Erdoğan idam için dayatmıyor...

14 Kasım 2012, Çarşamba 05:00
AA

Başından beri Başbakan’ın idamın geri getirilmesini samimi şekilde istediğine inanmamıştım hâlâ da inanmıyorum ve son gelişmeler de beni doğruluyor. Nereden çıkardığımı sorarsanız, bazı ipuçlarını bir araya getirdikten sonra bu sonuca vardım. Bir nevi falcılık dahi diyebilirsiniz. Erdoğan’ın kafasının içindekileri belki birkaç kişi biliyordur. Onlardan biri ben değilim. Medyanın büyük çoğunluğu gibi, tahminlerle hareket ediyorum. Bakın okuyun, bana hak verecek misiniz? Hemen nedenlerine bakalım:

- En önemli işaret dünkü grup toplantısı olacaktı. Başbakan’ın çıkıp aklındakileri söylemesi durumunda da, parti hemen kolları sıvayıp işe girişebilirdi. Olmadı. Erdoğan sözünü dahi etmedi. Oysa, önem verdiği ve yasalaşmasını istediği konuları mutlaka grubuna anlatırdı.
- Partisiyle grupta olmasa dahi en yakın danışmanları veya kurullarıyla da bu konuda şimdiye kadar hiçbir şey paylaşmadı. Biliyorum zira parti içindeki bazı önemli isimlerle görüştüm onların da benden daha fazla bilgi sahibi olmadıklarını gördüm. Onlar da Başbakan ile konuşup işin netleşmesini bekliyorlardı.
- Partinin önde gelenleri özellikle daha önceleri idama karşı çıkmış isimler şimdi sıkıntı içindeler. Nasıl viraj alabileceklerini bilemiyorlar. Daha da ötesine gidelim, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun son açıklaması da net. Başbakan’ın sadece Norveç’teki katliama atıfta bulunup idamı sorguladığını söyledi. Davutoğlu, Başbakan ile konuşmadan böyle bir açıklama yapmayacak kadar deneyimli bir insandır. Peki neden?

[[HAFTAYA]]

Başbakan neden idamı ağzına doladı? Dünkü yazımda değinmiştim tekrar etmekte yarar var. Siyasetçinin kafasından nelerin geçtiğini anlayabilmek kolay değildir. Acaba 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerine yatırım mı? Teröre karşı bir gözdağı mı? Kamuoyundaki beklentilere yanıt mı? İdamcıların gönüllerini okşamak mı? Belki de bunların hepsi bir arada. Biz bugünkü görünüşle yetinip, falcılığımızı daha da ileriye götürmeyelim. Tabii yine de tedbirli olmak gerekir. Bir bakarsınız Başbakan, yarın ummadık bir yerden yine idam dosyasını çıkarıverir.

Batı ile ipleri koparmak isteyen yok ki...

CHP Milletvekili Rıza Türmen’in dünkü Milliyet‘te son derece aydınlatıcı bir yazısı vardı. İdam cezasının geri getirilmesi durumunda ne gibi gelişmelerle karşı karşıya kalınacağını anlatıyordu. - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki imzanızı geri çekmiş olacaksınız. - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden çekilmek, kurucusu olduğumuz Avrupa Konseyi’nden çekilmek anlamına gelecektir. - Avrupa Birliği ile katılma müzakereleri hemen kesilecek ve Türkiye bir nevi tam üyelikten vazgeçmiş olacaktır.

Belki bu sonuçları tamamen siyasi yönden okuyabilirsiniz ancak yanılırsınız. Avrupa Birliği ile ilişkilerini temelinden değiştirmiş bir Türkiye’nin kredi ve yatırımlarının bir süre için dahi olsa nasıl kuruyacağını da düşünmelisiniz. Hiçbir işe yaramayacağını bilmesine rağmen Başbakan’ın sırf milliyetçi kesime sempatik görünmek için böylesine dramatik bir adım atabileceğini ben sanmıyorum. Avrupa, ne kadar sevmesek dahi, Türkiye için son derece önemli bir güvencedir. Ekonomik güvencedir.

