günler geçtikçe bakıldı ki KGS’ler, bırakın geçişi rahatlatmayı, aksine daha da tıkanmaya neden oluyor. Bu defa, yerine HGS’ler (Hızlı Geçiş Sistemi) geliyor. Önümüzdeki 1 Ocak gününden itibaren yeni bir denemeye girişiyoruz. Şimdi, şu soruları sormaya hakkımız yok mu?”... KGS’nin tıkanıklık yaratacağını neden hesaplayamadınız? HGS’yi neden daha önce düşünmediniz? Bütün bu değişiklikler kaç paraya mal oldu?” Bakalım ne yanıt gelecek?

Lütfen kulak verin

“Arkadaşlar şu anda Şanlıurfa Keçikıran Köyü’nde aile hekimiyim. Sağlık ocağının yan tarafı okul. Buralarda okula giden bazı çocukların bu soğuklarda üst başlarını uzun uzun anlatmayayım. Tek kelimeyle içler acısı... Sizden ricam kullanmadığınız; kitap, ayakkabı, bot, kazak, çorap, palto ne varsa kolileyip bana göndermeniz. Kolilere mutlaka kitap koyun.

Zira malzemeleri verirken yanında vereceğim kitapları okumalarını zorunlu tutacağım. Sonra da okuyup okumadıklarını kontrol edeceğim. LÜTFEN KARGO ÜCRETİ ÖDEMEYİN, KARŞI TARAF ÖDEMELİ DİYE GÖNDERİN ve beni de mutlu edin... Adres: Dr. Saim Acar Şanlıurfa Merkez Keçikıran ASM. Tel: 0532 440 48 48.”

Uludere veya Roboski, Bijuh

28 Aralık 2011’de Uludere’de 34 yurttaşımızın bombardıman sonucu hayatını kaybetmesinin üzerinden tam bir yıl geçti. Bu kapsamda İstanbul’da 5 Ocak’a kadar iki fotoğraf sergisi var. İlki, İstanbul Tophane, Tütün Deposu’nda Caner Özkan’ın fotoğraflarından oluşan Uludere veya Roboski, Bijuh. Serginin küratörü Melek Ulagay. Sergide fotoğraflara Taylan Mintaş’ın enstalasyonları eşlik ediyor. İkincisi ise Beyoğlu Karşı Sanat Çalışmaları’ndaki karma sergi. Yıl boyunca yolu Roboski/Ortasu ve Bijuh/Gülyazı köylerine düşen foto-muhabirlerinin fotoğraflarından oluşan sergi “Faili Belli: Roboski Katliamı” adını taşıyor.

Yeniden Öğrenme Zamanı

Akademi, kamu, iş dünyası, siyaset ve spor... Işın Çelebi dopdolu geçen bir ömrün ardından edindiği onca tecrübeyi Türkiye’nin son 40 yıllık dönüşüm süreciyle harmanlayıp ortaya bir solukta okunası bir çalışma çıkartmış. Alfa Yayıncılık’tan çıkan “Türkiye’nin Dönüşüm Yılları-Yeniden Öğrenme Zamanı” adlı kitapta Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasi açıdan yaşadığı kırılma anları ve karşılaştığı yol ayrımları anlatılmış.

Çelebi kitabında özellikle ekonomi alanında sunduğu somut verilerle uzmanlığını bir kez daha ortaya koyarken, Galatasaray Spor Kulubü yönetiminde geçen başarılı yıllarının etkisini de hissettiriyor. Zira Galatasaray’ın tökezlediği yerden kısa sürede ayağa kalkıp, bugün bulunduğu yerlere gelmesinde önemli bir rolü bulunan Sayın Çelebi, tüm Galatasaraylılar için önemli bir insandır. (www.alfakitap.com 0212 511 53 03)

Erkek siyasetçilerin erkek şoven tutumu...

Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in açıklamalarından anladığımız kadarıyla, erkek siyasetçilerimizdeki “erkek şoven” tutum hâlâ güçlü. İş lafa gelince, aman efendim kadınlara bir övgü bir övgü. “Onlar bizim bacımızdır” edebiyatından tutun da, “Analar melektir” yüceltmelerine kadar söylenmedik methiye bırakmazlar. Ancak iş fiiliyata gelince kazın ayağı ortaya çıkıyor. İşte son örneği...

4’üncü yargı paketindeki soyadı özgürlüğüne yapılan itirazlar. Bu paketteki bir maddeye göre, kadınlar evlenmeden önceki soyadlarını kullanabileceklerdi. Tasarı, Bakanlar Kurulu üyelerine dağıtılınca, anladığımız kadarıyla kızılca kıyamet kopmuş. Efendim, nasıl olurmuş da kadınlar evlendikten sonra eski soyadlarını kullanabilirlermiş? Kocalarının soyadları nelerine yetmiyormuş! Sonuçta bu madde geri çekilmiş. Bravo sizlere vallahi. Bari hiç değilse göstermelik oyunlar oynamayın, kadınlarımız üzerinden yalan söylemeyin.

Ayıptır yaptığınız. Sade bu değil, aynı paketteki ünlü utanç kaynağımız sayılan 301. madde ve AİHM’nin (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) işaret ettiği kamu görevlilerinin soruşturulmasına izin veren madde de veto yemiş. Yine devlet ön plana çıkıyor. Hani AK Parti, devleti vatandaşın emrine verecekti? Hani önce devlet değil, vatandaş gelecekti? Bırakın Allah aşkına, Ankara’ya bir defa oturmaya görün, en demokrat geçineni bile devlet köylü oluyor.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.