Bari bıyıkları kesseydin...

23 Ekim 2013, Çarşamba 05:00
AA

Atv yeni bir diziye başlıyor. “Cesur Hemşire” isimli dizinin başrolünde Hakan Yılmaz var. Hakan neredeyse “Avrupa Yakası”ndan bu yana tipini hiç değiştirmedi... “Yahşi Cazibe”, “Ali Ayşe’yi Seviyor” gibi dizilerin arasına çektiği birkaç filmi de koyarsanız ekranda bildiğimiz Hakan Yılmaz sabit, sadece roller değişik... Oysaki roller sabit Hakan değişik olsa bana göre fark yaratır. Bunu öyle sayfa dolsun diye yazmıyorum. Bir süre sonra aynı yüzler farklı dizilerde de olsa oyuncuyu da izleyiciyi de tek tip sıkıntısına sürüklüyor. Bıyıklar gitseydi bari hemşire!

[[HAFTAYA]]

İngiliz Sanat Musikisi!


Gözler bunu da gördü. “O Ses Türkiye”de (Star TV) İngiliz Sanat Musikisi’nin (!) bir eserini icra eden Hakan Er’in yarattığı rüzgar dikkat çekti... Eser aslında bizden. “İçin için yanıyor, yanıyor bu gönlüm” şarkısını bilirsiniz. Türk Sanat Müziği’nin en sevilen klasiklerindendir. İşte o klasik İngiliz dilinde okununca acayip bir şey ortaya çıktı... Bu acayip şey yarışmacıyı finale taşıdı ama beni derde gark etti. Adı üstünde “Türk Sanat Müziği”; tüm çekiciliği isminin içeriğinde. Başka bir dilde okununca sahiden çekiciliğini yitiriyor. Ya da ben böyle düşünüyorum!

YA AĞLASIN YA GÜLSÜN!

İyi oyuncu bence iki duyguda kendini ele verir. Biri gülmek, diğeri ağlamak. Bu ikisinin de yakıştığı bir oyuncu yüzü izleyici için unutulmazdır... Buraya kadarı tespitti. Şimdi de durumu konuşalım. Bilmem dikkat ettiniz mi; ekranların en güzel ağlayan ve gülen oyuncusu olarak kabul edilen Kenan İmirzalıoğlu’nun yüzü şu sıralarda hiç gülmüyor. “Karadayı” (atv) dizisinden bahsediyorum... Mahir ağladığı zaman içlerin cız ettiğini, güldüğü zaman ekran karşısında güller açtığını iyi biliyorum. Ama bugünlerde dizide sadece somurtuyor. Ve bu bir süre daha böyle gidecek... “Karadayı” bu haliyle çok sıkıcı, bu haliyle fazla erkek. Duygudan duyguya sürükleyen oyunculuklara bir hat açması şart bu yüzden. Yoksa yeterince somurtuk bir dünyada vasatın arasında kaybolup gidecek...

Hülya Avşar, Nagehan Alçı’ya karşı!

Dün sabah “Bırakın Konuşalım”a (Kanal D) Hülya Avşar bağlandı. Basında sıklıkla çıkan kızı Zehra’nın haberleri ve çocuğu hakkında yapılan yorumlara ilk ağızdan yanıt verdi... Gerçi Avşar kızı meseleyi medyanın iştahına bağladı ama o sırada stüdyoda çocuk ve medya ilişkisini konuşan hemen her uzman Hülya Avşar’ın eleştirilerinden payını aldı... Telefon bağlantısı zaman zaman kesildiği için ne dediği çok da anlaşılamayan Hülya Avşar’ın sözlerine alınan Nagehan Alçı açıktan savaşı başlattı; “Kimse kimseyi paylayamaz. Obama bile bağlansa bu konuda kendisini tanımayız, hele Hülya Avşar’ı hiç tanımayız...” Bana göre bu tartışma medyaya önümüzdeki günlerin polemik malzemesini verdi. Bir Avşar-Alçı kapışmasına hazır olun derim!

Her tercih bir kaybediştir!


FOX TV tercihini yaptı. Bana göre bu sezon dizileri arasında sadece “Karagül”e güveniyor. Daha doğrusu yaptığı tanıtımlarla izleyende bu algıyı yarattı... Hemen her gün her dizinin içinde cuma yeni bölümü yayınlanacak olan “Karagül” reklamını görüyoruz. FOX TV’nin gece kuşağıysa tamamıyla “Karagül”e emanet... Peki, on küsur dizi içinde bu “Karagül” ayrımına değiyor mu? Bunu ben değil, reytingler bilir ama ortada olan bir gerçek var ki, “Karagül” kazanırken kanalın diğer dizileri güneşi görmüş buz gibi eriyor!

MÜGE'NİN DUASI!

Bunu biliyor muydunuz, fikrim yok. Müge Anlı atv’deki programında dün bir itirafta bulundu. Müge’nin sabah uyandığında ilk işi “Allahım beni adaletin yolundan şaşırtma” diye dua okumak oluyormuş... Müge’nin duaları bir şekilde kabul olmasa programını bu ivmeyle sürdürmesi mümkün değil. Anladığım kadarıyla Müge Anlı sadece ekranın değil yaratanın da sevdiği bir insan. Tersini düşünmek bile istemiyorum; bedeli ona da ağır olur çünkü...

Neden şişmanlıyoruz?


Hadi bir de istatistik verelim. Dün elime ulaşan sağlıklı beslenme konulu bir kitapta uzman tehlikenin altını koyu kalemle çiziyor... Sağlıksız beslenme ve aşırı şişmanlamanın en önemli nedenlerinden biri televizyon. “Aman Mesut, bunu her uzman söylüyor” demeyin... Bizimkinin altını çizdiği, ekranda haber bültenlerinde izlenen kötü haberlerin ya da aksiyonla dolu gergin dizilerin insanların zihnindeki iştah merkezini körüklediği... Yani kötü haberi alan ya da bir dizi karakterinin çevirdiği entrikalara bozulan her kim varsa tabağa abanıyormuş... Siz, siz olun özellikle yemek zamanlarını haber öncesine getirmeye çalışın. Aksi takdirde ekran önünde hayıflanarak dünyaya sığmayacak kadar şişeceğiz...