Irak Kürtleriyle tarihi kucaklaşma...

31 Mart 2011, Perşembe 05:00
AA

Başından beri bu ziyaretin “tarihi niteliğini” sık sık tekrarlıyorum. Salı günü Kuzey Irak’ta yaşananlar, olayın tarihi vurgusunu dahi geride bıraktı. Irak Kürdistanı’nın başkenti Erbil’de yaşananlar, Türk-Kürt ilişkilerinin ne kadar şaşırtıcı bir hızla geliştiğini gösterdi. Fazla gerilere gitmeyin. 2008’de dahi, Kuzey Irak sınırımızdaki “Welcome to Kurdistan” levhası, Kürt bayraklarının uçuşması hepimizi sinirlendirirdi.

[[HAFTAYA]]

İlişkiler çok gergindi. Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt devletinin kurulacağına ve bizim Kürtlerin de bu hevesle bağımsızlıklarını ilan edip, ileride Büyük Kürdistan’ı oluşturacaklarına inanılırdı. PKK’ya destek verdiklerinden, hiç değilse Ankara’nın isteklerine sırt döndüklerinden bahsedilir, veryansın eleştirilirlerdi. Barzani de sinirliydi.

Türkiye’nin kendilerini adam yerine koymadığını, PKK konusunda ise, asıl çözümün Türkiye içinde olduğunu söyler ancak kimseye dinletemezdi. Bir de, Başbakan Erdoğan’ın Erbil ziyaretinde yaşananlara bakın. Arada dünyalar kadar fark var.

‘İnkar politikası artık bitmiştir’

Özellikle halkın yaklaşımı ve gösterilen ilgi Türkiye’nin bölgedeki konumunun nasıl parladığını gösteriyor. Bu sonuca varılmasındaki asıl oyuncu Türkiye’dir. Temel politikalarını değiştirdi. Barzani’yi sürekli sıkıştırmayı, sürekli şekilde “PKK’nın kafasını koparıp getirin, ondan sonra konuşalım” yaklaşımını bıraktı. Güvenlik konusunda kavga etmek, koşullar kurallar koymak yerine, PKK konusunda ortak çalışmayı tercih etti. Kürt açılımında işbirliği yaptı. Ankara, önceliğini ekonomik işbirliğine, yatırımlara verdi.

Irak Kürdistanı’nın istikrarının, zenginleşmesinin Türkiye’ye daha yarar sağlayacağına inandı. Bu bölgenin kendi için bir köprü olduğunu gördü. Barzani de tutum değiştirdi. Amerika’nın gelecek yıldan itibaren yavaş yavaş Irak’tan çekilme sürecine girmesi ve İran’ın bölgede artan etkinliği de, Kürtleri sırtlarını Türkiye’ye dayama politikasına itti. Çıkarlar birleşince bugünkü noktaya gelindi. Başbakan’ın en önemli mesajı, Türkiye’nin inkar politikalarına son verdiğini açıklamasıydı. Bu mesaj aslında sadece Irak Kürtlerine yönelik değildi.

Türkiye Kürtlerine de yönelikti. Şu anda AK Parti iktidarının, seçimler nedeniyle Kürt sorununa ilgisiz yaklaşımıyla belki çelişiyormuş gibi görünse de, bu yaklaşım, seçim sonrasında çok şeyin değişeceğini de gösteriyor. Ülke içinde “İmamın Ordusu” kitabı başta olmak üzere, son derece gereksiz gelişmelerin yaşandığı şu sıralarda Başbakan’ın Bağdat ve Erbil ziyareti içimizdeki ümitleri yeniden yeşertti.

Hâlâ idamı tartışan bir ülke olmamalıyız...

Bir yanda, bölgeye damgasını vuran, herkesin ne diyeceğini merak ettiği bir Türkiye var. Uluslararası medyada dahi hemen herkes tarafından demokrasisi sayesinde, bölgede yıldızının parladığı yazılan bir Türkiye var... Aynı Türkiye’de, savcılar daha basımı dahi yapılmamış bir kitabın avına çıkıyor. Gazeteciler hapse atılıyor, polis hoyratça davranıyor. Her protesto olayında öğrenci dayak yiyor. Darbelere karşı ilk defa dava açabilen aynı Türkiye, kendi eliyle yarattığı Ergenekon destanını bir canavara dönüştürüyor.

Bunlar yetmiyormuş gibi, şimdi de birden bire idam cezasının yeniden geri getirilmesi tartışılıyor. Hem de, iktidarın en akıllı isimleri işi ciddiye alıyor. Nedeni basit... Üç çocuğu katleden katile karşı kamuoyundaki tepkiyi kullanmak, seçimler için pozisyon almak. AK Partili Prof. Dr. Burhan Kuzu gibi, önemli ve aklı başında bir isim “bırakın bu saçmalıkları” demesi beklenirken, idamdan yana olduğunu söylüyor, “zaten biz idamı, AB istediği için kaldırmıştık” diyor. Bir diğeri, referandum yapılmasını istiyor. İnanılır gibi değil.

Türkiye, idam ayıbından 9 yıl önce kurtuldu. İdam cezasının hiçbir caydırıcılığı olmadığı artık apaçık ortadaydı. Cezanın, asıl cezalandırmanın, suçluyu öldürmek değil, hayat boyu demir parmaklıklar ardında tutmak olduğunun kabul edildiği bir dönemde kaldırıldı. Bizdeki anlayış daha önce hep, “asın birini, bak diğerleri yapıyor mu?” şeklindeydi. Olmadı... Adamları astık, onlar yine yapacaklarını yaptılar.

İdam cezası Öcalan’ı asmamak için kaldırılmıştı

Son bir not: Türkiye idam cezasını sadece AB nedeniyle kaldırmadı. Abdullah Öcalan’ın idamı gündemdeydi ve böyle bir durumda da, sadece Güneydoğu’nun değil, bütün Türkiye’nin kana bulanacağından korkulduğu için bu ceza kaldırıldı. Doğruları bilmemizde yarar var. Yoksa bu cezayı kaldırıp, Öcalan’ı birkaç milyon oy uğruna astırmak isteyenler mi var? Lütfen ciddi olalım. Kamuoyunun kızgınlığı haklıdır ancak bazı şeyleri halk değil, liderler kararlaştırır.