'Dönüşemeyen' evlilikleri bekleyen son

10 Ağustos 2013, Cumartesi 05:00
AA

Aşkın başlangıç safhasında salgıladığımız çok sayıda hormonun beyin kimyamızı değiştirdiğini biliyoruz. Geçen haftaki ‘Aşk beyinle yaşanır, kalple hissedilir’ başlıklı yazımda bundan söz etmiştim (yazının tamamını www.posta.com.tr adresinde bulabilirsiniz). Bilim bunun bir süresinin olduğunu da kanıtladı. Yani, bu kimya sonsuza dek sürmüyor.

‘Deli aşık’ hallerimiz ilelebet devam etmiyor. Bir araştırmaya göre aşkın kimyası 2 yıl 6 ay 25 gün, bir başka araştırmaya göre de 2 yıl 11 ay 8 gün sürüyor. Hadi gelin biz buna 3 yıl diyelim. Bu noktada bir başka araştırmadan söz etmeden de geçmeyeyim.

[[HAFTAYA]]

Aşkın başlangıç safhasındaki o hormon salgılamasını sürekli devam ettirebilseydik ömrümüz sadece 25 yıl sürerdi. Demek ki aşkı hep aynı düzeyde tutabilmek fizyolojik olarak da mümkün değil. Bunu kabul ettiğimiz zaman aşkın bittiği noktada ortaya çıkan bocalama evresini daha çabuk atlatabiliriz.

* * *

Doç. Dr. Sinan Canan, “Aşık olan insan, aşık olduğu kişi ile kalıcı bir birliktelik sağlamaya ve cinsel itkilerden kaynaklanan arzularını tatmin etmeye başladıktan sonra, aşkın dönüşmeye başladığını görüyoruz. Uzun süre devam eden birlikteliklerde ve başarılı evliliklerde, aşık beyin bulgularından bir çoğunu bulamıyoruz. Ama görebildiğimiz bir şey var:

Bu insanlar, birbirleri olmadan yaşamaya dair bir hareket tarzı ortaya koyamıyorlar. Erkek ve kadın, uzun süreli ve başarılı bir birlikteliğin ardından tek bir bütünün parçaları olarak davranmaya başlıyorlar. Kısacası, aşk ölmüyor ama dönüşüyor. İlk dönemlerde hislerin ve duyguların etkisi, ‘aşkın bacayı sardığı’ dönemler, yıllar içinde beynin daha üst merkezleri tarafından yönetilen akılcı-insani-üst seviyeli bir birlikteliğe dönüşüyor” diyor.

* * *

Peki dönüşmemesi mümkün mü? Evet mümkün, Türkiye’deki boşanma oranları da ‘dönüşmeme’ olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Boşananların büyük çoğunluğu aşk evliliği yaptığını söylüyor. Aşkın bittiği noktada ne yapacaklarını bilemedikleri için ayrılmayı seçiyorlar. Genellikle bu ayrılık da çok sancılı, hakaret dolu, olaylı oluyor.

Tabii buradan dönüşebilmeyi, “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, eskisi gibi el ele olmayacağız, flört eder gibi gezmeyeceğiz” şeklinde algılamayın lütfen. Aksine ben daha olgun, daha oturmuş, çiftlerin birbirini daha iyi anladığı bir ilişkiye dönüşmekten söz ediyorum. Aşk bir çatışmadır ama evlilik anlaşmadır. Çatışmaları aşıp anlaşmaya ulaşmak mükemmeldir. Ama evliliğin içinde hâlâ o çatışmayı devam ettiriyorsanız o zaman sizi ne yazık ki ‘ayrılık’ beklemektedir.

Evliliğinizin, birlikte dönüşebilmeye ihtiyacı var. Her an kavga etmek yerine, sorunları ortak akılla ve evliliğinizi düşünerek çözmeniz aranızdaki bağı daha da güçlendirecektir. Evlilikte ‘rakip’ olmayı değil, birbirinizin ‘tarafı’ olmayı öğrenmelisiniz.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.