Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir tango başlıyor...

24 Aralık 2010, Cuma 05:00
AA

Türk-Amerikan ilişkilerine ince ayar yapılıyor. Bir süre önceki tehlikeli gidiş, yerini daha sakin bir sürece bırakıyor. Karşılıklı yeni bir deneme, ilişkileri rayına oturtmak için yeni bir fırsat yaratılıyor. Obama yönetiminde ateş püskürenlere Beyaz Saray’dan “Türkiye’yi hırpalamayın” mesajı çıktığı anlaşılıyor. Başkan Obama’nın hafta sonu Hürriyet’e verdiği demeç, (İlişkilerimiz dayanıklıdır, bazı anlaşmazlıklar olabilir, önemli değil) bunun ilk işareti sayılmalı. Ardından da, yönetimin Ermeni tasarısının Temsilciler Meclisi gündemine gelmemesi konusundaki duyarlılığını buna eklemek gerekir. Anlaşılan, yönetim Ankara’yı daha anlayışla izlemeye hazırlanıyor.

[[HAFTAYA]]

Nitekim geçen hafta İstanbul’a sırf “Türk-Amerikan ilişkilerindeki gidişi dönüştürmek ve Türkiye’yi anlamak” için gelen bir diğer heyetin ziyareti de dikkatleri çekti. Başta eski Dışişleri Bakanı Madeleine K. Albright olmak üzere, Amerika’nın dış politikası hazırlanırken görüşleri dikkate alınan emekli büyükelçiler, sivil toplum örgütleri, akademisyenlerden (Morton Abramowitz, Henri Barkey gibi) oluşan ve Amerikan Barış Enstitüsü tarafından organize edilen bu ziyaretin amacı Ankara’da ne olup bittiğini, Türkiye’nin nereye gittiğini, gerçekleri yerinde incelemek ve anlamaktı. Hepsi, Türkiye ile ilişkilere çok önem veren, bölgeyi iyi bilen daha da önemlisi Obama yönetimine yakın isimlerdi. Anlayacağınız kimsenin kimseyi ikna etmeye veya haklı davalarımızı anlatmaya ihtiyacı yoktu. Nitekim de öyle oldu. Onlar sordu İlter Türkmen başkanlığındaki Türk katılımcılar da görüşlerini paylaştılar. Emin olun, görüş çeşitliliği ve yapılan analizler açısından toplantı son derece bilgilendiriciydi. Erdoğan’ı zaman zaman eleştiren isimler dahi, Başbakan’ın hakkını verdiler.

Artık eski abi-kardeş ilişkisi kalmamış...

Daha önce de bu tip toplantılara çok katılmışımdır ancak bu defakinin tonu ve havası bambaşkaydı. Sonunda yayınlanan açıklama da bu gerçeği gösteriyor. Konuşmalardan çıkardığım izlenimlerimi özetleyerek şöyle aktarabilirim: Türk-ABD ilişkileri artık eskisi gibi, büyük abinin sözünden çıkmayan kardeş görünümünde değil. Amerikalıların bir bölümü, Türkiye’nin bölgede önemli bir rol oynadığını kabul ediyorlar ancak Washington’un önemli bir bölümü bu gerçeği henüz içlerine sindirebilmiş değil.

- ABD’nin AK Parti’den vazgeçmesi veya sırtını dönmesi gibi bir durum söz konusu değil. Bundan böyle görüş ayrılıkları hatta ciddi anlaşmazlıklar olacağını görüyorlar. Ancak yolun sonunda yine de aynı kampta buluşulacak.

- Washington da artık genel tutumunu değiştirmek zorunda olduğunun farkında. Türkiye’nin, İran- Hamas-Hizbullah-Sudan ve Suriye ile ilişkilerini sevmiyor ancak yutkunup kabullenmesi gerektiğini de görüyor.

- Eski “stratejik ortaklık” deyiminin içinin tamamen boşaldığı, onun yerine başka bir slogan aranması gerektiği de kendini açıkça

 - Türkiye’nin eksen kaymasından çok, kendine yeni bir yer ve yaklaşım aradığı kabul ediliyor.

- Türkiye’de bir eksen kayması olmadığı kabul edilmekle birlikte, Ankara’nın kendini daha doğru dürüst anlatması gerektiği de sık sık tekrarlandı.

- İran ve İsrail konusundaki Türk tutumunun değişmesi gereği kadar, Amerika’nın da Türkiye ile politikalarını paylaşması gereği üzerinde duruldu.

Ankara da tutumunu ayarlamalı

Bu heyetin asıl amacı Türkiye’yi Washington’da anlatmak. Türkiye tartışmalarını olumlu yönde etkilemek, doğru bir çizgiye oturtmak. Nedenleri de Ankara’nın eksen kayması olmadığını ABD’de yeterince anlatamaması, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Amerika’ya her gidişindeki temaslarında ders verircesine uzun konuşmasına rağmen kimseyi inandıramaması.

Diğer bir nedeni de, demokrasinin daha da derinleşmesini sağlamak. Bu toplantı ve ardından yapılan açıklama, Türkiye’nin bölgedeki yaklaşımını anlatma yönünden çok yararlı olacak. Ancak unutulmaması gereken bir diğer nokta, bu çabanın Türkiye tarafından da desteklenmesi gereğidir. Ankara’dan da tutumuna ince ayar yapması, Washington’u yerinden zıplatmaması, İsrail’i sürekli dövmemesi bekleniyor. Her konuda olduğu gibi, tango dansı tek başına değil, iki kişiyle yapılır.