Politik güvencedir. İnsan hakları güvencesidir. Demokrasi güvencesidir. Eğer bu iktidarın, şimdiye kadar oluşturulmuş ve bir ayağı Batı’da duran bu sistemi tümüyle yok etmek istediğine inanıyorsanız, diyeceğim yok. Ben inanmıyorum. Belki kalbi Cumhurbaşkanı Gül kadar Avrupa’dan yana olmasa dahi, Başbakan Erdoğan da Türkiye’yi ayakta tutan payandalar arasındaki dengeleri gayet iyi biliyor. İşte bütün bu ipuçlarını bir araya getirip sonuca varyorum. Başbakan, idamı geri getirmek için çaba harcamayacaktır.

Mersin’de portakaldan filler dolaşıyor!



Mersin çok nevi şahsına münhasır bir kent. Son 20 yılda aldığı göç levanten geçmişi ile de birleşerek Mersin’i Türkiye’nin İstanbul’dan sonra en kozmopolit kenti haline getirdi. İsmini son dönemde en çok taş atan çocuklarla duyduğumuz kent siyasi arenadaki kaosa rağmen bugünlerde çok önemli ve birleştirici bir festivale ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Mersin Ticaret Borsası koordinatörlüğünde bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilecek Mersin Narenciye Festivali CHP, BDP ve MHP’li belediyelerin ortak çalışmaları ile hayata geçiriliyor. İşin garip tarafı koordinatörlüğü yapan Ticaret Borsası Başkanı da AK Parti’den belediye meclis üyesi. Siyasetin bu kadar uzlaşıdan yoksun olduğu, ülke için çok hayati meseleler üzerindeki parlamento çalışmalarının kilitlendiği bir dönemde, bir kentin insanı siyasi farklılıklarını zenginlik sayarak, uzlaşıyla kentin ekonomisini ayakta tutan narenciye sektörünün gelişmesi için el ele çalışıyor.

Festival geçtiğimiz sene çok renkliydi. Sahil şeridinde 1.5 km’lik bir alan narenciye ile süslendi. Narenciyeden filler, atlar, zürafalar kortej halinde kenti dolaştı. 26 ülkeden dans grupları 2 gün boyunca sabahtan akşama kadar kendi yerel danslarını sergiledi. Festivali her kesimden, her siyasi düşünceden yaklaşık 100 bin kişi tek bir olay çıkmadan şenlik havası içinde izledi. Bu yılkinin de öyle olması bekleniyor. Cumartesi ve pazar günü medyayı festival haberleri için takip edin. Kardeşlik ve uzlaşma kültürü, ortak çıkar da söz konusu olunca nasıl da gelişiveriyor inanıyorum ki hepimiz bir kez daha göreceğiz. Emeği geçen herkese gönülden bravo...

KİTAP KÖŞESİ

Gökçeada’nın dünü bugünü

İmroz ya da Gökçeada için yazılanların, anlatılanların üzerine bir yenisi daha ekleniyor. Heymola Yayınları’ndan çıkan “İmroz Rumları, Gökçeada Üzerine” adlı kitap bize tarihi ve günümüzdeki Gökçeada’yı anlatıyor. Kitapta Gökçeada hakkında yazılmış İngilizce ve Yunanca makalelerin Türkçe çevirileri yer alıyor. Kitaba katkı sağlayanlar arasında; Suna Çağaptay, Meliton Karas, Makis Boutaras ve Elif Babül bulunuyor. Cumhuriyetin ulus devlet kurma sürecinde devlet ile Gökçeada Rumlarının yaşadıkları, Yunanistan ile Türkiye’nin pazarlık unsuru olmalarına kadar adanın değişim yılları “İmroz Rumları, Gökçeada Üzerine”de. (heyamola.net)