'Her şeye Rağmen'e nazarlık konduralım!

17 Mart 2011, Perşembe 05:00
AA

Her şeye Rağmen (atv) yeni bir dönem dizisi olarak hayatımıza girdi önceki akşam. İlk bölüm için büyük bir sürpriz yaparak AB izleyici grubunda birinciliği kapattı... Bakın, ilk bölümden böyle yüksek bir izleyici oranına ulaşmak az buz şey değil. Üstelik dizinin bir dolu handikabı olmasına rağmen... Şöyle toplayalım.

[[HAFTAYA]]

Artık dizi izleyicisi için dönem dizisi demek “güncel hatalar silsilesini” yakalayacağı bir bulmaca demek oluyor... Seri hataları kovalayan izleyici en çok Öyle Bir Geçer Zaman ki, Hanımın Çiftliği ve hatta Türkan, Ezel gibi kısmen yaşandığı döneme tanıklık eden, yüksek izlenirliği olan dizilerde bulduğu hataları her platformda paylaşıyor...

Bugünün gençleri için mesela İzmir’de bozaya denk gelmek mümkün değil. Ama bundan elli yıl önce bölgenin popüler içeceklerinden biri boza. Küçük bir araştırmayla ortaya çıkabilecek bir gerçek bu... Kendi adıma ses, ışık, sanat yönetmenliği anlamında başarılı bulduğum dizide küçük bir hatayı da ilk günden nazarlık diye telaffuz edeyim istedim... Başrol oyuncumuz Can Nergis’in canlandırdığı Mehmet karakteri 7 yaşlarında ayrıldığı kasabasına 11 yıl sonra döndüğünde nasıl oluyor da 25 civarında gösteriyor dersiniz? Dedim ya, bu da nazarlık olsun...

SEDA SAYAN’IN GAZETECİLİĞİ!

İbrahim Tatlıses olayında içindeki gazeteciyi gösterdi Seda Sayan. Yakın dostunun başına gelenleri bir sürek avı titizliğinde özetledi iki günde... Ve nasıl başarılı bir ekibe sahipse artık; benim diyen birçok haber merkezini solladı hakikaten. Üstelik işin reyting şehvetine kapılmadan, istediği, sevdiği, merak ettiği için meselenin üzerine ustalıkla gitti... Görmezden gelemedim. Bir gazeteciden çok daha titiz çalışan Seda Sayan’a İmparator için yaptığı yayın için teşekkür notu düşmek boynumun borcuydu çünkü...

MUTLULUK GÖNÜLLÜLERİ VE AŞK DOKTORU!

POSTA Gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve Aşk Doktoru Mehmet Coşkundeniz’le onun memleketi Mersin’e iki günlük bir ziyaret gerçekleştirdik. İkimizi de çok heyecanlandıran bir organizasyon söz konusuydu... Neredeyse 50 yıldır kar yüzü görmeyen Mersin kentinin ortasına Toroslar’dan taşıdığı karı yağdırdı Eti şirketi. Mutluluk Gönüllüleri adını verdiği küçük ama etkin bir grupla bütün bir sene hiç görülmeyeni görülür yapmak için didinecekler Türkiye çapında...

Ve hazırladıkları her sürprizi gözlerimle görmek, karı sadece bir hayal, denizi koca bir rüya olarak gören günümüz çocuklarının o mutlu yüzlerini yerinde izlemek için oralarda olacağım ben de... Hayat bazen televizyonun kendisi olabiliyor işte. Benim seyircilik halim de hep mutluluk meselesi üzerine. Neyse...

Bu yolda Eti gönüllülerine başarı dileklerimi not düşerken bir dileğim de Türkiye’de ilk kez gerçekleşecek bir diziye imzasını atmak üzere olan Aşk Doktoru Mehmet Coşkundeniz ile ilgili... Mehmet çok yakında müstakil aşk hikayelerinin anlatıcısı olarak bir gerçek dizi karakteri olacak. Arşivindeki inanılmaz aşk öykülerini seri halinde televizyon izleyicisiyle tanıştıracak...

Hani Kanıt (Kanal D) nasıl ki Adli Tıp meselelerini Sevim Atasoy hocamızın anlatımıyla dizi olarak taşıyorsa ekrana Mehmet de aşkı dizi haline getirecek...Tutar mı tutar; aşktan başka ne sermayesi kaldı ki biz fanilerin!

Balığı Ziyan Etme!

NTV bir İstanbullu olarak bam telime dokunan bir kampanyaya sözcülük ediyor. Boğaz’da artık neredeyse hiç bulunamayacak olan lüferden hareketle yavru balık avına hayır diyor ve ekliyor; “Balığı Ziyan Etme”... Müthiş bir kampanya hakikaten bana göre. Daha önce ses getiren “Seninki Kaç Santim” isimli benzer kampanyanın bir adım ötesine taşıyor meseleyi...

Üstelik bir dönem hepsi bir şekilde lüferin tadına bakmış ünlülerin çağrısıyla yapıyor bu insani görevi. Balığı ziyan eden para düşkünü deniz yağmacılarına birkaç yıl sonra yiyecek ekmek bulamayacaklarının da açık çağrısı bir yandan...

Bu çağrıya sadece “izleyici” kalmayın derim ben. Lezzetini unuttuğumuz bir yaşam biçiminin elimizden su gibi akıp gitmesine izin vermeyin. Ve yükseltin sesinizi; Balığımı Ziyan Etme deyin her kim varsa gördüğünüz ziyankâr olan!

Terapiyle tamamdır!

Günün özetini aldığım bazı programlar var. Kısa bir zaman dilimi içinde başımıza gelen ne varsa özetliyorlar açıkçası... Bu anlamda Bloomberg HT kanalında yayınlanan “Günden Kalanlar” iyi bir durak. Başarılı ve genç sunucu Aslı Şafak meseleleri çok dinamik bir dille özetliyor izleyicisine... Ama bilmiyorum neden s ve z harflerini telaffuz etmiyor, tıslıyor sanki genç kardeşim. Sanırım dişlerini yaptırmış yakın zamanda. Ne bileyim bir de terapisini yaptırsaydı ya, diyorum... Lezzetine doyulmazdı o zaman Aslı Şafak izlemenin!

Çakar çaktı durdu!

Ahmet Çakar önceki gün Son Kale’de (Kanaltürk) yorumlarına sinirlendiği Erman Toroğlu’na seri bir şekilde saydırdı. Ve bunu yaparken benim fazla bel altı bulduğum bir yöntemi kullandı... Lig TV’den olaylı bir şekilde ayrılan Toroğlu’na “Seni kovdular” deyip durdu. “Aman hocam yapma” dedim içimden sürekli, “Sakın ha büyük konuşma”...

Başkasının acılarını silah haline getirirsen o silah bir gün geri teper ve tutan eli vurur. Televizyon tarihimiz bir sürü geri tepen silah vukuatıyla doludur... İyisi mi Son Kale’de her zaman yaptığınız gibi profesyonel birikiminizi konuşturun. Bel altı vurmaya başladınız mı Erman Toroğlu’nun da eli armut toplamayacaktır. Sen daha iyi bilmez misin sahi Ahmet hocam?