Orço'ya yeteneksizsin diyecekler mi?

01 Mart 2012, Perşembe 05:00
AA

“Pis Yedili” (Show TV) ısınmak için yoğun çaba gösterdiğim bir dizi. Çünkü önümüzdeki on yıl boyunca magazin bültenleri ve beyazcamda izleyeceğimiz isimlerin oyunculuk atölyesi gibi geliyor bana. Sadece Ayşegül Aldinç veya Asuman Dabak için bile izlenesi bir iş diye düşünüyorum kimi zaman. Ama ne bileyim dayanabilmek için zamane gençlerinin jargonunu çözebilmek lazım. Bir şifre kırıcı bulabilirsem olabilir belki. Neyse. Anladığım kadarıyla dizinin abartılı komiği Orço önümüzdeki hafta yetenekleriyle “Yetenek Sizsiniz” yarışmasına konuk oluyor. Ya da tam tersi, yarışma diziye konuk oluyor. Bir nevi Acun serumu kullanılacak dizi için. Daha mı sempatik yapar yoksa tersi mi olur bilmiyorum? Ama jüriden birinin Orço’ya abartılı komikliğine istinaden “Kardeşim siz yeteneksizsiniz” diyerek malumu ilan etmesini bekliyorum!
[[HAFTAYA]]

Bir transferin düşündürdüğü


Günlük dizilerin işi daha kolay. İzleyicisini bekletmiyor. Bir dönem sonra kendini tekrar etse de her gün ekranda olmanın avantajıyla göreceli bir bağımlılık yaratıyor. Evde kimse seyretmese de televizyon hep açık durur bizim ülkede. Göz aşinalığı yoksa da kulak aşinalığı oluşur zaman içinde. Her gün aynı saatlerde aynı sesleri duymak bir süre sonra aileden biri haline getirir ekranda kim varsa onu. Sanırım bu yüzden giderek kanalların gözbebeği haline gelmeye başladı günlük dizi işi. Son olarak “Beni Affet” başlamasının üstünden çok zaman geçmeden transfer oldu Star TV’ye... Show TV’de giderek yükselen bir izlenme yakalayıp kısa sürede turnayı gözünden vurdu hani. Bunu bir kenara koyalım. Dikkatimi çeken şu; Star TV ilginç bir politika uyguluyor son zamanlarda. Bazı işleri yaratıldığı atölyede takip edip belli bir değere ulaşınca satın alıyor. Tutan işleri de bunlar oluyor zaten. Dikkatli bakın Star’da başlayıp Star’da gün yüzü gören iş sayısı yok denecek kadar az; haksız mıyım?

Her eve lazım Süleyman!

“Öyle Bir Geçer Zaman ki” (Kanal D) dizisinin Süleyman’ı Renan Bilek,“Burada Laf Çok”ta dizide yarattığı karaktere atfedilen sıfatlarla çok eğlendiğini söyledi. “İsviçre Çakısı” sıfatıyla başlayan bu yolculukta gelinen son nokta “Her Eve Lazım Süleyman” olmuş. Hakikaten de trajedi dozu giderek patlayan dizide yüz güldürebilen ender adamlardan biri. Dizinin iyi kalabilmiş yegane adamı hatta. Küçük Osman bile bozdu baksanıza. O değil de “Herkesin Süleyman tipi bir dosta ihtiyacı var” dedi Renan Bilek ve ekledi; “Benim bile!”...

O EV ŞİMDİDEN DOLMUŞ!

Serap (Ezgü) Paköz yeniden ekrana dönüyor. Şöhretini borçlu olduğu kadın meseleleriyle yine. Atv’de başlayacak olan “Yeniden Başlayalım” isimli kuşak programıyla son günlerde manşetlere taşınan kadına şiddet ve kadın çaresizliği konularına el atacak yine. Bu kez sadece konuşmayıp çözüm de üretecek. Hatta bu iş için daha program başlamadan kurulan misafir evinde mağdur kadınları ağırlamaya başlamış. Programa başvuran çaresiz kadınların sığınacağı yeni bir liman olmuş bu ev. İnanıyorum ki dolup taşacaktır yakın zamanda. Ama bu ülkenin üstü gaz beziyle örtülmüş yaralarından en önemlisi olan kadın hakları meselesini sadece travma dolu hikayelerle işleyip gündeme getirmekle bitecek mi her şey? Yara kabuk bağlayacak mı dersiniz? Bana göre hayır. Eskiden her şeyi devletten bekleyen kafa şimdi her şeyi televizyondan bekler oldu çünkü. Sizce de sağlıksız değil mi bu fotoğraf?

İŞTE MERAK EDİLENLER!


Mehmet Ali Birand bilinmeyenlerini açıkladı. Bazılarını sizinle paylaşmak istedim. Ünlü anchormanin 42 tane saati varmış. (Benimkine de göz dikti, 43 olacak sanırım) Saat ve kravatlarını ortak renk gözeterek alırmış. Kombinasyonları bizzat eşi Cemre Hanım yaparmış... Onu efsane haline getiren “Iııııı” uzatmaları dünyanın her dilinde hikayeye giriş için kullanılan bir anahtarmış(!). Ve Birand için bir ay 32 gün çekermiş. Daha fazlasını merak edenler Birand’ın kendini anlattığı bir belgesel çekmesini beklemek zorunda!

Kuzey Güney Ortadoğu!

Dünya dizi pazarı İstanbul’a taşındı. Hafta başından beri yerli dizilerimiz yakın coğrafyalar başta olmak üzere dünya televizyonlarına pazarlanıyor DİSCOP isimli organizasyon sayesinde. İlk giden dizi “Kuzey Güney” olmuş önceki akşam. 26 ülke yayın hakkını almış Kanal D’nin dizisinin. Çoğunluğu da Arap coğrafyasına ait ülkeler. Kıvanç Tatlıtuğ mesela; ilk dizilerinden biri olan “Gümüş”ten bu yana o coğrafyanın en beğendiği aktörlerden. Sadece bu bile pazar yaratmada önemli bir faktör. Oyuncularını Cihangir kahvelerinden Dubai cafelerine taşıyacak bir sektör haline geldi diziler. Ve sanırım çok yakında kendi kabuklarından sıyrılıp gidecekler!

SEKSENLER’İN DURUMU


Bu ülkede çok şey unutuldu. Siyaseti filan boş verin. İyi insanlar vardı. Kayboldular. Dayanışma vardı. Şimdi kendimize bile güven erozyonu yaşıyoruz. Saygı vardı. “Otobüste yaşlıya yer vermekle saygı gösterilmez” diyebilecek kadar genişiz artık. Aile hatta sülale kavramı vardı. Çekirdek aile tek kişiden o da insanın kendisinden oluşuyor şu an. Bu ülkede çok şey unutuldu. Ve unutulan o çok şeyin dizilere ilham kaynağı olduğunu görüyoruz şimdi. Ve yaşadığımızı, genetik hafızamızı, olması gerekeni bize anlattığı için unuttuğumuz bir başka duyguyla sarılıyoruz bazılarına; sevgiyle yani! “Seksenler” dizisi, nereden kaptığımızı kestiremediğim bu hafızasızlık virüsüne karşı geliştirilen bir aşı deneyi gibi. TRT’yi tekrar kamu kanalı yapabilecek kadar da güçlü bir aşı; tutar inşallah!