Yargı tarihin en ağır sınavından geçiyor...

09 Mart 2011, Çarşamba 05:00
AA

Şimdiye kadar böylesine tartışmalı, böylesine kafa karıştıran ve kamuoyunun hiç değilse bir bölümünde soru işaretleri yaratan başka bir davalar süreci hatırlamıyorum. Şimdiye kadar yargının kendini böylesine ön plana çıkardığı, kamuoyunu hiçbir şekilde dikkate almadığı ve bunu da açıkça gösterdiği bir başka olay da anımsamıyorum. Bakın nerelerden nerelere geldik. Askeri darbelere çanak tutmak için komplolar kuran sivil çetelerden başladık, askerin içinde ve dışında kümelenmiş ve ciddi şekilde üstüne vazife olmadığı halde siyasi iktidarı devirme hazırlığı içinde olduğu izlenimi yaratan gruplarla devam ettik.

[[HAFTAYA]]

Bugün ise, nereye gittiğimizi ben anlayamıyorum. Kim neden tutuklanıyor? Gazeteciler içeri alınıyor, gerekçesini bilemiyoruz. Ergenekon adına olmadık komplo hikayeleri üretiliyor, yapılan sorgulamalarda telefon dinlemeleriyle ilgili öyle şeyler soruluyor ki, insan şaşırıp kalıyor. Savcı Zekeriya Öz ısrarlı. “...Bu kişiler gazetecilik faaliyetlerinden dolayı değil, bambaşka faaliyetlerinden dolayı tutuklanıyorlar... Elimizdeki gizli delilleri bilmeden konuşuyorsunuz, hata ediyorsunuz...” diyor.

Yanlışlar çok pahalıya mal olur...

Benim üstünde durduğum nokta bambaşka. Basın özgürlüğünden, gazetecinin çalışma yönteminden filan söz etmek istemiyorum. Artık durum öyle bir noktaya geldi ki, 3 yıl önce başlatılan süreçten bugüne kadar toplum vicdanına ters düşen uygulamalar listesi artık öylesine büyüdü ki, en büyük darbe yargıyı vurmaya başladı.

Sistem -hâlâ hiç inanamıyorum ancakgerçekten bizleri şaşırtacak deliller ve somut verilerle ortaya çıkamadığı sürece, yine bu insanlar bunca süre acı çektikleriyle kalacaklarsa, yargı sistemimizi bir daha ayağa kaldırabilmek imkansızlaşacaktır. Yargımız tarihi bir risk almış durumda. Son bir noktayı daha hatırlatmak istiyorum. Bu yargı ve bu hoyratça yaklaşımlar eskiden de vardı. O dönemlerde, laik sistemi koruma adına insanlar inletilir ve hukuk dışı uygulamalar yapılırdı. Bütün bunların bittiğini sanmıştık. Çok derin bir hayal kırıklığına uğramış durumdayız.

Fatura ise iktidara çıkıyor...

Dünyanın neresine giderseniz gidin ve Türkiye’de yaşananlara yakın uzak, aynı tip durumlarla karşılaşın, hep aynı sonuca varıldığını görürsünüz. Gerçekler bambaşka olabilir, savcılar haklı ve ciddi deliller üzerinde çalışıyor olabilirler ancak eğer kamuoyu yaşananları farklı şekilde algılarsa, ağzınızla kuş tutsanız, bu algıyı değiştiremezsiniz. AK Parti’nin iletişimi çok güçlüdür. Bu da, parti teşkilatından çok Başbakan’ın kamuoyuna mesaj verme gücünden gelir. Dikkat edecek olursanız başından bu yana sıkıntı içinde.

“Bizi bu işin içine sokmayın. Tüm gelişmeler yargı tarafından başlatılıyor ve yürütülüyor. Bizim hiç ilgimiz yok diyor...” Medya ve muhalefeti kışkırtıcılıkla suçluyor. Başbakan bırakıyor, Adalet Bakanı alıyor. O bırakıyor, İçişleri Bakanı dil döküyor. Ancak hiçbiri kamuoyunun bir kesimini inandıramıyor. İnandırabilmelerine de imkan yok. Türk kamuoyu, yargı dahil olmak üzere, resmi kararları içeren her konuyu iktidarlara fatura eder. Siz istediğiniz kadar, vallahi billahi benim dışımda gerçekleşiyor, deyin. İnandıramazsınız.

Bu hep böyle geldi ve böyle gider. Bundan sonra değişmesi de kolay olmaz. Hele Cumhurbaşkanı Gül dahi, iktidarın genel çizgisine rağmen, kamuoyundaki rahatsızlığı biraz dahi olsa yatıştırabilmek için farklı bir ses çıkarıp yargıya “bazı uygulamalardan vicdanların rahatsız olmaya başladığı” mesajını veriyorsa, durumun hangi noktalara geldiği çok daha iyi anlaşılır.

Zaman harcamadan yeni bir değerlendirme gerekiyor

Yaşadıklarımız basit bir siyaset kavgasının ötesine geçiyor. Ülkenin temel dengeleri zedeleniyor. Bu olayların yansımaları önümüzdeki uzun yıllar kendini hissettirecektir. Bırakın seçim öncesi iktidarın olası kayıplarını, açılan yaraların daha da derinleşmemesi için iktidarın “Durun bakalım, nereye gidiyoruz, neler oluyor?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne gelebilecek bir zarar bilançosu yapalım...” demesi gerekiyor. Kamuoyundaki algılama giderek kötüleşiyor. Belki AK Parti taraftarı bütün bu olup bitene inanmıyor... Belki savcılara hak dahi veriyor olabilir. Ancak bu çok yanıltıcıdır. Önemli olan toplumların algılamasıdır. Bu algılama da, giderek olumsuzlaşıyor.