Hürrem'i izleyip de doğurmak isteyen var mıdır?

25 Mart 2011, Cuma 05:00
AA

Şu bir gerçek ki, aklı başında hiçbir kadın Hürrem’in (Muhteşem Yüzyıl/Show TV) doğum sahnelerini izledikten sonra “ben de anne olmak istiyorum” demeyecektir... İlk doğumunda akıllarda “hipopotam mı doğuruyor?” merakı uyandıran Hürrem önceki gece gerçekleşen ikinci doğum sahnesinde “kesinlikle fil doğuracak” duygusu yarattı izleyende... Ben bir ebeveyn olarak nasıl rahatsız olduysam, konuştuğum tüm arkadaşlarım da benzer bir rahatsızlığı yaşadıklarını söylediler...

[[HAFTAYA]]

Diyelim ki Meryem Sarah Uzerli müthiş bir oyuncu. Üstelik anne olmamasına rağmen normal bir doğumu olağanüstü gerçeklikte resmediyor. İyi de diziyi izleyen anne adayları ne olacak? Bırakın çocuk doğurmayı aklından geçirenleri, hamile olan bir kadını nasıl bir travmaya sokacağını kestirebiliyor musunuz o uzadıkça uzayan sahnelerin? Hakikaten yerli dizi bazen yersiz uzun oluyormuş be sevgili okur...

Dizilerdeki lanetli yüzük!

İlginç bir ayrıntı var. Küçük Sırlar dizisinde (Star TV) Cem’in babaannesi Fikriye Hanım’ın yüzüğü Ayşegül’e nişan alyansı olarak veriliyor... O yüzük Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisinde Aylin kızımıza hediye edilen yüzüğün ta kendisi... Bu durumda Soner ağabeyimiz ile Fikriye Hanım arasında altmışlı yıllardan kalan bir aşk bağı kurabilir miyiz? Kurmayalım... Çünkü yanlış hatırlamıyorsam yine o yüzük Ezel’in Eyşan’a takmak istediği evlilik alyansıydı bir zamanlar... Bu durumda şunu söyleyebiliriz; lanetli bir alyans o dizi senin bu dizi benim dolaşıyor ve kimin parmağına girerse sonsuza dek mutsuzluğu garanti ediyor... Vay canına sevgili seyirciler, ürperdim vallahi!

KAYMAĞINI AREF YİYOR!

Sanırım Yetenek Sizsiniz Türkiye’de (Show TV) asıl büyük ödülü Aref isimli illüzyonist kardeşimiz kazandı. Daha yarışma henüz bitti ama biz Aref’i reklamlarda izler olduk... Tamam Sefa da birinciliğin tadını şimdilik çeşitli programlara konuk olarak çıkarıyor ama Aref bir defada tüm ekranlarda gösterilen reklam filmlerinde artık... Demek ki neymiş; Galipmiş bu yolda mağlup! Haksız mıyım?

İhsan Varol güzelliği...

Kelime Oyunu’nda (Bloomberg HT) önceki akşam karşılaştığı zır cehalet durumuna rağmen yarışmacısını travmaya sokmayan, moral veren ve motive eden İhsan Varol bir kez daha takdirimi kazandı... İşin heyecanını ön plana çıkaran Varol, karşısındaki yarışmacının rahatlamasını sağladı. Ama ben bir izleyici ve bir TV eleştirmeni olarak o kadar olumlu olamayacağım... Sıradan kelimeleri bile sunucunun verdiği onca ipucuna rağmen tahmin edemeyen ve hatta “bilmeyen” yarışmacıların böyle birikime dayalı yarışmalarda ne işi var sahi? Maksat ekrana çıkıp yüzünü göstermekse yarışmaya ayıp oluyor, yok bir şeyler öğreneyim de cehaletimin üstü kapansınsa maksat; o da izleyiciye ayıp oluyor. Gereksiz zaman kaybı diyelim!

Şimdi bittim ben!

Şefkat Tepe’de (STV) ne zaman Dilan (sanırım kod adı bu) isimli Leyla rumuzlu arkadaşı görsem repliğini tahmin etmekte hiç zorlanmıyorum; “Şimdi bittim ben”... On küsur bölümdür örgütün içine sızması işlenen ajan olarak ismi tam telaffuz edilecekken paçaları tutuşan Leyla bir şekilde kurtuluyor... Dolayısıyla durumu en iyi anlatan “şimdi bittim ben” cümlesi ezbere bağlanıyor. Acaba diyorum, dizi bitmeden farklı bir repliğini duymak nasip olacak mı biz izleyenlere?

Neden ve hatta niçin?

Arka Sokaklar’da (Kanal D) memur kardeşlerimiz tam suçluyu enseleyecekken, üstelik bunun için birkaç sessiz adım atmaları yeterliyken neden durduk yerde; “Polis, dur, yere yat” diye avaz avaz bağırırlar?.. Ve neden bu bağırtıyı duyan suçlular hemen topuklayıp bir süre sonra da yakalanarak hem kendilerini hem de memur kardeşlerimizi nefes nefese bırakırlar. Neden sahi, neden hep?

ANKARALI HABERCİLER ÖNDE!

Kanal D Haber’in İstanbul yayın saatiyle Ankara reji saati arasında iki dakika fark var. Önceki akşam Libya meselesinin konuşulduğu canlı bağlantıda Mehmet Ali Birand’ın ekranındaki saat 18.48’i gösterirken, Ankara’dan gelişmeleri aktaran Erhan Karadağ’ın yanında duran dijital saat 18.50’yi gösteriyordu... Bu durumda Ankara habercileri İstanbul habercilerine iki dakikalık bir fark atıyor ki, o iki dakikada dünya değişir azizim...