İşte yeni dizilerde favorilerim!

01 Kasım 2013, Cuma 05:00
AA

Kasım ayı itibarıyla yepyeni dizilerimiz olacak. Artık kim, neyi izler kestiremiyorum. Ama minik de olsa bir kehanet kondurmadan edemeyeceğim... Her kanal birden fazla yeni diziyle izleyicinin karşısına çıkıyor. Ben sadece her kanal için tek favori seçmeyi tercih ediyorum. İşte favorilerim... Kanal D, kasım ayıyla birlikte “İnadına Yaşamak” diyecek. Adından da anlaşılacağı üzere dram ağırlıklı bir konusu var... Show TV’nin yüzünü bir komedi işi olan “Sevdaluk”un güldüreceğinden eminim. Erdal Özyağcılar ile Demet Akbağ bana göre iyi bir ikili olmuş...

Atv’nin yeni işi “Bugünün Saraylısı” diğer işlerin arasından sıyrılan bir dizi. İnce bir “Aşk-ı Memnu” havası olsa da bu tür “ihtişamlı hayat” işlerine mesafeli olan kanalın bu makası kapatacağını düşünüyorum... Star TV kuşkusuz izlenmesi en garanti işini ocak ayına saklıyor. Nermin Bezmen romanından uyarlanan “Kurt Seyd ve Shura”, ismi değiştirilirse Kıvanç Tatlıtuğ faktörüyle rakiplerinden bir adım önde gidebilir... TRT’nin yeni işleri için garanti veremem ama gençlik ağırlıklı bir dizi olan “Gönül Hırsızı”, yoğun bir “Ekmek Teknesi” kadrosu gazıyla izleyiciyle bir şekilde buluşacaktır... 10 küsur dizi içinden benim seçtiklerim bunlar. Ama asıl favori seçkiyi evinde reyting ölçen cihaz olan aileler belirleyecektir elbette. Ne denir ki; ya nasip!

[[HAFTAYA]]

KİM YALAN SÖYLÜYOR?


Sosyal medya üzerinden reyting ölçümleri başlayacak. Bu işi kısmen TV ile ilgilenen birilerinin yapıyor oluşu iyi. Ama ne bileyim sadece Twitter üzerinden bile bir reyting analizi yapacak olursak sitedeki rakamlarla reyting tablosundaki rakamlar arasındaki makas çok açık... Şu garanti; dünya çapında hakkında en çok görüş girilen, başlıklar çıkaran programlar Türkiye çapında yerlerde sürünüyor. Hakkında zırnık kadar yorum olmayan bazıları ise reytinglerde alıp başını gitmiş durumda... Sosyal medyadaki popülerlikleri üzerinden baş tacı edilen dizilerin ya da programların reyting matematiğinde toslaması işini doğru dürüst kim açıklayacak, merak ediyorum?

Eylüle uzanan Acun etkisi!


Önceki gün Acun Ilıcalı’nın TV kanalı atağını yazmıştık. Birçok TV yöneticisi arkadaşımla konu üzerinden sohbetimiz oldu... Acun’un eylül ayına kadar Star TV ile anlaşması devam ediyor, bu net. Bunun dışında kuracağı kanalın yanı sıra diğer ana akım kanallara iş vermesi durumunda Acun TV projesinin ticari bir düş kırıklığına dönüşmesi de zor... Ama asıl zor olan daha bugünden yeni sezon için yayın planlaması yapan kanal yöneticilerinin Acun’u nereye yerleştirecekleri sorunsalı... Acun’suz bir kanal ile Acun’lu bir kanal arasındaki reyting farkı yüzde 7. Hani amiyane bir deyim olacak ama “boru değil”...

Farinelli diyorum İl Castrato diyorum!

“Muhteşem Yüzyıl” (Star TV) senaristlerinin hadım ağa ya da harem ağası olarak kabul ettiğimiz Sümbül Ağa’dan reyting beklentisi geçtiğimiz hafta beni dehşete düşürmüştü... Bu bölümde dehşet çıtası bir hayli yükseldi. Hadım olan bir adamı bildiğin halvete soktular be sevgili okur... Elbette insan sevecektir. Ama aynı zamanda bilimsel bir gerçek; sevişemeyecektir. “Olsun, biz insani duygulara oynuyoruz” kafasına en az yirmi kez aralık vermeden “Farinelli/ İl Castrato” filmini izlemelerini öneriyorum... İğdiş edilmiş genç bir adamın adına aşk dediği duyguları pratikte nasıl yaşadığını en dramatik şekliyle görmeleri açısından. Yoksa bizim kafayla her şey mümkün. Peh!

FATİH’İN PABUCU!

Kulisler çok netleşti. “Fatih” (Kanal D) dizisi önümüzdeki pazartesi akşamı yayınlanacak olan 5’inci bölümüyle yayından kalkacak, final yapacakmış... Hikayeyi bir bölümde bağlayabilmek işin en zor yanı. Öyle ya, bu proje en az iki sezon için hazırlanmış bir beynin ürünü. O beyin şimdi iki sezonu bir bölüme yani 78 ayağı bir pabuca sığdırmak zorunda. Yetenek diye buna derim ben, eğer yapabilirse...

SERMAYEYİ KEREM’E YÜKLEMİŞ!

“A.Ş.K.” (Kanal D) dizisinde tefeci kardeşimiz yeşil ceketini çıkarıp kendine çekidüzen verdi. Sadece gömleğinin yakası düğmeli. Onun da sembolik bir anlamı olduğunu Kerem’e söylediği “Bana düğmemi açtırma” sözüyle anlamış olduk... O değil de benim bildiğim tefeciler riski birkaç müşteriye yayar. Yani geri dönüşümü zor kredilerin açtığı yaraları başka yerden gelen kazançla yamarlar... Bu dizideki tefeci arkadaş sadece Kerem ile ilgilendiğine göre sanırım sermayenin tamamını tek mağdura/müşteriye yüklemiş... Yoksa işin takibiyle bizzat uğraşmasını insan başka türlü açıklayamıyor. Bir de o tiple nasıl “risk sevmeyen” bir tefeci profili çizebildiğini?