Muhteşem Yüzyıl'da haziran var mıydı?

04 Mart 2011, Cuma 05:00
AA

Cehaletime verin ama Muhteşem Yüzyıl’da (Show TV) gemilerin sefere çıkacağı ayın haziran olarak dillendirilmesinde bir sıkıntı yok mu? Bildiğim kadarıyla o yıllarda hem dil içerisinde hem de gündelik kullanımda haziran diye bir ay telaffuz edilmezdi... Dizide anlaşılabilir olmak için metinler yarı Türkçe yarı Osmanlıca yazıp duruluyor. Fakat çok akıl karıştırıcı bir lisan oluyor bu...

[[HAFTAYA]]

Sürekli geçmişle bugün arasında gidip gelmek zorunda hissediyor insan kendini. Hakikaten yorucu bir mesele olduğu için altını çiziyorum... Nasıl ki Papa’nın şivesini filan düzeltip su gibi Türkçe konuşur hale getirdiniz, şu diyaloglarda geçen lisana da bir karar verin sevgili metin yazarları... Ya Osmanlıca olsun, bir şey anlamayalım. Ya da günümüz Türkçesi’nde yazılsın doğru anlayalım. Ne dersiniz?

Rutkay Aziz boğuluyor mu?

Sırat’ta (Star TV) oyunculuklara söz yok. Ekip hakikaten iyi seçilmiş. Rutkay Aziz mesela kötü baba tiplemesinde mevcut rakibi Erdal Özyağcılar’a ciddi bir alternatif... Kızmaca darılmaca yok ama Rutkay ağabey kelimeleri ağzının içinde saklıyor gibi konuşunca diyaloglar çok da anlaşılır olmuyor. Özellikle de yüksek sesli sahnelerde ne dediğini anlayabilmek için hakikaten ekstra yoruluyor insan... Avrupa Yakası’nda daha anlaşılır bir konuşma stili vardı. Burada acaba ses miksajında mı sorun var? Konuşmuyor da boğuluyor gibi koca adam!

Aile rızası olmadan evlenilir mi?

Bildiğim kadarıyla Öyle Bir Geçer Zaman ki (Kanal D) dizisinde Aylin henüz 18 yaşını tamamlamamış bir kızımız. Medeni Kanun’a göre ailesinin rızası olmadan evlenebileceğini düşünmüyorum... Ama o evleniyor. Sanırım bunu da mantıklı bir finale bağlayacak dizi senaristleri. Tam da “bak yakaladık açıklarını” derken ters köşeye yatırıyor izleyenlerini... Üstelik Ezel gibi aynı bölümde değil, konuyu soğutup unutturduktan sonra yapıyorlar bunu. O yüzden dizi hakkında “açık yakalamaktan ziyade izleyip tadını çıkarmanın faydası var” diye düşünüyorum artık...

Dizilerde kabus kuşağı!

Derin Sular (Fox TV) iki yıl öncesine kadar dizi izleyicileri için hiç alışık olmadıkları bir saatte yayınlanarak giriyor hayatımıza... Prime time sonrasında gece yarısına doğru; üstelik günlük bir dizi olarak. O saat için fazladan entrika dolu da bir hali var. Mesela Yaprak Dökümü boyunca iyi mi yoksa kötü mü olduğunu asla kestiremediğim Ali Rıza’nın aynısından burada da var.

Babacan mı, şeytan mı; henüz karar verebilmiş değilim. Ama en azından o saatte yayınlanan bir dizi için fazla yorucu bir konusu var, bunu söyleyebilirim... Acaba Fox TV’nin dizi severlere alışkanlık haline getirmeden bu yap-boz tahtasını andıran diziyi daha erken bir saate almasında fayda olabilir mi? Hani yeterince yoruluyor dizi müptelaları gün boyu entrika hesaplarından. Bırakalım rahat uyusunlar bari!

YENİ GÜNÜNDE GÜLDÜRÜYOR!

Komedi Dükkanı da (Star TV) günü saati değişen işlerden biri oldu. Doğrusunu söylemek gerekirse çarşamba cangılında boğulup gidiyordu bu tatlı güldürü... Şimdi cuma geceleri, ne bileyim insanların gülmeye daha meyilli olduğu saat dilimlerinde arayacak izleyicisini. Son zamanlarda kaybettiği kadarını toplasa yeter... Hakikaten dizi izleyeceğim diye, bütününü kaçırınca bir şey anlaşılamayan bu güldürüyü kaçırıp durduğuma hayıflanmaya başlamıştım. İyi oldu yeni yeri. Hayırlı da olur inşallah!

Türkiye’de ciddi bir ilk!

Türkiye’nin belgesel kanalı İz TV bir inanılmaza imza atıyor. Sadece bir dizi için bile bir araya gelseler reyting rekoru kıracağı garanti olan bir kadroyu “Dokuz Sıcak Nokta” isimli bir belgeselde topluyorlar...

Kimler var diye soracak olursanız, bildiklerimi saymam kafidir sanırım. Nejat İşler, Haluk Bilginer, Erkan Can, Pelin Batu ve belki de Sezen Aksu kadro içinde görünüyor... Dokuz Sıcak Nokta bu yüzlerin tanıklığında 9 ayrı kente farklı bir dille yaklaşıyor. Senenin işleri içinde diyebiliriz. Hele ki oyunculuğu artık sadece dizilerde görmeye alışan ve bundan bunalan büyük bir kitle için!