Muhteşem Yüzyıl'ı hangi ülke satın alacak?

18 Mart 2011, Cuma 05:00
AA

Muhteşem Yüzyıl’da (Show TV) İtalyanca konuşan Papa ve kardinallerin alttaki orijinal seslerinin üstüne aksanlı bir Türkçe ile seslendirme yapmaları meselesi komikti... Bir süre bu komedi unsurundan vazgeçen yapımcılar önceki gece yine aynı yöntemle getirdiler oyuncuları ekrana. Alttaki orijinal sese alt yazı verilebilir ya da üstteki Türkçe seslendirme aksansız gerçekleşebilirdi.

[[HAFTAYA]]

Yapmadıklarına göre bir bildikleri var sanırım. Neyse... Asıl mesele dizinin jeneriğinde görevlerin hem Türkçe hem de İngilizce yazılıyor oluşu. Belli ki Muhteşem Yüzyıl gözünü uluslararası dizi pazarına dikmiş... Ve sadece Arapça ya da yakın coğrafya dillerinin kullanıldığı ülkeler değil daha geniş bir pazarda müşteri arayacakmış gibi geliyor bana... Bakalım ilk ihracatı hangi ülkeye yapacak? Avrupa ülkelerinin bu diziyi alıp geçmişlerindeki hüzünlü anları izleyeceğini sanmıyorum... Eğer olursa işte o zaman en azından diziler anlamında Muhteşem Yüzyıl’a girdiğimizin resmidir, haberiniz ola..

Kurtuluş mutfağımızda!

Star TV’de tüm gün kuşaklarına doping kararı alınmış belli ki. Yerel tatların bizzat orijinal coğrafyalarında tanıtılacağı günlük bir yemek programı “Soframız”, Gizem Soysaldı’nın sunumuyla hafta içi her gün ekranda olacak... Diğer kanallardaki yemek programlarında da gözle görülür bir artış olduğuna göre gidişat gösteriyor ki ya çok yakında şişip patlayacağız ya da kültürümüze sonradan giren fast-food’u tarihe gömüp kendi lezzetlerimizle dengeli bir beslenmeyi tutturacağız... Dilerim ikinci şık olur. Çünkü mutfak kültürümüz şişmeyi değil, beslenme ve lezzeti esas aldığı için yüzyıllar boyunca dünyanın en sağlıklı mutfakları listesinde hep zirvedeymiş!

Biyoenerjinin daniskası!

Korktuğum oldu. İbrahim Tatlıses’e düzenlenen saldırının magazinleşip suyunun çıkarılacağından korkuyordum. Malum reyting getiren bir meseleydi ekranda... Aynen oldu. Önceki gün Kanal 7 ekranlarındaki İkbal Gürpınar’ın programında hâlâ yaşama tutunmaya çalışan Tatlıses için biyoenerji duası yapıldı... Duaların gücüne inanırım. Çünkü inançtan alır enerjisini. Ama bu şekilde fantastik hale getirilmeleri, üstelik bunu İbrahim Tatlıses’in isminin kullanılarak yapılması çok da şık olmuyor. Dilerim aynı rahatsızlığı yayıncı da paylaşmıştır...

Osman genetik olarak yırtmış!

Birkaç bölüm önce küçük Osman su altında nefessiz kalma rekoru kırmış, aralarında benim de olduğum meraklı kalabalık bu duruma hayli şaşırmıştık... Artık şaşırmıyoruz. En azından genetik gerçeğine inanan ben şaşırmıyorum. Malum Osman’ın babası Ali Kaptan baygın bir şekilde düştüğü denizde dakikalarca nefessiz kalmasına rağmen ölmemeyi başardı... Bu da demek oluyor ki Osman da babasının oğlu. Onun genlerini taşıyor ve su altında da yaşayabilecek bir ciğer yapısına sahip... Öyle Bir Geçer Zaman ki’de (Kanal D) geçmeyen tek zaman su altında kalınan süreler anlayacağınız. Bu arada su altı tüpsüz dalış rekortmenimiz Yasemin Dalkılıç’ın da genlerini araştırması lazım. Sanırım ailesinden birileri geçmişin bir yerinde Zeyrek’te yaşamış olabilir; ne dersiniz?

Valide Sultan’ın perdesi...

Vallahi gözden kaçırmam imkansız. Yaşına rağmen güzelliği ve fiziğiyle hâlâ genç kız çatlatan Nebahat Çehre, Muhteşem Yüzyıl isimli dizideki Valide Sultan rolüyle de pırıl pırıl duruyor ekranda... Ancak sultanımızın bir önceki dizisi Aşk-ı Memnu’da kullanılan filtreli çekim yöntemi bu dizide de kullanılıyor gördüğüm kadarıyla. Onun oynadığı sahnelerde hafif bir perde var görüntüde. Ve o perde olması gerekenden çok daha genç gösteriyor Çehre’yi... Aşk-ı Memnu ya da Aşk-ı Derun isimler hatta asırlar değişse de Nebahat ablamız için gerçek değişmiyor; o hep sisli ve güzel!

Sesimi duyuyormusunuz?

Önceki akşam Çok Güzel Hareketler Bunlar’ın (ÇGHB) tekrar bölümü geldi Kanal D ekranına. Ama öyle büyük bir ses sorunu vardı ki neredeyse sessiz film izlemiş kadar oldum... Televizyonun sesini sonuna kadar açmama rağmen replikleri hakikaten yakalayamadım. Acaba cihazda mı arıza var deyip aynı tondan başka kanala geçtim ki hoparlörler patlıyordu az daha... Birçok izleyici aynı sorunu dile getirince bölüşmeden olmadı. Bu arada bardağın dolu tarafına bakarsak; ÇGHB’yi sessiz izlemek de fena olmuyormuş, o da ortaya çıktı!