Böyle midir kadın hakkı dediğin?

21 Mart 2015, Cumartesi 05:00
AA

“Aşkın Bedeli” (Star TV) dizisinde Betül bilerek ve isteyerek Rüstem Oğuzer’in kuması olarak ağanın resmi nikahlı eşi Zehra ile aynı villada kalmaya başladı. Bakın tekrar ediyorum; kuma olmayı kendisi istedi... Yine aynı dizide diğer bir fena karakter Şimal, Poyraz’ı nasıl da saplantılı bir şekilde seviyor olmalı ki boşansalar bile kuması olmayı (Poyraz, Sedef’le yeniden evlenirse) teklif etti... “Karadayı” (atv) dizisinde Süeda, Necdet Ayten’le evli olmasına karşın adamın gönüllü kuması olmayı kabul etmişti. Hatta Necdet, Süeda’ya imam nikahı kıymıştı. Sonra Süeda, ondan bir kız çocuğu dünyaya getirdi ki bu da işin bonusu oldu... “Bedel” (atv) dizisinde Vedat’ın Begüm’den boşanmayacağını bilmesine rağmen saplantılı aşık Nazan, kendisiyle imam nikahı kıyması için Vedat’ı ikna etti. Kısacası Nazan da kumalar kervanına katıldı... Kumalık genellikle cehaletle paralel giden toplumların alın yazısı gibidir. İyi de dizide bu saydığımız tiplerin hepsi bir şekilde görmüş geçirmiş karakterler... Kadın hakları böyle mi korunacak, böyle mi sağlayacağız kadın erkek eşitliğini ve şiddeti sıfırlamayı? Örneklere bakar mısın sevgili okur!

[[HAFTAYA]]

Eh ama bu ‘Doktorlar’ oldu!

“Karadayı” (atv) son izlediğim bölümüyle bir dönemin “Doktorlar” dizisini aratmadı resmen. Belgin, arabasıyla Feride’nin arabasına çarparak kaza yapmasına neden oldu. Feride hastaneye kaldırıldı ve o gece ölüm kalım mücadelesi vermeye başladı... Necdet’ten hamile kalan Süeda, aynı hastanede aynı gece acılar içinde doğum yaptı. Yine aynı hastanede aynı gece Necdet ölümden döndü ama yatalak kaldı... Bitmedi (ne geceymiş ama) yine aynı gece Savcı Turgut da silahla vuruldu ve aynı hastanede yaşama tutunmaya çalıştı... Yine aynı hastanede Seyis İsmail de yaşam mücadelesi verdi ve hayata tutundu. Karısı İlknur da onu ziyarete gelmişti. Yani neredeyse dizinin tüm karakterleri hastaneyi bir geceliğine kiralayarak kapatmış gibiydi. “Karadayı” yayınlanan son bölümünü tam anlamıyla hastanede bitirdi. “Doktorlar’ dizisi gibiydi” demekte haksız mıyım yani?

Polisler neye gülüyor?

Başkentli polisler ve korumaların göz bebeği olan TV programı “Güldür Güldür Show”muş (Show TV). Bunu Ankara’da hem bir bakan hem de çok sayıda polis memurunun ağzından duydum... Belli oldu ki politikanın iç karartan dünyasını aydınlatacak tek şey mizah. Yapıldığında gülünüyor. O zaman daha çok yapılmalı... Siyasal ya da sıradan; bir dönem TV ekranlarının göz bebeği olan hiciv programları ve kabareler geri dönmeli... Toplumsal huzuru belki gülerek inşa ederiz. Kavga ederek bir gıdım yol alamadığımız ortadayken hele!

Yardım alamadan bitecek!

Önceki gün gerçekleşen Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği Oscar töreninde Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Kara Para Aşk” (atv) dizisini kastederek, “Kaçakçılık ve yolsuzlukla mücadele eden karakterlere yardıma hazırız” dedi. Bakan, maliye suçlarını araştıran MASAK’tan istenirse destek verileceğini de açıkça söyledi... Bu dizilerin içselleştirilmesi meselesinde önemli bir söylemdi. Ve bir politikacının ağzından çıktı. Bunu bir kenara koyalım... Sayın Bakan’ın desteklediği ödüllü dizi birkaç hafta sonra son buluyor. Nedeni düşen reytingler olarak gösterilse de yayıncının tutarsızlığını pas geçmemek lazım. Yani dizi MASAK’tan yardım alacak kadar yaşayamayacak, ne yazık ki!

Niyet iyi ama...


Kanal 7 ilginç bir programa başladı. Durumu olmayanları ve muhtaçları Kabe’ye götürüyor. Kutsal yolculukta seçilen çiftlere İkbal Gürpınar ve eşi Emre Ermiş eşlik ediyor... TV üzerinden böylesine kutsal bir işin promosyona çevrilmesi inceden bir tuhaf. Ama kabul etmek gerekir ki her inançlı insanın görmek istediği bir coğrafyadan, yerine getirmek istediği bir farzdan söz ediyoruz... Hâl böyle olunca “Kabe Yollarında” programını, karşılıksız bir iyilik olarak değerlendiriyor ve eleştirmiyorum... Tek itirazım seçilen çiftlerin hayat hikayelerine bakılarak belirlenmesinde. En dramatik hayat kiminse şans ona gülüyor. Hayatı boyunca mutlu olmayı becermiş ama maddi durumu iyi olmayanlar ne yapmalı?