Burada da mı hortlaklar?

10 Nisan 2015, Cuma 23:40
AA

“Filinta” ( TRT 1) dizisinde Filinta Mustafa ya da Müşir Mustafa’nın diyelim, kardeşi gibi sevdiği can dostu Bıçak Ali, dizinin ilk bölümünde Mustafa’ya kurulan kumpas sırasında öldürülmüştü...

[[HAFTAYA]]

Cinayet fenalıklar prensi Boris Zaharyas ve çetesi elinden işlenmişti. Ya da biz öyle zannetmiştik. Neyse; adamımız ölmemiş, ölmek üzereyken yine Boris Zaharyas ve çetesi tarafından bulunmuş ve hipnoz altına alınıp Mustafa’yı öldürmek üzere görevlendirilmiş... Bu tuhaf meseleyi önceki akşam idrak ettik. Ama aynı Bıçak Ali yine yayınlanan son bölümde Boris Zaharyas’ın çetesi tarafından silahla sırtından vuruldu. Son gördüğümüzde Bıçak Ali, Mustafa’nın kollarında can çekişiyordu... “Filinta” gibi iddialı bir dizinin bu aşina olduğumuz türden bir hikayeye sarılması seyircide “yine mi yaşayan ölülerin dönüşü ve geri gidişi?” duygusu yarattı... Ha eğer öyleyse hikayede rahmetli olan Hasan Çavuş ve seri katil Azize’nin de dirilip geri dönmesini bekliyoruz! Belli ki hiçbirine ahirete göçmek diye bir şey yok!

Böyle mi uğurlayacaktık?

Bir Erkek, Bir Kadın, İki de Çocuk Was Here. Tamam hemen Türkçeleştirelim; “Bir Erkek, Bir Kadın, İki de Çocuk Buradaydı”... Neredeyse yedi buçuk yıl (2008- 2015) süren bir dizinin final notu buydu ve duvara yazılmıştı. Ahali buralarda yapamayacağını anlayıp Uruguay’a yerleşmeye karar verdi ve eşyalarını toplayıp yola çıktı. Aynı zamanda hayatımızdan da ayrılmış oldu... Turkmax’ta başlayıp FOX’ta sona eren maceralarıyla Ozan ve Zeynep çoğumuzun ilişkilerimizde yaşadığı absürtlükleri ekrana taşıyıp, önce nişan, ardından evlilik ve son olarak da iki çocukla hikayelerini taçlandırmışlardı... Dizi bitti. Ama sorun bitiş şeklinde değil saatindeydi. FOX iki yıldır ekmeğini yediği dizinin final bölümünü gece yarısından sonra saat 01.00 sularında yayına soktu. Eğer haberimiz olmasaydı bu veda faslını muhtemelen ıskalayacaktık... Ben değil ama sıkı takipçileri ıskaladı zaten. Bunun oluşturduğu öfke fırtınasını anlatmaya gerek yok. Türk TV tarihine geçmiş yapımların böyle tuhaf bir şekil ve saatte yayına verilmesinde herhangi bir mantık izi arıyorsanız geçmiş olsun... Televizyonculuk çok değişti ve değişirken en çok da vefa duygusu erozyona uğradı. Yerini veda duygusuna bırakarak. Heyhat; “büyük ayıp” desek de nafile!

Veda havalarını uzatmayın!

“Karadayı” (atv) setten veda fotoğraflarını sosyal medya üzerinden yayınlamaya başladı. Anlayacağınız finale bir şey kalmadı... Senaryosunda sorunlar olduğunu duyduğum “Karagül” de (FOX) kimi kulislere göre, gelecek sezon yayında olmayacakmış. Senaryo toparlamak zor değil ama bir “Karagül” fenomeni yaratmak da kolay değil. Bence bu fikir bir kez daha gözden geçirilmeli, eğer varsa tabii... Bunun yanı sıra haziran itibarıyla vedalaşacağımız bir sürü dizi sosyal medya üzerinden veda faslına başladı ki hepsini sayıp tadınızı kaçırmayalım... Elbette her dizinin kaderi bu; bir gün bitecek. Ama böyle fotoğraflı, kulisli veda havaları izleyen üzerinde ciddi bir buhran yaratıyor. Dikkat çekeceğine “salla gitsin” duygusu yaratıyor. Benden uyarması...

Kafayı boşaltmak için ideal!

“Saba ile Oyuna Geldik” önceki gece TV8 ekranında yayın hayatına merhaba dedi... İlk bölüm için bir hayli güçlü bir şöhretler karması ekrana çıktı... Hepsi bir şekilde genel kültürlerini basit ve anlaşılır yarışmalar içinde ispatlamaya çalıştılar. Ekran karşısındakiler olarak biz basit bulduk ama ekranın içindekiler oyunların meselesini bir türlü kavrayamadılar... Onlar içeride eğlenirken biz de olan biteni dışarıda tirajikomik bir sırıtışla izledik. Dekor bir şov programı için çok karanlık da olsa Saba Tümer’in ve konuklarının kahkahalarıyla ortam ısındı. Isınınca da aydınlandı... Yıllardır talk şov yapan bir ustanın farklı bir iş denemesi elinde kalmadı resmen. Kafayı boşaltmak için harika bir format bulup üstüne bir de kahkahasını patlatınca Saba Tümer’in konuklarını oyuna getirdiği ortamlar tadından yenmedi. Hayırlısı...

Bu yönetici de kim?

Kulağıma müthiş bir kulis geldi. Kanallar yapımcılarla reyting üzerinden anlaşma yapıyor. Mesela bir diziniz 5 reyting üzerine çıkarsa her 1 reytinglik artış için hatırı sayılır bir fark alıyorsunuz... Bu da kanalların daha az para kazanması demek. Mevcut düzende kârlılık peşinde koşan kanalların birinin yöneticisi o baremi aştırmamak için dizinin içine ekstra reklam kuşakları açarak bilinçli bir şekilde reytingi düşürüyormuş... Böylece kanal bir miktar parayı kasasında tutuyormuş. Aslında reklamı reyting üzerinden satan bir şirket için kârlı gözükse de bu orta vadede herkesin kaybedeceği bir oyun... İsim vermiyorum ama tanıyanlar zaten kimi kastettiğimi anladı. Yöneticilerini bir uyarsınlar. Çünkü bu yol, yol değil... Türkiye’de televizyonculuğu öğrenmenin bedeli hem yapımcıya hem de kanala herhangi bir vadede kayıpla dönmemeli. En azından sektörün ayakta kalabilmesi için...