Bundan böyle falcılık yapacağım...

31 Aralık 2012, Pazartesi 05:00
AA

364 günü siyaset kavgaları içinde geçirdikten sonra artık bugün rahat edelim. Güzel bir günü paylaşalım. Geçen yılın 31 Aralık günkü yazımda 2012’yi nasıl geçireceğimizin falına bakmıştım. Bu yazıyı hazırlarken korkuyla tekrar baktım. Korktum, zira tahminlerimin ne olduğunu unutup gitmiştim. Ya baltayı taşa vurduysam kaygısıyla okuyunca yüzüm güldü. Meğer tam isabet kaydetmişim. Üstelik Allah’tan “sağlık” dileğim de kabul görmüş. Bundan daha güzel ne olabilir ki?

“2012’de neler olacak?” falında şunları öngörmüşüm: - Başbakan’ın Köşk’e gidiş senaryosu kesinleşecek... - PKK ile çatışmalar daha da artacak... - Arap Baharı kışa girecek- Esad kalacak-İsrail ve İran ile ilişkiler ön plana çıkacak... - CHP’de işler daha zorlaşacak... - Kıbrıs ve Ermeni kavgası gündemde kalacak... - Dövizle borçlanmayan kazanacak... Eh, hemen hemen tümü doğru çıkmış. Hepimizin sorunları var. Kişisel olarak bakarsak, kimilerimiz 2012’yi hatırlamak dahi istemeyebilir. Ancak toplumun genelini ele alıp bir değerlendirme yapar, bölge ülkeleriyle kendimizi karşılaştırırsak, doğrusu Türkiye’nin iyi bir yıl geçirdiğini söyleyebiliriz.

[[HAFTAYA]]

2012’nin unutulmaz anıları...

Geçen yıl yıldırım hızıyla geçti. Bence en dikkat çeken yanları ve kolay kolay unutulmayacak olan gelişmelerini şöyle özetledim: - ERDOĞAN SİNİRLİYDİ... 2011’i Erdoğan’ın sağlığını tartışarak geçirmiştik. 2012’nin başında kendi ağzından “kanser olmadığını” duyduğumda, bu hastalığın ne anlama geldiğini bildiğimden dolayı, açıkçası memnun oldum. Nitekim, kısa sürede eski formunu buldu ve bütün yılı fırtına gibi yaşadı. Başbakan yıl boyunca çok sinirliydi.

Belki de kendine özgü politik nedenlerle, muhalefeti yerden yere vurdu. Salı günleri grup toplantılarında liderler birbirlerine etmedik söz bırakmadılar. Bu arada en büyük eleştiriyi BDP’lilere yöneltti. Hemen her konuşmasında bu partiyi yerden yere vurdu. Erdoğan sadece muhalefete değil, medyaya da ateş püskürdü. Eleştirilere sert tepki verdi. Hele idam cezasının geri getirilmesi ve Muhteşem Yüzyıl konularındaki tepkisi çok konuşuldu. Ancak kamuoyu bu iki konuyu sevmedi. Başbakan da geri adım attı, her iki dosyayı da rafa kaldırdı. En çok tartıştığımız konu da cumhurbaşkanlığı seçiminden çok, Erdoğan’ın Köşk’e hangi yetkilerle çıkacağı idi. 2023’e kadar Çankaya’da nasıl bir başkan göreceğimizi konuştuk.

- YILIN ŞOKU İLKER BAŞBUĞ OLDU...

Hayatımızın ayrılmaz parçasına dönüşen davaların en büyük şoku, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “terör örgütü lideri” olarak nitelenmesi ve tutuklanmasıydı. Bu olay yargıya gölge düşürdüğü gibi, toplumun vicdanında da derin yaralar açtı. Nedim Şener, Ahmet Şık, Oda TV davasından Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan’ın tahliyeleri dahi durumu değiştirmedi. Savcılar ve mahkemeler “özel yetkilerini” öylesine abartılı kullandılar ki sonunda hükümet kendi kurduğu sistemi dağıtmak zorunda kaldı.

28 Şubat’ın 15’inci yıldönümünde Çevik Bir ve 28 emekli asker tutuklandı, yargılama süreci başlatıldı. Başbakan, Balyoz ve Ergenekon davalarındaki hoyratlıklara dikkat çekip “Cadı avı olmamalı” dedi de bu, mahkemenin abartılmamasını sağladı. MİT-YARGI kavgası da bir İLKTİ. Müsteşar Hakan Fidan’ın mahkemeye çıkarılmasını, hükümet alelacele yasa çıkararak önleyebildi. Bu tartışmanın altında cemaat-AK Parti çekişmesinin yattığı kısa sürede anlaşıldı. Özetle, 2012 yılı yargı sistemimiz açısında hiç iyi geçmedi.

- PKK ÇOK VURDU ANCAK BAŞARAMADI...

Yılın olayı, BDP’li parlamenterlerle PKK’lı bir grubun kameralar önünde kucaklaşması oldu. Kandil, bölgede halk ayaklanması stratejisini yıl boyu zorladı. Sayısız karakola saldırdı, hemen her gün manşetlerde boy gösterdi. Toplumu son derece rahatsız etti ancak stratejisini uygulayamadı. Suriye-İran ve Irak’taki durum PKK’nın çok işine yaradı. Bölgedeki reytingi arttı ancak açıkladıkları hedeflerine ulaşamadılar.

- ESAD-NETANYAHU-MALİKİ DÜŞMAN KESİLDİLER...

Bütün yıl boyunca, etrafımız bize düşman gözüyle bakan ülkelerle doldu. Esad ayakta kalmasına kaldı ancak muhalif güçlerin etkinliği de giderek arttı. Türkiye’ye kaçan mültecilerin sayısı da yüzbini geçti. Irak ile de ilişkilerimiz çok bozuldu. Şii-Sünni bölünmesi bölgeyi parçalama noktasına getirirken, bu durumdan bizler de payımıza düşeni aldık. İsrail ile ilişkiler ise, eskisi gibi sıfır düzeyinde devam etti.

Sağlıklı, güzel bir yıl dilerim

Sevgili okurlarım, hepinize sağlıklı bir yıl diliyorum. Sağlığın her şeyden önde geldiğini deneyimle bilen bir kişiyim. Ayrıca şans ve mutluluk dileklerimi de lütfen kabul edin.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.