Mehmet Ali Erbil neyle dönüyor?

15 Nisan 2014, Salı 05:00
AA

Sanırım o tanıtımı izlediniz. Mehmet Ali Erbil “yakında” bir şeyle ekranda olacak. O bir şeyin ne olduğunu buz gibi biliyorum. Ama söyleyip de sürprizi bozmayayım. Hem Mali’ye bu kadar beklediği için hem de Star TV’ye heveslendiği için ayıp olur... Yine de insan ipucu vermeden yapamıyor. Dümeni geçtiğimiz seneye, çok güldüğünüz şovlara doğru kırın. Eğer hafızanıza güveniyorsanız soruları, yanıtları, yarışmacılarıyla kahkaha attıran bir iki seçenek bulacaksınız. Onlardan biri işte... Yeni işi Mehmet Ali’nin tatlı şımarıklıklarını ve şovmen tarafını fazlasıyla gösterebileceği bir platform olacak. Daha önce başkasını zirveye taşıyan bir iş kısacası... Eh zihninizde hâlâ bir şeyler oluşmadıysa, mayıs ortasını bekleyin; göreceksiniz!

[[HAFTAYA]]

Sevsen de sevmesen de...


Eleştireni eleştiremezseniz kantarın topuzu kaçar. Adil olmak adına bir denge kurabilmek şarttır... O yüzden çuvaldızı bu kez kendime batıracağım. Hem de bir okurumun sözcülüğünde; “Kibar Nazif’in (Karadayı/atv) idam edilerek veya kurtarılarak hikayenin merkezinden çıkarılıp, ana temanın Beyefendi ile mücadeleye oturacağını görmüyorsunuz... ‘Savcı Turgut ölürse olmaz’ dediniz öldü, bıçak yarası ile çekilen sahnelerin tutarsızlığını yazdınız ama kahramanın bizim yapamadıklarımızı yapabildiği için sevildiğini unuttunuz. (Aslında dediğiniz gibi o bıçak yarasından mütevellit insan kan kaybından ölür.) Feride’nin, Yasin’in, ailenin aptallıkları insanı sıkıyor ama çaresi yok ve hızlı üretilen senaryo yine de başarılı... Dönem dili kullanma gayretiyle yanlış manalar verilerek serpiştirilen kelimeler senaristlerin Türkçe konusundaki zafiyetini gösteriyor. Sadece dilde değil ama hukukta da zaafları var; 1974 affının isnat edilen suçun işleniş tarihi itibarıyla geçerli olduğunu bilmiyor gibiler... Hatırlıyor musunuz bilmiyorum? ‘Kurtlar Vadisi’ne birkaç bölümlüğüne bir Sırp keskin nişancısı getirilmişti ve Polat’ın fırlattığı çakmağı havada vurabilen bu arkadaş, Polat o koca gövdesiyle güya zig zag yaparak koştuğu için Polat’ı vuramamıştı... Unutmayın seyirci severse yer, sevmezse yemez.” (Teşekkürler Kazım Eryılmaz)

*

Çarkıfelek ile yeniden...


Kanal D’nin Ramazan ayına hazırladığı bombalarından biri, ekran klasiği olarak bildiğimiz “Çarkıfelek” olacak deniyor... 40 bölüm çekilmesi düşünülen yarışmayı sunması için çok sevimli bir isimle görüşüldüğünü duydum. Mesele imza aşamasına kadar gelmiş... Bu arada formatı elinde tutan isim de bugüne kadar günlük dizilerle ismini duyurmuş bir yapım şirketinin eski yöneticisi. Bu, onun da ilk sınavı olacak açıkçası... Ama şifre doğru kurulur, izleyici Mehmet Ali Erbil’den başka bir sunucuya da şans verirse (aslında ilk sunan Tarık Tarcan’dı) yaz aylarının işinin “Çarkıfelek” olacağını söyleyebiliriz...

*

Gelecek yılın adı; Arkası Yarın!..

Gelecek sezonun özetini şimdiden yapalım isterseniz. Eylül ayından itibaren bütün büyük kanallar yüksek bütçeli diziler yerine küçük maliyetli gündüz dizilerine yönelecekler... Hatta bu konuda son derece temkinli olan kanallarda bile hazırlıkların tamamlandığını söyleyebilirim. Reytingin yaşattığı dizi kıyımı sektöre tokat üzerine tokat indirirken dinamikleri ayakta tutmanın başka da yolu yok açıkçası... Star TV, FOX ve STV kanalları bu yöntemi iki ya da üç yıldır başarıyla uyguluyor. Show TV bir türlü başaramadı. Atv ve Kanal D bu topa hiç girmedi ama kaçış yok... Seneye “Arkası Yarın” işlerin patladığı bir ekran topluluğuna şahitlik edeceğiz, şimdiden saatinizi kurun isterim...

*

Diziler birbirini dikizliyor mu?


Kara Para Aşk” (atv) dizisinde Elif Denizer ve ailesinin hayatını mahveden kişi aslında onların en büyük dost olarak bildikleri iş adamı Tayyar değil mi? “Kurt Seyit ve Şura” (Star TV) dizisinde ise Seyit ve Şura’nın en büyük düşmanları ikisinin de yakın arkadaşı, sırdaşı Pedro’nun bizzat kendisi, gördüğümüz kadarıyla. Ancak maalesef onlar da bu gerçeği bilmiyorlar... “Bugünün Saraylısı” (atv) dizisinde Savaş, ailesinin intikamını almaya çalıştığı Ata Bey’in öz kızına aşık olurken, “O Hayat Benim” (FOX) dizisinde Ateş karakteri anne ve babasının öcünü Mehmet Emir Atahan’dan almaya çalışırken onun gerçek kızına gönlünü kaptırıyor... Tesadüfe bakın ki, hem Ata Bey hem de Mehmet Emir Bey, bu kızların kendi öz evlatları olduğunu bilmiyorlar... “Aşkın Bedeli” (Star TV) dizisinde ise Alper karakteri doktor ama gerçek mesleğini bazı nedenlerden dolayı yapmıyor(du). Aynı durum “Bugünün Saraylısı”nda Fatih karakteri için de geçerli. Ailesi aynı “Aşkın Bedeli” dizisinde olduğu gibi doktorluk mesleğini yapması için çabalıyor... Dizilerin fantezi dünyası tuhaf olduğu kadar sınırlı da sanırım. Bir de şu var sanırım; ya rakiplerini izlemiyorlar ya da gözlerini ayıramıyorlar, ne dersiniz?