Bir aduket ister o ağzın ortası!

23 Nisan 2015, Perşembe 05:00
AA

Yine açtım televizyonu; bir baktım ki Bozok isimli ağır ağabeyimiz (kiloda değil) Hasan kardeşimize saydırıyor. Ama öyle böyle değil, bildiğin kavga lügati kullanıyor. O biplemelerin içini doldurmak bizim fantezi dünyamıza kalmış... Karşısındaki Hasan ise A’dan Z’ye uzanan bu seri saydırma işlemine derviş sabrıyla dayanıp bir de üstüne “üslubunu düzeltir misin lütfen” gibilerinden saygı argümanı ekliyor... Tipik bir TV izleyicisiyim. Kavgaları da TV izler gibi izlerim. İlk yumruğu atanın kazandığını söyleseler de küçük çaplı dövüş müsabakasını genelde sağlam duran alır... Şimdi aksakallı Bozok ağabeyimizin yumruğu diline vurmuş. Sallıyor da sallıyor. Hasan o 1 metre 10 santim bacağını şöyle o dilin üstüne aduket tadında geçirse de bir rahatlasak diye ekran karşısında tepiniyorum. Baksanıza ne hale geldik, hay Allahım ya...

[[HAFTAYA]]

Yenisi geliyor!

Ekran karşısında gece turuna çıkmışım. Bir soru gelip böğrüme oturuyor. “Şu ‘Kanıt’ dizisinin tekrarlarını (Kanal D/TV2) izleyen var mı?” Öyle peşinen “Ben izlemiyorum” filan demeyin, reytinglere göre gece ayakta olan dört kişiden iki buçuğu “Kanıt” ekranına sabitlenmiş... Uzun yıllar devam eden o dizinin alıcısı hâlâ mevcut. Hal böyleyken neden yeni bölümleri yapılmıyor diye düşünüyor insan. Sonra ertesi günü bir telefon geliyor. Bir benzerinin yakında ekranda olacağını öğreniyorum... Uzmanlar kanıtı Show TV ekranında arayacakmış. Artık ne bulurlarsa beraber bakacağız. Bu türden prodüksiyon anlamında küçük, etki anlamında büyük işler ekranları kâra geçirir. Kime söylüyorum ben, alo?

Kara Kutu’dan ne çıktı?

Bizim çocuklar kulağıma fısıldadı; “Ağabey ‘Kara Kutu’ (Kanal D) dizisi sona ermiş”. Şaşırır gibi yapmaz mı insan? Yok, aynen devam ettim... Pana Film elinden çıkan yeni bir işti. Eli yüzü de düzgündü ama ne bileyim bu türden işlerin modası mı geçti yoksa ortalık fazla politize mi oldu, kestiremiyorum; bu yıl biten dördüncü “derin” içerikli iş oldu... Sanırım “Kurtlar Vadisi Pusu” (Kanal D) kendisine küçük kardeş, yeğen, kuzen filan istemiyor. Bu durumda evdeki bulgurun yanına çeşni koymak en iyisi olmalı. Baksanıza pirinç bir türlü çıkamıyor o hattan!

Eksik lezzet kalmasın!

Posta kutuma bakıyorum; Kanal D’den bir mail gelmiş. Yakın bir gelecekte “Bizim Lezzetlerimiz” isimli bir programın başlayacağından söz ediliyor. Öncelikle içimden, “Ay hadi inşallah hayırlısı” diye geçiriyorum... Neyse. Türk ekranları lezzete boğulmuş durumda. Malum nereyi açsanız bir alternatif yemek programı var. “Lezzet Haritası”, “Lezzet Durakları”, “Tadı Damağımda”, “Vahe ile Evdeki Mutluluk”, “Maceracı”, “Davetsiz Misafir”, “Nursel’in Mutfağı” filan aklıma ilk gelenler. Bir bu kadar da yarışma ekleyin üstüne... Türk insanının ekranda bu denli yemeğe vurduğu bir başka tarih yok. Depresyon mu dersiniz, “Ye, İç, Dua et” felsefesi mi bilemiyorum artık? Ama şu bir gerçek ki ekrandan ağır bir yağ kokusu yükseliyor ve biri yiyor öbürü bakıyor. “Yemek programı izlemekten kaynaklanan obezite” diye bir teşhis filan uyduracaksanız, tam zamanıdır ey endokrinoloji uzmanı ağabeylerim, ablalarım!

Unutamadım’ unutturur inşallah!


Evde, alıcımın ayarlarıyla oynarken posta kutuma bir mail geldiğinin sinyalini duydum. Üşenmedim alıcımın ayarlarını bıraktım maili okumaya başladım... Diyordu ki; “Emrah’ın TV ekranına döneceği dizinin kadrosu netleşti. Star TV’de haziran ayında yayınlanacak olan dizinin ismi de ‘Unutamadım’ olarak belirlendi.”... Eh hayırlısı olsun tabii. Uzun bir süredir Emrah’ın çıraklık döneminde çektiği filmlerle birbirimizin üstüne yürüyorduk. Manava “size baba diyebilir miyim?” türünden geyiklerin suyu çıkmıştı. Emrah “küçük” sıfatını kısa sürede unutturur diye umuyorum... Kim bilir belki eski filmlerini değil, dizilerini konuşacak hale geliriz. Ortaya öyle kuvvetli bir iş çıkarsa tabii...