Boşanmada son 5 yılda artış var

04 Nisan 2015, Cumartesi 00:01
AA

AŞK DOKTORU MEHMET COŞKUNDENİZ YAZDI...
https://twitter.com/askdoktoru

Boşanma istatistikleri yayınlandı. Durum hiç iç açıcı değil. 2014’te boşanma oranı geçen yıla göre yüzde 4.5 arttı: 130 bin 913 çift boşandı. Son beş yılda boşanma oranındaki artış yüzde 10’un üzerinde. Tabii bu araştırmaların en büyük eksiği, boşanma sebepleri konusunda bilgi vermemesi.

Neyse, biz yine de çoğuna “aile birliğinin temelden sarsılması” deyip geçelim. Aile birliğini temelden sarsan şeylerin ne olduğunu bu araştırmalarda göremiyoruz maalesef. Bakın; 130 bin 913 çift demek, çolukları, çocukları, ailelerini de kattığınızda neredeyse 3 milyon kişi demek.

En anlaşmalı boşanmanın bile travmatik olduğunu düşündüğünüzde, yaklaşık 3 milyon kişi 2014’te boşanma travmasından etkilendi. İstatistiğin bir başka önemli verisi de boşanmaların yüzde 61.4’nün ilk 10 yıl içinde gerçekleşmiş olması.

Hatta daha bir yılını bile doldurmadan boşanan 4 bin 727 çift var. Sadece 1 yıllık evliyken boşanan çiftlerin sayısı da 13 bin 222. Neden? Çünkü evlilik kararını alırken karşımızdaki insanı yeterince tanımış olmuyoruz. Tabii çok ekstrem bir durum yoksa (aldatma, şiddet, bağımlılık, suç gibi)...

Yine aynı istatistikte boşanmanın en fazla yaşandığı ilin Antalya, en az yaşandığı ilin Hakkari olduğunu görüyoruz. Batı illerinde boşanma oranı daha fazla, Doğu ve Güneydoğu’da daha az. Ama sanmayın ki Doğu ve Güneydoğu’da evlilikler çok mutlu gidiyor da çiftler o yüzden boşanmıyor...

Töreler, gelenekler, muhafazakar anlayış ve ekonomik sebepler o bölgelerdeki çiftlerin mutsuz da olsa boşanmasını önlüyor. Batı’da ise kadınların hayatın içinde daha fazla yer alması, ekonomik olarak kendilerini rahat hissetmesi boşanmayı kolaylaştırıyor.

EKONOMİK DURUM EVLENMEYE ENGEL

Evlilikte ise önemli bir değişim yok önceki seneye göre. 599 bin 704 çift evlenmiş, yüzde 0.1 azalmış. Nüfusun da arttığını düşünürsek evlilik oranının azalmasını ekonomik gidişata bağlayabiliriz. Evliliğin maddi açıdan büyük bir yük olduğunu biliyoruz. 2014’ün de Türkiye için ekonomik açıdan iyi gittiği söylenemez.

İşsizlik oranının, özellikle genç nüfusta yüzde 20’ye çıkması evlenme kararı almada engel oluşturuyor. Hep kötü şeylerden söz etmiyor bu istatistik. İyi yanı da var. Örneğin evlenme yaşı giderek yükseliyor. Geçen yıl erkekler ortalama 26.9, kadınlar da 23.7 yaşında evlenmiş.

Bu arada Türkiye’de en geç evlenenler Tunceli’de. Tunceli’de ortalama evlenme yaşı; erkeklerde 29.3, kadınlarda 26.6.

ÜNLÜLER İÇİN DE KÖTÜ BİR YIL OLDU

Türkiye İstatistik Kurumu’nun boşanma istatistiklerine giren ünlüler de var elbette. 2014’te epey bir ünlü boşandı. Boşanmadan söz edince onları da hatırlamamak olmazdı. Ahu Yağtu-Cem Yılmaz, Şirin Ediger-Okan Bayülgen, Feraye Tanyolaç-Kaya Çilingiroğlu çocukları olup da boşanan çiftler. Yıllar önce yapılan bir araştırmada boşanan çiftlerin yüzde 63’ünün çocuklu olduğu ortaya çıkmıştı, onu da hatırlamakta fayda var.

Burçin Terzioğlu ile Murat Yıldırım, Ece Sükan ile Ümit Benan, Fulya Kalkavan ve Metin Şentürk de çocukları olmayıp boşanan ünlüler kervanında. Tabii 2014’ün benim açımdan en şaşırtıcı boşanması Özge Borak-Ata Demirer evliliğiydi. Neden şaşırdım? Çünkü büyük bir aşkla başlamıştı.

Söylentilere göre Özge Borak, Ata Demirer’e aşık olduğunda evliydi. Bu uğurda eski eşinden ayrıldı. Evet, insan evliyken de başkasına aşık olabilir. Bu konuda herhangi bir yargım yok elbette. Ancak ne oldu da bu büyük aşk bir anda böylesine dönüştü?

