Beyaz ekrana neden çıkmadı?

25 Şubat 2018, Pazar 05:00
AA
Beyazıt Öztürk’ü cuma akşamı ekranda görmeyince telaşlananlar oldu. Biri de bendim... Beyaz, mevsimsel bir rahatsızlık dolayısıyla bu hafta ekrana çıkamadı.

Koşuşturmalar arasında mekik dokuyanların durumu bu işte. Yatak, bazen kendisinden ayrılmanıza izin vermiyor... Dilerim Beyaz, haftaya turp gibi ve tüm enerjisiyle ekranda olur. Telefondaki sesi öyle diyordu. Geçmiş olsun kardeşim!




O ŞOV NE OLDU?

Birkaç zaman önce Cengiz Semercioğlu yazmıştı. Deniz Seki cezaevinden çıkar çıkmaz bir şov programı hazırlayacaktı. Hayaller gerçek olmadı...



Deniz Seki önceki hafta mide ameliyatı olup yeni hayatına başladı. Nekaheti kısa sürdü ve şimdi sahnelerde. İşin ilginci kimsenin Deniz’e, “Ne oldu sizin şov işi?” diye sorduğu da yok...

O zaman Cengiz’den ricamdır; moderatörlük yaptığı “Duymayan Kalmasın”da (Star TV) bu soruyu sorup, fikrini takip edebilir mi lütfen?



YUVADAKİ DÜŞMAN ASLINDA KİMDİ?

Altı bölüm birlikte olabildik. “Yuvamdaki Düşman” final yapıyor. Show TV’nin dünya sinemasında sıkça işlenen bir konuyu diziye taşıması iyi fikirdi. En azından kimsenin aklına gelmemişti...

Ancak! Her iş her zaman tutmuyor. Dizide özellikle Selin karakterinin aşırı karikatürize edilmesi, evin içinde yaşanan kim kime dum duma hali ve “hız yapacağım” diye izleyicinin hikayeyi sindirememesine neden olan boşluklar.

Toplayınca veda oluyor işte. Senaristler yuvadaki düşmandan ziyade senaryodaki düşmana odaklanmalıydı. Önce içlerindeki “yazdık işte, artık kim izlerse” diyen karanlık tarafı alt etmeliydiler. Yazık oldu!



İKİ KİŞİLİK MİNİ DİZİ ÇIKAR

Begüm ölüp gitti. Aynı bölümün sonunda da Süreyya’nın çocuğu olacağının haberini aldık. Bir ölüm bir de doğum... “İstanbullu Gelin” (Star TV) hayatın içindeki hikayeleri gerçeğe en yakın ama bir dizi olduğunu da unutmadan işleyen yegane işlerden...



Ve üstelik dizi içinde kadınlardan çok erkeklerin hikayelerinin nakış gibi işlendiği yegane işlerden biri... Tilbe Saran ile Fırat Tanış’ın psikoterapi seanslarının gerçekliği karşısında; “kesin uzmanlarla çalışılmış” diyen bir ben miyim? O sahnelerden iki kişilik mini dizi çıkar. Dikkatle izleyin, hak vereceksiniz!



TADI BİR TIK EKSİK

“Yemekteyiz” (TV8) programının sunucusu Onur Büyüktopçu önceki akşam Hülya Avşar’a konuk oldu. Dolu bir adam olduğunu biliyordum ama derdi de büyükmüş...

Açıkçası konuğun sorandan daha samimi olduğu programlar dikkat çekici oluyor. Ama şöyle de bir sıkıntı var; soru 5 dakika sürüp yanıt onun beşte biri uzunluğunda olunca “Yemekteyiz” deyişiyle “mesele bir tık tatsız” hale geliyor... Siz kaç puan verirsiniz bilmiyorum Onur Bey ama bu mönü benden sadece 4 puan aldı, söyleyeyim!



MEVLANA'YI CANLANDIRACAK

Nuri Alço ağabeyimiz dizilerden bir türlü gelemeyen tekliflerden şikayetçi. Hâl böyle olunca da kendisini sinemaya vermiş...

Son olarak bir yabancı yapım şirketinden gelen teklifle ters köşe yapmaya hazırlanıyor. Nuri ağabeyi önümüzdeki sezon “Hz. Mevlana” rolünde izleyecekmişiz...

Ben duyunca çok şaşırdım. Kendimi beklemediği yerden gelen bir sınav sorusuyla karşılaşmış öğrenci gibi hissettim... Ama bir yandan da şunu düşündüm; “bizim yapımcıların birbirine benzeme haliyle girdiği vasatlık içinde bu türden ‘vay be’ dedirtecek işlerin çıkması mümkün değil”. Bilmem siz ne dersiniz?