Bülent Hanım'ı güçlendirmek!

03 Kasım 2013, Pazar 05:00
AA

Show TV, Bülent Ersoy’un reytinglerini yukarı taşımak için programın önünü magazinle güçlendirdi. “Bir Hafta Böyle Geçti” isimli 30 dakikalık programcığı Elif Özkul sunuyor, bu tamam... Aslında mesele şovun içinde magazin yapabilmekti. Bunun için Erol Köse ve Sacit Aslan gibi iki isimle konuşulmuş, neredeyse de anlaşılmıştı... Artık ne olduysa bu fikrinden cayan kanal program önünde bir programcıkla işin magazin kısmını halletmiş oldu... İsteğin bizzat Bülent Ersoy tarafından geldiğini düşünüyorum. Program içinde odak sorunu yaşanacağına, daha doğrusu ilgiyi başkalarıyla bölüşeceğine tek olmayı tercih etti. Sanatçı egosu böyle bir şey, bana hiç tuhaf gelmedi!

* [[HAFTAYA]]

Diyanetten de veto geldi!

Diyanet İşleri, yarışmalarda kazanılan ödülün helal olduğunu açıkladı. Ama bir ekleme yaptı; “Yarışmaya kontör, SMS, para göndererek katılmayacaksınız”... O işler bizde daha çok finalde birilerini zirveye taşımak için kullanılıyor. Ama Avrupalı Türk seyircinin seyrettiği kanalların hepsinde kontör hesabına dayalı bir yarışma sistemi var... Arıyorsunuz yarışmayı, aradığınız her dakika için ciddi bir para ödüyorsunuz. Yarışmayı kazanma ihtimaliniz yüksek ama zaten ödülü bir arayışta yemiş oluyorsunuz... Neyse. Bu SMS yarışmaları o coğrafyada çok büyük bir sektör olmuş. Ve katılan herkes şikayetçi. Diyanet dahil. Gerisi size kalmış artık...

*

Yapımcı dizi kaldırır mı?

“Fatih” (Kanal D) dizisinin yayından kaldırılması olay oldu. 10 trilyonluk bir bütçeden bahsedildi. Ben o kadar olduğunu zannetmiyorum ama bahsedildi işte. Bunun geri dönüşümü en az 39 bölümlük bir ömrü gerektiriyordu. Olmadı... Peki, o kadar para ne olacak? Elbette havaya gitti. Külliyen zarar da diyebiliriz. Tabii vergilerini düştükten sonra... Yine de yapımcının “İstediğim gibi olmadı, ben de kaldırmaya karar verdim” diyecek rahatlıkta oluşu içimi serinletti... Demek ki dizilerin yayından kaldırılmasına artık yapımcılar karar veriyor. Keşke olsa ama büyük fanteziymiş gibi geldi bana; ne yalan söyleyeyim?

*

SANA HER ŞEY YAKIŞIR!

Cengiz Abazoğlu’nun yorumladığı “Bana Her Şey Yakışır” (Kanal D) yarışmasında önceki gün haftanın birincisi kazandığı ödülü rakibinin eğitimi için ikiye bölerek aldı. Yarısı kendine, yarısı rakibine... Tabii zamanında “Güven Bana” diye yarışma yapıp, içimizdeki güvensizliği tokat gibi yüzümüze çarpmış bir topluluk olduğumuz için bu jest bize hakikaten bir boy büyük geldi... Ekranda hem vitrin hem de içerik rekabetinin gırla gittiği bir dönemde hakikaten insanlık telimizi okşayan ellere ihtiyaç var... Bu bir yarışmacı da olur, program da. Çünkü en büyük eksikliğimiz vicdan oldu, haksız mıyım?

*

Rötarlıyız sanki...

Kanal 7 sezona olduğu kadar içerik olayına da daha yeni girdi diyelim. Hatta içerikte bir 3 yıl kadar geç kaldı... Bu hafta yayına giren iki işinden biri “Giy Yakıştır” yaklaşık üç sezondur ana akım kanallarda gösterilen moda programlarının küçük bir kopyası gibi... Diğer yeni iş olan “Yeşil Bisiklet” ise evleri yeniden dizayn eden ya da döşeyen klasik TV programlarının bahçe dizayn eden bir benzeri görünümünde... Bu tip programların alıcıları konu yeterince sündürüldüğü için konuyla ilgili yeni işlere hiç yüz vermiyorlar. Dilerim tersi çıkar... Ama birilerinin uyarması gerekmez mi; “sanki biraz rötar mı yaptık?” diye...

*

HÜZÜNSÜZ VEDA!

Nagehan Alçı’nın Kanal D’de yaptığı “Bırakın Konuşalım” yayından kalktı. Bunu ilk haber veren TV eleştirmeniydim. En nefret ettiğim haberlerin final haberi olmasına rağmen. Neyse... Nagehan Alçı’nın giderayak bir iki söz söylemesini bekledim. Tam tersine Nagehan Alçı final programında hayli rahat bir profil çizdi. Yerine yerleşecek olan “Yemek Takımı” isimli programa inceden bir gönderme yapmayı da ihmal etmedi tabii... Son programa konuk olan Deniz Fehmi Dalsaldı havayı dağıttı ve bir program daha inceden veda havasını ciğerlerinde tutup aramızdan ayrıldı. Ne diyelim, hayırlısı...

*

Kısa vadede mırıldanmalar...

Mustafa Karataş hocayı kadın kuşağında seyretmek lezzetli geliyor. Atilla Taş’ı ekrana çok yakıştırıyorum. Pelin Batu ve Ebru Yaşar’dan çok sıkı bir ekran ikilisi çıkabilir. The Leyla Band’dan acil bir albüm bekliyorum. Behzat Uygur’un bu kez oğlu Nejat ile bir komedi işine girmesini istiyorum, tabii Süheyl’i taca çıkarmadan. Flash TV’nin tamamen müzik içeriğine bağlamasını bekliyorum. Reklamcıların ekranın en çok güven veren ismi Ali İhsan Varol’u nasıl ıskaladıklarını anlayamıyorum. Ve Birol Güven’in yazdığı dizilerde oynayarak bir taşla dört kuş birden vurmasını bekliyorum...