Maç olmasa skor muhteşem olacaktı!

30 Kasım 2012, Cuma 05:00
AA

“Muhteşem Yüzyıl” (Star TV) dizisinin reytingleri merak konusuydu. Başbakan’ın içeriğine itirazı ve hukuku işaret etmesi üzerine dizinin kaderi de tartışılır olmuştu... Ama aynı kader merak duygusunu ikiye katladı. Eğer Fenerbahçe-Pendikspor arasında oynanan futbol maçı olmasaydı dizi tarihi bir izlenme rekoruna imza atacaktı.

Yine de geçtiğimiz haftalara oranla izlenme oranında dramatik bir yükselme oldu diyebiliriz... Bu istatistiki bilgiyi bir kenara koyarsak genel bir itirazı not düşmekte fayda var. Özellikle Hürrem Sultan ve Pargalı İbrahim diyaloglarında kısık sesle konuşulan sahnelerde izleyici meseleyi duymakta ve anlamakta zorluk çekiyor...

Biraz şive, biraz da kelimelerin yuvarlanıyor oluşundan kaynaklanan bu meseleyi sanırım senaristler fısıltı diyalogu yazmadan aşabilir... Bir de “dizi tesviyeden geçti mi?” sorusu var ki, Kanuni ile Firuze’nin mesafeli yakınlaşması bende “geçmiş olabilir” duygusu uyandırdı; bilmem ne dersiniz?

[[HAFTAYA]]

ÇAĞATAY’IN SESİNE DİKKAT!

“Yalan Dünya” (Kanal D) dizisindeki karakterler giderek karikatürize bir hal alıyor. Senarist Gülse Birsel ekranın yazıp denedikten sonra bir karakteri iyice karikatürize edip odaklanma yaratan yazarlarından... Yine de mesela bir Çağatay karakterinin giderek aslan kükremesini andıran bağırtıları dizinin bütünlüğü içinde bir hayli itici duruyor. Çağatay kükredikçe açıkçası el kumandaya gidiyor... Başlangıçta sempatik gelen bu karakterin ses desibeli üzerinden komedi üretme çabasına gerek yok. Bağırmasa bile yeterince orijinal duruyor...

Osman saçtan mı ibaret?

“Öyle Bir Geçer Zaman ki” (Kanal D) dizisindeki Osman ilkokul çağlarından beri uzattığı saçlarıyla bugün konuşulan kıyafet serbestisinin mesajlarını ekranda veriyor gibi... Bildiğim kadarıyla okullarda yönetimin özellikle saç ve sakal tıraşı konusunda çok uzun yıllar öncesine dayanan hassasiyeti vardır... Mesela benim bir öğretmenim saçımın fazla uzun olduğunu düşünerek kâküllerime ortadan bir makas atmıştır. O günden sonra bırakın saç uzatmayı limon bile sürmemiştim kafama... Ama sanırım Osman küçüklüğünden beri bu anlamda şerbetli. Öğretmenleri filan çocuğun simasını saçtan ibaret olarak düşünüp yadırgamıyorlar sanırım. Çünkü ortadaki resmin başka bir izahı yok!

Badem gözlü mü oldu?

“Kuzey Güney” (Kanal D) dizisinde “kör ölür badem gözlü olur” özdeyişini hatırlatacak bir durum oluştu. Geçtiğimiz sezon dizideki ağırlığını eksen kaymasıyla kaybeden Cemre karakteri evlenince bir anda tüm ekibin gözdesi oldu sanki... Kuzey resmen Cemre’ye odaklı yaşıyor. Barış desen bildiğin psikopat kıvamına girdi. Önceki akşam Güney bir şekilde Cemre’ye “seni hâlâ seviyorum” deyince ben de ister istemez “yok artık” dedim... Karakterlerin içindeki Cemre sevgisi ne oldu da artezyen kuyusu gibi patlayıverdi, kendi adıma hakikaten merak ediyorum...

KASTEN FİLAN DEĞİL!

“Ben Bilmem Eşim Bilir”de (Kanal D) yarışan eşlerden birinin oyuncu ajansına kayıtlı oluşu yarışmaya ajanstan yarışmacı seçildiği eleştirisini gündeme getirmişti... Önceki gün yarışmanın sunucusu İlker Ayrık, “Böyle bir şey var mı?” sorusuna netlikle “Hayır” yanıtını verdi. Şimdi eğri oturup doğru konuşmak zamanı... Eğer ki bu yarışma duyurusu yapılmadan pat diye başlamış olsaydı mevcut soru benim de aklımı kurcalardı. Ama kişisel olarak yarışmaya yüzbinden fazla başvuru olduğunu biliyorum... Yapımcının yapması gereken tek şey çiftlerden hangilerinin daha çok reyting getirebileceği ihtimali üzerinde düşünmek. Dünyada hemen her yarışmada adayların profili yaratıcı ekip tarafından incelemeye alınır ve ekrana taşınır... Böyle bir gelenek dururken kast ajanslarına ekstra para saymak yapanın da kanalın da işine gelmez. Dolayısıyla durum oyuncu siparişinden çok, iyi analizin bir sonucudur!

BİTTİ BİTİYOR!

Yayın periyodu iki haftada bir olarak ekran tarihine geçen “Hayatımın Rolü” dizisinde sona gelindiğinin haberini verelim. Star TV’nin yaz projesi olarak başlayıp devam ettirdiği ender işlerden biri olan Haluk Bilginer’in dizisi önümüzdeki hafta ekrana veda ediyor... Bir Amerikan filminden uyarlanan ama dozunda duygusallıkla orijinalinin bile önüne geçen bu dizinin bitmesine kim üzülür bilemem ama benim kalbimin kırıldığını not düşebilirim... Oysa özellikle bu sezon felaket habercisi gibi yazılar yazan TV eleştirmenlerinin yüreğinin çoktan nasırlaşmış olması gerekirdi, değil mi ya? Olmuyor işte, göz görünce gönül de dayanamıyor arkadaş!