Hürrem bile bu krizi yönetemez!

27 Kasım 2012, Salı 05:00
AA

Dört yıl kadar önceydi. “Kurtlar Vadisi Terör” isimli dizi biraz toplumsal, bir hayli siyasi, son olarak da RTÜK baskısıyla yayından kaldırıldı. O günün siyasi iklimi içinde terör gibi çok hassas bir konu üzerine kurgu yapılmasına izin verilmedi... Geldik günümüze. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan önceki gün “belgesel” olarak tanımladığı “Muhteşem Yüzyıl” (Star TV) dizisi hakkında fikrini beyan etti. Hukuku iş başına çağırıp, yapımcı ve yayıncı kanalı tenkit etti... Şundan adım kadar eminim ki sadece yaptığı tanımlamadan yola çıkarsak Başbakan, “Muhteşem Yüzyıl”ı izlemiyor ama kendisine birilerinden bilgi akıyordu...

Sonuç itibarıyla geldiğimiz nokta çok net. “Muhteşem Yüzyıl” için hiçbir şey eskisi gibi olamayacak. Elbette dizi yayından filan kaldırılmaz. Ama yine aynı kanalda yayınlanan “Behzat Ç.” isimli dizinin başına geldiği gibi iyice bir tımar edilir... İşin ilginci benzer dönemleri anlatan üç dizi daha ekranda yayınlanıyor. Bu dizilerin biri komedi, diğer ikisi aksiyon ağırlıklı... Suya atılan çakıl taşı etkisi gibi onlar da bu fasıldan paylarına düşeni alacaklar mı; bilemiyorum... Bildiğim tek şey basit bir kumanda tuşuyla gündemden çıkabilecek bir detay için siyasi kumandanın devreye girmiş olması. Hakikaten tuhaf, Hürrem Sultan’ın bile kafasının basmayacağı kadar tuhaf!

[[HAFTAYA]]

YAKINLAŞIN KIZLAR...

“2. Sayfa” (Kanaltürk) dün sabah oyuncu Tolga Karel’in eşi Günay Museyeva’yı ağırladı. Şunu baştan söyleyeyim, kendisini ilk kez bu kadar yakından tanımış oldum... Bunun bir parçası Günay Museyeva’nın samimiyetinden kaynaklansa da Müge ve Gülşen’in konuşturma becerisini de yabana atmamak gerekiyor... Sabahın o saatinde samimiyet hakikaten seyirci toplayan bir şey. Yine de genel tabloya küçük bir itirazım var... Programın ev sahipleriyle konukları arasındaki mesafe o kadar uzun ki, çok daha hızlı yakalanabilecek sıcaklık o mesafe içinde bir parça değerini yitiriyor... Daha yakın markaj, daha sıcak sohbeti getirir; “taburelerin masaya doğru taşınması hakikaten iyi olacaktır” diyorum...

TRT’nin refleksleri...

TRT de “İyi Şeyler” ismiyle yayın içeriğinden haber veren bir program yapmaya başladı. Ersin Düzen’in sunduğu bu programcık diğer kanalların yaptığı gibi ekranın içeriğini özetleyerek izleyiciye aktarıyor... Bu tip tanıtım programcıklarının akımlaştığını not düşmüştük. TRT bunu şimdiye kadar şık klipleriyle yapıyordu. Ama belli ki klip kesmedi, programını da yapmaya başladı... Rekabetten geri kalmamak adına dikkat çekici bir adım. Bana göre daha da dikkat çekici olanı TRT’nin reyting meselesini hiç olmadığı kadar ciddiye alması. Kamu kanalı hiç bu kadar hızlı reflekse sahip olmamıştı çünkü. İzleyin, göreceksiniz...

Dizilerin Pazar sendromu!

Pazar ekranı oturdu. Yarışmalar artık zirvede duruyor. Aralarında neredeyse hiç denecek kadar az bir izlenme farkı var. “Yetenek Sizsiniz” (Star TV) ile “Ben Bilmem Eşim Bilir” (Kanal D) koptu gidiyor kısacası... Ama aynı ekranda yuvarlanıp gidenler de var. Mesela bir “Hayat Devam Ediyor” (atv), bir “Suskunlar” (Show TV), bir “Harem” (FOX/ Diğerlerine oranla daha iyi durumda) eski reytinglerini alamıyor... Bu fotoğrafın ortaya koyduğu çok net bir sonuç var. Hafta içinde dizi yorgunu olan izleyici hafta sonunu kafayı tamamen boşaltarak geçirmek istiyor...

Bu yüzden kadın izleyici ağırlıklı yarışmalar ile erkek izleyici ağırlıklı futbol programları geceye rezervini koyuyor... Bu rezerv karşısında diziler de kendi stratejilerini gözden geçiriyor. Bir “Krem” (atv) dizisi mesela önümüzdeki haftalarda Cumartesi gecesine geçiyor. Dizilerin Pazar sendromu bitecek gibi görünmüyor kısacası...

SUSACAĞINIZA KONUŞSANIZ!

“Telegol” (tv8) önceki gece sessiz duruş protestosu yaptı. Spor medyası içinde en çok tartışılan işlerden biriyseniz doğal olarak alacağınız tepkinin hacmi de büyük olacaktır... Programda haber dosyası olarak açılan ve tartışılan meselelerin hemen her tribünü rahatsız ettiğini “Telegol” de biliyor. Üstelik bu rahatsızlık sadece “Telegol” öznesinde değil, hemen her spor programı birilerinin tepkisini topluyor...

Şunda anlaşalım. Hassasiyetleri giderek bilenen bir toplum olduk. Başkalarının sesini duymaya tahammülümüz yok. Bu anlamda sessiz duruş protestosu denilen şey benim için gideceğimiz adresin yön tabelası gibi... Yine de işi bu denli dramatize edeceğine spor medyasının bir an önce el birliğiyle kendisini bu noktaya getiren şeyleri gözden geçirmesi gerekiyor... Basit fırça darbeleriyle düzelebilecek bir resmi badana fırçasıyla siyaha boyamak çözüm değil çünkü!