Ne kadar ekmek o kadar köfte!

12 Nisan 2015, Pazar 05:00
AA

Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek diye bir deyim var. Ekrandaki aksiyon işlerinde geçtiğimiz yılların standartlarının çok üzerine çıkıldı... Belki bir “Game Of Thrones” ya da “The Vikings” gibi kült dizilerin seviyesine gelinmese de örneğin bir “Filinta”, bir “Diriliş Ertuğrul” (TRT 1), bir “Kara Kutu” (Kanal D) artık geçmişteki gibi kafa bulacağımız türden işler değil... Türk dizileri yılların “Kurtlar Vadisi Pusu”, “Arka Sokaklar” (Kanal D) gibi kült işlerinin yapamadığı, daha doğrusu acemice yapmakta ısrar ettiği aksiyon sahnelerini bu işin gerçek profesyonellerine teslim ederek kendi çağını atlamış oluyor... Ve açıkçası izleyiciyi de kendine hayran bırakıyor. Evet, göreceli olarak diğerlerine göre çok daha maliyet çıkaran hareketler bunlar ama dünya pazarında vitrine çıktıklarında alıcıları hepsini iştahla istiyorlar... TV artık kısa vadede değil uzun vadede de iyi kazandıran bir sektör haline geldi. Kısacası biraz daha özeni ve yatırımı hak ediyor. Yatırın efendiler!

[[HAFTAYA]]

Aşk geometrisine gel!

Biz geometri bilimini dizilerdeki aşk üçgenlerinin hipotenüsünü alarak öğrendik. Çocukluğumdan bu yana ekranda hangi işi izlesem karakterler üçgenin kırk türlüsünü kuruyorlardı. Dolayısıyla aşk üçgeni bir süre sonra benim gibi izleyicileri sarmamaya başladı... Ve fakat bizde çare bitmez. Senaristler ne yaptı; köşe sayısını yükseltti. Şimdi dizi ekranında dörtgen, beşgen, altıgen ve hatta yamuk aşklar var... Dörtgen halini şu sıralarda “Beni Affet” (Star TV) dizisinde izliyoruz. Tunç, Feride, Eylül, Cüneyt dörtgeni kurmuşlar, iç açılarının toplamını almak da bize düşüyor... Neyse beterin beteri var. Bir dönem Adnan Bey, Bihter, Behlül, Nihal, Beşir ve Matmazel’in köşelerini oluşturduğu aşk altıgenini hatırlatmayayım isterseniz!

Çok Gezenti bilir!

“Çok Gezenti” son zamanlarda sıklıkla takıldığım bir TV2 yapımı. Yazar Burak Akkul hem yakın hem de uzak coğrafyaları bir el kamerası eşliğinde evimize taşıyor... Yanında kimi zaman yenge hanım oluyor, kimi zaman da meseleleri tek tabanca anlatmaya çalışıyor... TV2 sıklıkla yayınladığı için “Çok Gezenti” gözden kaçacak bir program değil. Mizahi anlatım tarzıyla kimi zaman da absürt sayacağımız komedi diliyle bu program bir hayli alternatif bir gezi rehberi gibi... Hani henüz rast gelmemişseniz bir göz atın derim. TV ekranlarında yeni bir Evliya Çelebi doğuyor!

Kulağımız radyoda!

Spor yazarı ve hayat adamı Bilgin Gökberk, Halk TV Radyo’da “Köyün Delisi” programında harikalar yaratıyor... Zeki Kayhan Coşkun hemen her gündüz ve gece kuşağında Show Radyo mikrofonlarından seslenerek kitleleri sokaklarda koşturuyor... Spor yazarı ve gazeteci Gökhan Dinç, Best FM’de Cem Arslan’ın sunduğu “Gazoz Ağacı” şovundan hemen sonra sade bir dille spor dünyasını yorumluyor... “Onur’un Taksisi”, haftanın neredeyse tüm günlerinde Karadeniz FM dinleyicilerine ve taksi esnafına yarenlik ediyor... Batuhan Yar, İstanbul Kent FM frekansından her cumartesi ve pazar gün ortasında dinleyenlerini 1960’lardan günümüze taşıyor. Gözümüz ekranda olabilir ama kulağımız radyoda. Öyle de kalacak gibi. Takılırsanız siz de eğlenirsiniz!

O taş ev var ya....


Müdavimimiz Mehmet Türk ayrıntıyı bir mimar inceliğinde yakalamış; “‘Kaderimin Yazıldığı Gün’ (Star TV) dizisinde Elif ile Kahraman herkesin karşı çıkmasına karşın aşklarını sonuna kadar yaşamaya karar verdiler... Baş başa romantik anlar yaşamak için de ‘Aşk-ı Memnu’da Bihter ve Behlül ikilisinin yasak aşklarını doyasıya yaşadıkları taş eve geldiler. Aynen Behlül ve Bihter gibi romantik ve çok da ağlak bir yabancı film izlediler. Kahraman da hâlâ evliydi ve durumları yasak aşktı. Yanlış görmediysek ‘Kocamın Ailesi’ (FOX) dizisinde de Tarık’ın kız kardeşi Gülay, saplantılı aşığı Ümit tarafından yine aynı taş eve kaçırılmıştı... Bir dizi eğer yüksek reyting alıyorsa ya da çok izleniyorsa rakiplerinden farklı bir aura yaratması lazım... Kahraman ve Elif’i izlerken insanın aklına malum ev sayesinde Bihter ve Behlül geliyor. Bihter ve Behlül’ün ruhları hâlâ o taş evde gezerken ve seyircinin hafızasına kazınmışken oldu mu şimdi bu?”. Haklısın Mehmet olmamış, olmayacak da...