Bu nasıl lanet?

09 Ekim 2016, Pazar 16:00
AA
Cihan Gürpınar’ın (Paramparça/ Star TV) mevta listesine bakınca küçük kızı Cansu’nun da o listeye katılacağından işkilleniyorum...

Adam ne yaparsa yapsın, kime dokunursa dokunsun bir çeşit bela paratoneri gibi. Al bak, yeni bölümün konusunu da okudum. Cansu, “sizlere ömür” hattına girmiş. Hani son dakikada farklı bir gelişme yaşanmazsa (ki yaşanır) merhum validesinin yanına intikal edecek...

Cihan Bey, üzerinizdeki kara büyüyü bozdurmak için daha ne bekliyorsunuz?

Vefa mı dediniz?

Yabancı dizi uzmanı okurumuz Cüneyt Tan yazmış. Pek de güzel yazmış. “Bir zamanlar Star TV ve TRT1’de ilgiyle izlenen Bütün Çocuklarım (All My Children) ve Yaşanacak Tek Hayat (One Life to Live) adlı pembe dizilerin yaratıcısı ve ‘modern pembe dizilerin annesi’ diyebileceğimiz Agnes Nixon 28 Eylül’de vefat etti...

Ancak bu vefat Türk medyasında haber olmadı. Halbuki günümüzdeki yerli dizilerin hikayelerinin çoğunluğu Agnes Nixon’ın yazdığı dizilerden alıntıdır...

Hadi oyuncuları geçtik, en azından senaristler ilham perilerinin hatta ekmek teknelerinin yasını tutabilirdi!” Doğru söze ne denir ki? Vefa falan; yalan dolan!

Bunun ortası yok mu?

Aralıksız her bölüm ağlayan erkek karakterler. Hani ana yazıda Cihan Gürpınar’dan bahsetmiştik ya, onun gibi lanetli olan adamlar...

Mesela Kördüğüm’deki (FOX) Ali Nejat’a bakalım. Adam, hikayede yaşanan bütün melanetlerden kendini sorumlu tutuyor. Her bölümde iki gözü iki çeşme...

Bir de O Hayat Benim’in (FOX) esas oğlanı Ateş var. O da oğlunun ölümünden başlayarak hayatta karşısına çıkan her meseleyi kendinden biliyor. Yazık vallahi...

Hani ağlak kadın karakterleri daha içselleştirememişken seyirci böyle gözleri sulu adamlarla nasıl içli dışlı olacak, bilemedim vallahi...

Bir yanda taş fırınlar, öte yanda hanım elleri; ne olacak bu dizi beylerinin hali?

Camia gezip tozmasa iyi de...

Gelecek hafta bütün TV camiası Cannes (Fransa) kıyılarına akın edecek. Çünkü geleneksel TV fuarı zamanı geldi... Televizyon yöneticileri ve ilgililer bu fuarı gezip tozma fırsatı olarak görmeyip, sektörün gelişmelerini yakından takip etselerdi bugün TV yayıncılığı çok farklı bir boyutta olabilirdi...

Ama olmadı. Ha, belki dizilerimizin ve çok ender de olsa bazı içeriklerin ihracatı için iyi bir pazar. Zaten tezgahı o kafayla kuranlar dışında da çalışan yok. Yani fuarı fuar yapan onlar...

Gerisini sormayın işte; bugüne kadarı patron parasıyla eğlence!

Bu da buçuklusu...

TV8.5 diye bir kanal hayatımıza giriyor. Ağırlıkla spor kanalı olacak. Tek patronu Acun Ilıcalı...

Elindeki milli maç yayın hakkını bu yeni kanalında kullanacak olan Acun, ciddi bir reklam maliyetini de başından savmış olacak. Maçlar yayınlandıkça TV8.5 adı daha geniş kitlelerin havsalasına kazınacak...

Hayırlı olsun. Bunlar zeka gerektiren hareketler. Acun’da da fazlası var. Yine de geçmiş deneyimlere de bir göz atmak önemlidir. Mesela yayın hayatına dünya kupası maçlarını yayınlayarak başlayan efsane TV ekranı Kanal 1’in maçlar bitince tükenip gitmesi gibi.

Yeni kanal ağzına kadar çekici organizasyonlarla doldurulmalıdır. Nokta!

Saatlerin ayarlarıyla oynayalım...

Duymayan Kalmasın (Star TV) isimli sabah magazin kuşağının saati değişti. Deniz Akkaya ve Seren Serengil ile birlikte üstlendiğimiz sunuculuk-analistlik işini artık hafta içi 09.45- 12.30 saatleri arasında idrak edeceğiz...

Geride bıraktığımız hafta içinde çok da mütevazı sayılamayacak bir haber karnesi ortaya çıkardık. Zaman içinde karnedeki pekiyilerin artacağını ümit ediyorum. Benli ya da bensiz...

Umarım Duymayan Kalmasın, Star ekranının sabah bahtsızlığını maziye gömer. Bu arada Aşk Kafe hakkında dün “bitecek” demiştik ya, bitti maalesef!