Aman ağabey aynı arabaya binmeyelim!

02 Mart 2012, Cuma 05:00
AA

Şu kadarı net ki, daha da ağabeyimle aynı arabaya binip İstanbul’u turlamam. Sıkıntı oluşabilir çünkü. Kardeşler arasındaki bağı bir direnç testine dönüştürebilir, ipucunu da almıştır hani... “Kuzey Güney” dizisinden (Kanal D) bahsettiğimi anladınız sanırım. Önceki gün yayınlanan bölümün final sahnesinde yaşanan direnç testinden yani. O nasıl bir tezgahsa artık Kuzey ve Ali bir olup Güney’i felç ettiler.

Felç dediysem duygusal anlamda. Kardeşinin bir zaman kendisine gösterdiği fedakarlığın zerresini göremedik Güney’de. Tamam, Kuzey’in alkollü olması, bir adama çarpması, arkadan yaklaşan siren sesleri filan psikolojik olarak travmaya sokabilirdi adamı. Ama sevgi, ama kan bağı, ama kardeşlik denilen şey fikrin firarına izin vermezdi sanırım. Olmadı. Güney, her zamanki gibi aile içindeki en zayıf halka olduğunu kanıtladı. Üstelik bilanço da ağır oldu. Fiziki ölü yok ama manevi olarak Kuzey gömdü ağabeyini. Dedim ya, turlamam ağabeyimle İstanbul’u. Şu hayatta iki kardeşiz hepi topu. Bırakalım da böyle kalsın; değil mi ama?
[[HAFTAYA]]

Uzunca bir tatil lazım...


Yahu Show TV’yi ne zaman açsam “Yetenek Sizsiniz Türkiye” elemeleriyle karşılaşıyorum. Bir izleyici olarak üzerimde yarattığı tahrifatı koyun bir kenara. O jüri nasıl dayanabiliyor bu eziyete. Uzun bir eleme parkuru yaptılar. Bazı yarışmacıları izlerken beyinlerinin ekstra hücre ölümüne maruz kaldığını düşünüyorum. Hadi burayı geçtim... Aralarından ince eleyip sık dokuyarak finale kadar getirdikleri adamlara düzenli bir şekilde “ara gazı” vererek vitrinlerini düzeltmesini sağladılar ki bunu da koy bir kenara. Ama kardeşim aralıksız saatler boyu bu elemanları izlemek insanı bitirmez mi? Sinir diye bir şey kalmaz alimallah. Eskilerin dediği gibi “yatak sarar, conta yakarlar” maazallah... Eh işte kimi zaman olmadık tiplere verdikleri geçer oy da bunun sinyali değil mi? “Aman” diyorum Acun’a Hülya’ya ve Sergen’e; “Survivor yarışmacılarından önce gidip Dominik Cumhuriyeti’nde 1 hafta insan görmeden tatil yapın”. Başka türlü atılmaz bu zehirli pekmez vücudunuzdan.

O boynuzlar nedir?

Gündelik argoda aldatmak fiili için kullanılan “Boynuzlamak” benzetmesinin taa “Muhteşem Yüzyıl”a kadar uzandığını anlamış olduk sevgili okur. Önceki gece dizide (Star TV) Pargalı’yla yasak aşk yaşayan Nigar Kalfa’nın kocası Nasuh kardeşimiz evinin kapısına asılmış bir çift boynuz buldu. Gözyaşları içinde Nigar ile yüzleşerek “Sen beni boynuzluyorsun af edersin müdürüm” deyiverdi zevcesine. Bizim Kalfa, aldatma konusunda girdiği ustalık devresini anlatamadı tabii Nasuh Enişte’ye. Öylece karşılıklı ağlaşıp durdular. Vay be dedim izlerken. Kapıya bir çift boynuz asmak ne türlü bir kafanın icadıdır? Bak o konuda net bir bilgi vermediler. “Tarihin Arka Odası”nda değinseler bari diyerek çıkalım bu dehlizin içinden!

TIP FAKÜLTESİ GİBİ!

“Kim Milyoner Olmak İster” (atv) ile ilgili küçük bir istatistik yapmaya kalktım. Yarışmacıların ağırlıklı kısmı doktorlar içinden seçiliyor son zamanlarda. Tıp öğrencisi, pratisyen ya da uzman. Her bölümde mutlaka bir doktor bulunuyor. Hani programın gizli sponsoru Sağlık Bakanlığı mı acaba diye sorsam mı artık?

NEYİN ÇAYIDIR O?

Sanıyorum en az siz de benim kadar merak ediyorsunuzdur Esra Erol (atv) programına katılan İzdivaç meraklılarına nasıl bir çay ikram ediyor. Hani oğlanla kız birbirinden elektrik almışsa, yan tarafta paravanla ayrılmış bir oda bozmasında baş başa beş dakika konuşuyorlar ya. Onun adı çay ikramı işte. Ben kendi adıma çay filan görmedim henüz. Olsa ne olacak hem? O kalabalık tribünün önünde beş dakika fısıldaşarak ömrünü paylaşacağı eşini seçebilir mi insan? Vallahi zor. Zaten canlı yayına çıkarak yeterince risk almışsın. O riskin içinde bir de talibi olduğun arkadaştan elektrik almışsın, bırak da çay faslı eksik kalsın arkadaş. Kızın “Evet” diyeceği varsa da diyemez ki o ortamda. Sonra Nuri Alço gibi bardağın yanından vermek zorunda kalırsın ikna hapını; kameralar yakalar ve çay yoluna gidersin af edersin!

Mahalle Baskısı baskı kurbanı mı?

“Mahalle Baskısı ve Açılay” ağabeyin hayatı iki hafta kadar sürdü Show Ana Haber önünde. Reytingleri fena gitmiyordu. Ciddi bir izleyici kitlesini de o noktaya odaklamaya başlamışlardı. Sonra ansızın yayından kaldırıldı program. Duyduğum kadarıyla tehlikeli sulara girdikleri bir skeç yüzünden olmuş bu acı son. Show ekranının yüzlerinden biriyle ince bir dalga geçme girişiminde bulunmuşlar ve ertesi gün hop yayından kalkmış program. Televizyon dünyasındaki ilişkiler de bir tuhaf be kardeşim. Tamamen duygusallığa dayanıyor. Kendini mizah malzemesi olarak görme hoşgörüsüne sahip olmayan bir eleman, gücünü devreye sokup alaşağı ediyor adamı. Bu yöntemle harcanan bir sürü program biliyorum ben. Sonra sorsanız bu elemanların hepsi birer hoşgörü abidesi olduklarını iddia ediyorlar. Biraz argo olacak ama “Yemeyelim lütfen birbirimizi”...