Aynı tasla aynı hamamda yıkanmak!

14 Ekim 2012, Pazar 05:00
AA

Pazar günü hiç kendimizi kasmadan birlikte haftanın panoramasına bakalım. Bu hafta biri geçen sezondan olmak üzere üç yeni iş hayatımıza girdi... Atv’deki “Karadayı” için tavrımız net; bir dönem işi olarak izleyicinin reyting olup aktığı bir karma çıkardılar karşımıza. Çağan Irmak’ın nostaljisi, Osman Sınav’ın aksiyonu, Toygar Işıklı’nın melodileri, eski Yeşilçam filmlerinin tavrıyla karılmış müthiş bir füzyon çalışmasıyla tanıştık, sevdik!

“Merhaba Hayat”, FOX’ta denenip tutmayan işler atölyesinin kapısını kapatarak buram buram “Doktorlar” kokan ama temeli güçlendirilmiş bir izlence olarak yerini sabitledi... Ve son olarak testosteron (erkeklik hormonu) ağırlıklı perşembe gecelerine bir kadın işi olarak giren “Umutsuz Ev Kadınları” (Kanal D) geçtiğimiz yıl hafta sonlarında yakaladığı enerjiyi haftanın ortasında da yakalayabileceğini göstererek gecenin rengine pembesini çaldı...

[[HAFTAYA]]

Bu hafta ayağı sekenler arasına büyük bir hızla giren “Son Yaz Balkanlar”, “Uçurum” (atv), “Esir Şehrin Gözyaşları” (FOX), “Evlerden Biri” (Star TV) ve hatta “Arka Sokaklar” (Kanal D) düş kırıklığını ikiye katlayan dizilerdi... Kazananlar ise aslında hiç kaybetmeyenler oldu. “Öyle Bir Geçer Zaman ki”, “Yalan Dünya” (Kanal D), “Muhteşem Yüzyıl” (Star TV), “Pis Yedili” (Show TV), “Kurtlar Vadisi Pusu”, “Huzur Sokağı” (atv), “Lale Devri” ve “Yer Gök Aşk” (FOX); aralarında yeni bir dizi gören var mı? Biri hariç, ben göremiyorum; sonuçta diziler için hafta “aynı tasla yıkanılan aynı hamamda” geçti...

BUNLAR DA HAFTANIN ENLERİ!

Haftanın en maço karakteri; Ustura Kemal. Zamane kabadayısı Kemal ağabeyimiz sadece bıyıklarıyla iki adamı yere serecek güçte alimallah... Haftanın en mağdur karakteri; “Karadayı”nın Mahir’i. Arkadaş adamı odunla dövdüler yahu, macuna döndü maşallah! Haftanın en hüzünlü karakteri; “Öyle Bir Geçer Zaman ki”nin Osman’ı. Sevdiği kızı ağabeyi de seviyor.

Sevdiği kızın ağabeyi de Osman’ı sevmiyor. Maazallah! Haftanın en ucube karakteri; “Suskunlar”ın Takoz İrfan’ı. Adam giderek insanın atalarından sayılan Neanderthal adamına evriliyor resmen. Diziyi goril olarak bitirmez inşallah! Haftanın en pasaklı karakteri; Behzat Ç. amirimiz. Bin yıl oldu o kazak ve o montla dolanıyor. Hiç mi tüylenmez o kazak, hiç mi yıpranmaz o deri? Fesüphanallah! Haftanın en fukara karakteri; “Kuzey Güney”in babası Sami Tekinoğlu. Sülalede herkes sarayda yaşıyor o hâlâ ekmeğinin derdinde. Bıktım illallah...

Haftanın en ateşli karakteri; Polat Alemdar. İki ayaklı MKE ağabeyimiz sonunda lav silahı olup etrafı ateşe verdi ya, benzeri bin yıl daha çıkmaz vallah billah!

Neler oluyor orada?

“Trophy Türk”ü (tv8) her izlediğimde o müthiş kalabalığın Afrika’nın orta yerinde yaşadığı gerilimi iliklerime kadar hissediyorum... Programın temel sorunu aslında kimin kaptan kimin miço olduğuyla ilgili bana göre. Programı Ertem Şener mi sunuyor, Kıvırcık Taner mi yoksa Helin Avşar mı; hâlâ kestirebilmiş değilim...

Takımlar yarışıyor da ne için yarışıyor, kim kimin ayağına basıp, kim kimin kuyusunu kazıyor onu da bulabilmiş değilim...

Bu karmaşa içerisinde ortadaki tek net fotoğraf Afrika’da safariye çıkmış bir Türk kafilesinin fotoğrafı. İyi de program ne olacak, bunu da birileri kestirip bana bildirsin lütfen!

TOPLUYOR MU TOPLUYOR!

NTV adını “Oğuz Haksever TV” olarak değiştirmeyi düşündü mü acaba hiç? Malum günün hemen her saatinde Oğuz ağabey ekranda, farklı isimlerle farklı haber kuşak programları sunuyor... Bir dönem Show TV’nin Acun Ilıcalı ile anılması gibi bir sendromla karşı karşıyayız sanırım NTV için de...

O değil de bir hesap yaptım. Oğuz Haksever mevcut anchormanler arasında en çok izlenen yüz aslında.

Ne Mehmet Ali Birand, ne de Ali Kırca... Diğerlerinin 45 dakikada topladığı reytingi Oğuz ağabey gün boyunca topluyor mu, topluyor. Ben sonuca bakarım arkadaş, o sonuca giden yola değil...

Eksik bir şey mi var hayatımda?

Show TV gündüz kuşağında dikiş tutturamadı. Yani reyting açısından görünüm böyle. Çok önemsediği hafta sonu ekranında da bilindik taktiğini uygulayarak “Türk Malı” dizisinin tekrarlarına abandı... “Ustura Kemal” oradan buraya savrulan bir iş olarak referans kaybetti.

“Pis Yedili”yi saymazsak kanalı kurtaran tek hareket Recep İvedik serilerini sil baştan yayınlamaktı... “Sil baştan” benzetmesi Show TV için aslında epeydir uygulanan yayıncılık anlayışının en net tespiti.

Bir dönem zirveden inmeyen bir kanaldan söz ederken insanın bu tespitle noktayı koyması hakikaten can sıkıcı...

Yayınla ilgilenen tüm yöneticilere Ezginin Günlüğü grubundan o şarkıyı dinlemelerini salık veriyorum; “Eksik bir şey mi var hayatımda?”...