Dizilerde takılıp kaldıklarım...

27 Nisan 2018, Cuma 05:00
AA
Her diziyi izleyebiliyor muyum? Elbette hayır. Yani en azından ilk sahneden son sahneye kadar değil. Ama takılıp kaldıklarım var. Bölüşeyim... “İstanbullu Gelin” (Star TV) mesela. Adem karakterini al başka bir yere koy ya da Esma Sultan’ı kendi karanlığıyla baş başa bırak; geriye ne kalır? Belki sizin için çok şey ama benim için pek değil...

AŞK DEDİĞİN...

“Çukur” (Show TV) diyelim. Ben Sena ile Yamaç aşkıyla ilgilenmiyorum. Aşk dediğin Vartolu ile Saadet arasında yaşanan değil midir? Ya da Nedret’in erine olan büyük özlemini öfkeli gözlerinde okumamak mümkün müdür?




KARANLIK GÖLGELER...

“Siyah Beyaz Aşk”ta (Kanal D) aşka düşülen karanlık gölgeler içinde her an şaşırtıcı bir aksiyon olmasa dizi kendini klişe bir romantizmle izletebilir mi? Misal Ferhat’ın bir anda ortaya çıkan çocuğu gibi. Sarhoş ve karanlık bir geceden kalma...

ERKEKLER DE AYNI...

“Ufak Tefek Cinayetler” (Star TV) var tabii. Her kadın aramızda dolaşan herhangi bir kadını anımsatıyor. Ama kadınlar arası öfkenin tıpkı kopyası erkeklerde de yaşanmıyor mu? Rekabetin cinsiyeti yok, vicdan yarıştırmanın da öyle...




TUTKUYSA TUTKU!

“Sen Anlat Karadeniz” (atv) dizisinde içimizi aydınlatan ve “zordur zorda sevmek” dedirten bir Tahir ile Nefes midir? Herhangi biriniz Asiye ile Mustafa’nın aşkına toz kondurabilir mi? Tutkuysa içi kararmamış tutku, ışıksa ışık!

SONSUZ SEÇENEK...

“Adını Sen Koy” (Star TV) günlük dizi mesela. Bıraktığın yerden devam edebiliyorsun. Ama Zehra ve Ömer bir araya gelmek için ya da ayrılmak için her güne bir yeni bahane bulabiliyor. Aşkın ve nefretin sonsuz seçenekleri olduğunu bir süre sonra kabulleniyorsun...

GÖZLERDEKİ İZMİR!

“Vatanım Sensin”de (Kanal D) belki sona yürünüyor, tamam. Ama küçük bir platoyu görkemli bir kent gibi gösteren sadece dekor ve teknik başarı mıdır yoksa, oyuncuların her birinin devleşmesi mi? Miralay Cevdet’in gözlerindeki mavide İzmir tablosunu gören tek ben değilimdir sanırım...

FAZİLETSİZLİK AYIP MI?

“Fazilet Hanım ve Kızları”nda (Star TV) yaşanan çapraz, dörtgen hatta yamuk aşk meselelerini bir kenara süpürün. Sıksan hangimizin içinden bir Fazilet çıkmaz ki? Bu diziyi Allah böyle entrikalardan saklasın diye izlediğimizi sanmıyorum. Hedefe giden yolda yeni stratejiler herkesin ilgisini çeker, ben buna inanırım!

ASIL DRAM KİMİN?

“Avlu”da (Star TV) mesela Deniz elbette arada kalmışlığın ve çaresizliğin sembolü, bu tamam. Ama bir insanı karanlık tarafa çekecek acımasız gerçeklik bizzat Azra’nın anıları arasından gizli saklı göz kırpmıyor mu?

MAFYA EL KOYMASAYDI...

“Bizim Hikaye”de (FOX) çizilen o iç içe geçmiş kardeşlik tablosunu iç çekerek izlemeyen var mıydı? Şuursuz bir baba, sorumsuz bir anneye rağmen hepsi birbirinden sorumlu çocuklar nasıl da dudak ısırtıyordu. Şimdilerde dizide elbiseler karardı. Bu saadet tablosuna mafya el koydu. Neyse!

ÖFKE İLE VİCDANIN SAVAŞI

“İnsanlık Suçu” (Kanal D) hâlâ dikkatinizi çekmiyor mu? Vicdanıyla öfkesi arasında bir türlü karar kılamamış Sami Gökdemir’in şimdilerde oğlu çıkan Cemal’e gösterdiği sabır mı alkışladığınız? Yoksa bu büyük sırrı yıllardır kendisinden bile gizleme çaresizliği mi? Hikayenin her karesi güçlü görünen zayıfların vesikalığı değil mi?





KENDİNİ GÖRECEKSİN “

Jet Sosyete” (Star TV) ya da “Çocuklar Duymasın” (Kanal D) hakkında iyi kelam etmek “vasata övgü” gibi görünüyor. İyi de o vasattan aşırı karikatür halini söküp çıkardığınızda geride kalan sen, ben, o veya biz, siz, onlar değil mi? Mizah sıradanla güldürebilme sanatıdır, sıra dışı olansa sadece tebessüm ettirir. Aynanın karşısında kahkaha mı atarsınız yoksa tebessüm mü edersiniz; seçim sizin.