En son bizim Cumartesi Postası’na röportaj veren Özge Borak “Ata ile bir daha asla” demişti. Bir insanın bunu söyleyebilmesi için o evlilikte gerçekten büyük ve travmatik bir şey yaşamış olması gerek. Açıkçası ben biraz sorup soruşturdum ama yakın çevrelerinden bile kimse bunun nedenini bilmiyor.

Aslında bu kötü bir şey değil. Evliliği onlar yaşadı ve asaletli bir şekilde susabiliyorlar. Ünlüler dünyasında boşandıktan sonra birbirleri hakkında ileri geri konuşanları da görünce, Özge Borak ile Ata Demirer’in susmalarını takdirle karşılıyorum.

EVLİLİK ‘AMAÇ’ DEĞİL ‘ARAÇ’ OLMALI

Sonuç olarak istatistik şunu ortaya koyuyor: Evliliklerin temelinde bir sorun var. İçinde bulunduğumuz çağda evliliğin yeniden tanımlanması gerektiğini düşünüyorum. Evlilik ulaşılması gereken bir ‘amaç’ değil, mutlu yaşamak için bir ‘araç’ olarak görülmeli.

Ve insan eğlenemediği kişiyle evlenmemeli. Aksi takdirde o hayat çekilmez olur. Ayrıca boşanmak da dünyanın sonu gibi değil. Evet, boşanırken insan öyle düşünüyor ama boşanma kaçınılmaz hale geldiyse yapacak bir şey kalmıyor.

ine de bir şeyi hatırlatmakta fayda var: Evliliğinizi kurtarmak için her şeyi ama her şeyi yapmalısınız. “Her şeyi yaptım” demeden boşanırsanız işte o zaman büyük pişmanlıklar sizi bekliyor. “Her şeyi yaptım ama olmadı” diyerek boşanırsanız, iyileşme süreciniz daha çabuk oluyor.

ADANA’DA KARNAVAL

Siz bu yazıyı okurken ben Adana’daki Portakal Çiçeği Karnavalı’nda olacağım. Toyota’nın CEO’su Ali Haydar Bozkurt’un 2013’te önayak olup başlattığı karnaval bu yıl 3’üncü yılında. Ben de Mersinli’yim. Portakal çiçeğinin kokusunu iyi bilirim. O kokuyu bir kez içine çeken o topraklardan ayrılamaz.

Artık Mersin’de yaşamasam da fırsat bulduğum her an gidip özlem gideriyorum. Uzun yıllardır bu aylarda portakal çiçeklerini koklamaya hasrettim. Bu hasretimi gidereceğim elbette. Karnavalda tabii ki sadece çiçek koklanmıyor. Etkinlikler, eğlenceler, kortejler...

Tam bir karnaval yani. Adana’ya gitmişken kebaplar da yenilecek, şalgamlar da içilecek. Gece mutlaka şırdancıya gidilecek. Ali Haydar Bozkurt’u böyle bir karnavalı yarattığı için yürekten kutluyorum.

MERSİN’DE ALTIN PALMİYE ÖDÜLLERİ

Adana’dan söz edip de memleketim Mersin’i unutur muyum hiç? Mersin’in ‘deli’ çocuğu Nedim Delibaş her türlü engellemeye rağmen tek başına iki yıldır ‘Mersin Altın Palmiye Ödülleri’ni organize ediyor. Yılın en iyilerine ödüllerinin takdim edileceği tören için canla başla çalışıyor.

Mersin’in bir kadersizliği vardır. Çukurova’nın başkenti Adana olarak görülür. Turizmin başkenti de Antalya’dır. Ayrıca Adana ‘Altın Koza’, Antalya da ‘Altın Portakal’ film festivalleriyle tanınır. Adana ile Antalya arasında kalan Mersin ne tam bir turizm şehri, ne tam bir tarım şehri, ne de tam bir sanayi şehri olabilmiştir.

Kendini tanıtma konusunda hep eksik kalmıştır. Varsa yoksa tantuni, cezerye...

Evet, yeme içme Mersin’de ucuzdur ve çok lezzetlidir. Ama Mersin’in hiçbir kentte bulunmayan özellikleri, ne yazık ki tanıtılamamıştır. Şimdi Nedim, Altın Palmiye Ödülleri ile, Mersin’e hak ettiği değerin verilmesi için uğraşıyor. 24 ve 25 Nisan’da çok sayıda sinema, tiyatro, televizyon yıldızının, basın dünyasının önemli isimlerinin katılacağı bu törende ben de olacağım.

Bir de önerim var: Bir zamanlar Antalya’da yapılan ‘Televizyon Ödülleri’ni neden Mersin sahiplenmesin? Türkiye’nin en çok seyredilen dizilerine, beğenilen oyuncularına, en çok izlenen programlarına neden Mersin’den ödül verilmesin?

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Burhanettin Kocamaz; umarım bu önerimi dikkate alırsınız. Mersin’in artık tantuniyle, cezeryeyle tanıtıma değil, böyle prestijli işlere ihtiyacı var.