Kurtlarla muhteşem pişti!

24 Kasım 2013, Pazar 05:00
AA

Biliyorsunuz “Kurtlar Vadisi Pusu”da (atv) İhtiyarlar var. Memleket siyasetini ve gündeliğini dizayn ediyorlar. Mevzuları derin. Eski söyleyişle derin devlet gibi bir şeyler... Eski filan deyince; izleyicilerden biri uyardı, “Mesut ağabey, Polat’ın da içli dışlı olduğu bu İhtiyarlar, Kanuni zamanında da çok etkinlermiş baksana. Barbaros Hayrettin Paşa, Mihrünisa Hatun filan derken devlet modeline sürekli çomak sokuyorlar”... Doğru vallahi diye içimden geçirdim. Dizideki (Muhteşem Yüzyıl/Star TV) devlet meseleleri son bölümlerde bir hayli derinden gidiyor. Hatta insan izleyince alt başlığı “Aşk-ı Derun” olan diziyi “Devlet-i Derun” olarak düzeltmek ihtiyacı duyuyor. İyi saptama olmuş, ne denir ki?

* [[HAFTAYA]]

BULUR BİR ORTAK YAHU!


Acun Ilıcalı’nın sermaye sıkıntısına düşüp TV işinde sendeleyebileceği söyleniyor. O zaman ben de kimsenin dile getirmediği bir ayrıntıyı aktarayım... Acun kafasına kendisine ait bir TV kanalı fikrini koyduğu zaman iki ünlü medya patronu bizzat ortak olmak istemişler... Öz sermayesinin buna yeteceğine inanan Acun iki teklifi de kibarlıkla reddetmiş. Olur da ileride fazladan bir finansal yükle karşılaşırsa potansiyel ortakları hazır. Alır birini yanına, yürütür teknesini!

*

Gönül Hırsızı iş üstünde!

“Gönül Hırsızı” önümüzdeki ay TRT 1 kanalında yayına başlayacak. Her ne kadar bir “Ekmek Teknesi” kadar olmasa da ekibin kendi içinde farklı bir mizahı olan mahalle dizisi çıkarmak istediği kesin... Başrolde uçağı Amazon ormanlarına düştükten sonra bir şekilde memlekete dönerek bir minibüse şoför olan inceden kaçık karaktere hayat veren Hasan Kaçan ağabeyimiz dizinin ezber bozacağını iddia ediyor... Kanıtı sağlam vallahi. Yani tıpkı “Ekmek Teknesi” gibi dilimize pelesenk olan bir takım cümleler çıkaracağı kesin. “Aşparakonda” onlardan biri. Tam olarak ne anlama geldiğini yazarın kendisi de bilmiyor. Bir titreme sonrası ortaya çıkmış bir nida. Sonra bir anda dizinin temeline oturmuş... Bir de tekerlemeleri var; “Sarmala yavrum sarmala” gibi bir şey. Buradan bakınca gülünesi bir iş çıkacak gibi... Ama ne zaman? O konuda bir tuhaflık var. Çekenin yayın tarihi verememesi de bu tuhaflıklardan biri. Biz de onun gibi “bir aralık bulursa başlayacak elbette” diyerek mevzuu bitirelim...

*

Karneleri ayrıştırmalı...

TV yapımlarının performans karnesi olarak kabul ettiğimiz ilk yüz listesinde hızlı bir bölünmeye ihtiyaç var. Çünkü sapla saman iyice birbirine girdi... Reklam verenler başta olmak üzere artık sokaktaki adamın bile incelediği bu listede dizileri ayrı, haberleri ayrı, spor programlarını ayrı, kuşak programlarını ayrı, şovları ayrı, çocuk yapımlarını ayrı listelerde toplamakta fayda var... Böylece hakikaten kimin ne kadar izlendiği bir miktar daha netleşmiş olur. Mümkünse de listelerden tekrar ve özet ya da özel gibi sıfatların atılarak saf sonuçların ortaya çıkması kafalardaki “kim ne kadar izleniyor?” sorusuna çok daha net yanıt verecektir... Yoksa hakikaten kör dövüşüne dönen bu TV ringinden yara almadan çıkmak mümkün olmayacaktır...

*

İnatlaşmadan anlatsak...

“İnadına Yaşamak” Kanal D’de önümüzdeki perşembe yayına girecek olan yeni bir dizi. Sanem Çelik uzun bir aradan sonra ekrana dönüyor. Keza Oktay Kaynarca ilk kez tipini değiştirmiş bir profille izleyici karşısına geçecek. Hikayenin de sağlam olduğu söyleniyor... Yani şartlar maça uygun. Ancak küçük bir sıkıntı var. İnsan böylesi iddialı bir dizinin fragmanlarını izleyip “ne anlatacaklar acaba?” duygusuna kapılıyor... Yapımcı biraz daha anlaşılır tanıtımlarla bize “İnadına Yaşamak” dizisinde neyin beklediğinin ipucunu vermeli. Seyircinin aklıyla inatlaşmadan yani...

*

DİZİ YA DA BELGESEL FARK ETMEZ!

TV’de haftanın en çok konuşulan beş meselesini özetleyelim. Başbakan’ın Diyarbakır çıkartması, Ahmet Kaya’nın linç edilmek istendiği Magazin Gazetecileri Derneği gecesi, dershanelerin kapatılması kararı, “ulan” lafının etimolojik anlamı ve Milletvekili Sırrı Sürreya Önder’in medeni durumu... Gelecek haftaya bu beşin beşi de kalmayacak eminim ve başka bir evrende yaşıyormuşçasına hepsini unutacağız. Bu kadar hızlı bir gündemin olduğu ülkede sadece belgesel izleyenlerle sadece dizi izleyenlerin arasında fark yoktur bana göre. Hiç birbirlerini aşağılayıp durmasınlar!